Avrupa’nın Parlayan Tiyatrosu; Didaskali!

Yaşam Kaya

Türkiye Tiyatrosu’nun Avrupa Tiyatrosu karşısında müthiş bir sıçrama gösterdiği şu günlerde, iktidar partisi Devlet Tiyatroları’nı kapatmak için uğraşırken, bir yandan da önüne geçemediği ‘Gezi Parkı İsyanı’ndan dolayı ‘Mi Minör’ oyununu ve Memet Ali Alabora’yı hedef gösterip, özel tiyatrolarda ‘hükümet eleştirisi’ yapılmasını engellemeye çalışıyor. Tüm olumsuzlukları bir kenara bırakıp bu hafta köşemde Paris’te tiyatro hayatını sürdüren, Türkiye’ye yaptıkları turnelerle adından söz ettiren Didaskali Tiyatro’yu kurucusu Çisil Oğuz’la konuştuk. İsveçli Yazar Lars Noren’in ‘Detay’ adlı oyununu Fransızca üst yazıyla oynayan grubun yakaladığı başarının sırrına değindik.

Fransa’dan gelerek ‘Keşmekeş’i geçtiğimiz eylül ayında GalataPerform’da sahneleyen Didaskali Tiyatro, Türkiyeli tiyatro severlere harika bir sezon açılışı sunmuştu.

Yaşam Kaya – Didaskali Tiyatro’nun kuruluş hikayesini anlatır mısınız? Neden Didaskali?

Çisil Oğuz – Nadir’le (Nadir Sönmez) uzun süreden beri beraber tiyatro yapıyoruz. Fransa’da beş sene geçirdikten sonra ana dilimizde oynamayı özlediğimizi fark ettik. İstanbul’da sahnelemek üzere ikimizin de içine sinen sade bir metin olan La Confusion’u seçtik ve bir topluluk kurmaya karar verdik. Bu amacımızda yanımızda olup bize destek vermek isteyen arkadaşlarımızla çalışmalara başladık. Maalesef topluluğa bir isim bulmak gerekiyordu, bir gün mutfakta otururken ‘didaskali’ kelimesi aklımıza geldiğinde bir bakıma içimiz rahatladı. Hem kelime anlamı itibariyle bizim tiyatro anlayışımızla ilgili bir fikir veriyor, hem de fonetik olarak hoşumuza gidiyor.

Yaşam Kaya – Paris’te tiyatro yaşamınıza devam ediyorsunuz. Fransa Tiyatrosu ile Türkiye Tiyatrosu arasında bir köprü olmayı hedefliyor musunuz?

Çisil Oğuz – Fransa ve Türkiye tiyatrosu arasında köprü olmayı hedefliyoruz demek bize biraz zor geliyor. İki ülke arasında çalışmalarını yürüten ve saygı duyduğumuz birçok sanatçı var. Biz ancak Fransa ve Türkiye Tiyatrosu’nun tatlarını ve farklarını görebilmiş, bir de tabi ki içerisinde Fransız ve Türk sanatçılar bulunduran bir kumpanya olduğumuzdan dolayı bu yolda ilerlemekteyiz diyebiliriz

Yaşam Kaya – İlk oyununuzu izlediğimde dürüst olayım, çok heyecanlandım. ‘Keşmekeş’i bir tiyatro eleştirmeni olarak, bu sezonun en iyi 5 oyunundan birisi görüyorum. ‘Keşmekeş’te Fransa versiyonundan etkilenme oldu mu? Yoksa oyun tamamen özgün bir çalışma mı?

Çisil Oğuz – Biz oyunu sahnelemeye karar verdiğimizde, La Confusion Rond Point tiyatrosunda, plastik sanatlar geçmişi olan bir yönetmen tarafından hâlâ sergilenmekteydi, izlememeyi tercih ettik. Oyunun çevirisinden sahnelenmesine tüm çalışma surecini biz sürdürdük, dolayısıyla evet özgün bir çalışma oldu.

Yaşam Kaya – Fransız yazar Marie Nimier oyunundan sonra İsveçli Yazar Lars Noren oyununu Fransızca sahnelediniz. Neden İsveçli bir yazarı Fransızca oynuyorsunuz? Avrupa Tiyatrosu’nu Fransız kültürü içinde eritmek bir amaç olabilir mi?

