Yeniden Yüklenen Oyunlar Ve Ustalar

Pinterest LinkedIn Tumblr +

[Agos gazetesi’nden Sarem Külegeç Şeşetyan’ın Hangardz grubu oyuncusu Sevada Haçik Demirci ile yaptıkları söyleşiyi okuyucularımızla paylaşıyoruz]İnsan zihni bağlar kurmadan duramıyor. Aynı hafta izlediğim iki tiyatro oyunu, “Ha Kurtuluş Ha Kınalı” ve “Baronyan Yeniden Yükleniyor” beni bu yazının başına oturttu. Prodüksiyonların dikkat çeken isimlerinden, oyun arasında mekik dokuyan Hangardz grubu oyuncusu Sevada Haçik Demirci ile de buluştuk. Kendisiyle bu yoğun süreci, üstlendiği rollerini ve oyunlar hakkındaki düşüncelerini konuştuk.

İnsan zihni bağlar kurmadan duramıyor: Aynı hafta izlediğim iki tiyatro oyunu, tematik benzerlikleri ve dramaturjik farklarıyla beni bu yazıyı kaleme almak üzere masa başına oturttu. Seyircinin gözünden kaçmayan bu durum, ortak temaların nasıl farklı sahnelenebileceğini bir kez daha kanıtladı.

27 Nisan akşamı bir devam oyunu niteliğindeki ‘Ha Kurtuluş Ha Kınalı’yı izlerken, Kınalıada ve Kurtuluş’ta ikamet eden ailelerin güncel hallerine tanıklık ettik. Bercuhi Berberyan’ın başlattığı bu hikâye, bugün Boğos Çalgıcıoğlu ve Serda Arslan rehberliğinde, eski ve yeni oyunculardan oluşan kadrosuyla yoluna devam ediyor. Önceki oyundan tanıdığımız Marta (Serda Arslan) ve Haygan’ın (Arlet Yahniyan Menşuroğlu) aileleri; geleneksel kodlar ile hevesli, özenti modern durumlar arasında verdikleri tepkilerle bizleri gülümsetti. Ancak bu komedinin ardında; cemaat eleştirisi, karar vericilerin keyfiyeti, plansız harcamalar ve kurumlar arası “tatlı” yarışta asıl olan hizmetin görünmezleşmesi gibi noktalara bazen inceden bazen de açıkça dokunuldu.

Bu eleştirel damar, tam da Hagop Baronyan’ın 125 yıl önce kaleme aldığı fakat II. Abdülhamit baskısı nedeniyle döneminde hiç sahnelenemeyen ‘Medzabadiv Muratsganner’ (Haşmetli Dilenciler) eserini hatırlatıyor. Baronyan; ‘Şark Dişçisi’, ‘Bağdasar Ağpar’, ‘İki Efendili Bir Uşak’, ‘Adabımuaşeretin Zararları’, ‘İstanbul Mahallelerinde Bir Gezinti’ ve ‘Azkayin Çoçer