Çisil Oğuz – Kesinlikle kültürlerin birbirine karışması ya da birinin diğerine adapte edilmesi amaçladığımız şeylerden biri değil. Maalesef Lars Norén gibi bir yazarı ana dilinde (İsveççe) okuyamadığımız ve sahneleyemeyeceğimiz için böyle bir karar vermek gerekiyordu. Türkiye’de yabancı dilde oyun sık sahnelenmiyor. Tiyatroda sahnedeki duygunun ve hareketin yanı sıra oyunla birlikte gelişen ritmin de çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Dillerin arasındaki ritim farkı sahnedeki olayla ilgili olan ilişkinizi farklı noktalara taşıyabilir. Sadece ritim değil, dillerin kültürlerin aracı olmasıyla da bir ilgisi var tabi ki. Aynı zamanda sahnenin üzerinde ses ve görüntü şeklinde bir çift dilliliğin var olması, seyirci için metni mekansızlaştırıp bir derece kültürel sınırlarını ortadan kaldırıyor. Detay’da bu durumdan yararlanmak istedik.

Yaşam Kaya – Yeni oyununuz ‘Detay’da 90’lı yıllarda grup insanın psikolojik yaşamları, çevreyle kurdukları sosyal bağlantıları, sorunları, üzüntüleri, sevinçleri… vs anlatılıyor. İlk oyununuz ‘Keşmekeş’te ‘Kadın-Erkek’ ilişkisi üzerine sistemli bir eleştiri getirmiştiniz. İki oyunu kıyaslarsanız eğer, ‘Didaskali Tiyatro’nun ‘İnsan Psikolojisi’ üzerine özel çalışmalara yöneldiğini söyleyebilir miyiz?

Çisil Oğuz – Sizin de yaptığımız çalışmalara bizimle paralel bir görüş geliştirmiş olmanızdan dolayı çok memnun olduk. İnsana dair bir şeyler anlatabilmek için, hatta anlatmak bile denemez hissettirebilmek, bu konuda seyirci ile herhangi bir iletişime geçebilmek için küçük anlardan yararlanabileceğimizi düşünüyoruz. Rahatsız olmakla ilgili jestler gibi; önemli bir konuşmanın ortasında ellerin sıvazlanması, kontrolsüz kullanılan hareketler ya da sadece sessizlikler, bazen sessizlikleri engellemek için kullanılan sözler. Bunları keşfetmeye çalışıyoruz. Keşif alanı daraldıkça, ayrıntılar üzerinde daha çok vakit harcayabiliyoruz. Belki bu sebepten dolayı olay örgüsü ilişkilerden oluşan oyunları seçtik ilk iki projemizde de.

Yaşam Kaya – Fransa’dan kalkıp Türkiye’ye geliyorsunuz, Türkiye’de hızlı tırmanışa geçen tiyatro hayatının içine dahil oluyorsunuz. Bana göre başarılı da oluyorsunuz. ‘Didaskali Tiyatro’ Türkiye Tiyatrosu içinde kendisini nasıl tanımlıyor? Fransız Tiyatrosu adına neleri amaçlıyor?

Çisil Oğuz – Türkiye’de bizim gibi genç oyuncular için çalışmalarını profesyonel bir çerçevede sunmak Fransa’da olduğundan çok daha kolay. İki ülke arasında gidip gelen projeler yapmak çok kolay olmasa da, kendi algımızı koruyabileceğimiz ortak bir alan yaratmaya çalışıyoruz. Oyunu bir şekilde mahremimiz haline getirip, kişiselleştirmek, pek farkında olmadan ya da dile getirmeden yaptığımız bir şey. Çalışma döneminde dahi yavaş yavaş oyunu sahiplendiğimizi hissedebiliyoruz ve bu noktaya geldikten sonra kendi çalışmamızdan uzaklaşıp onu tanımlamaya ve karşılaştırmaya çalışmak bize hep çok zor geliyor. Hızla gelişmeye devam eden Türk Tiyatrosu içerisindeki çeşitliliğin bir parçası olabilmek bizim için yeterli olacaktır.

Birgün



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: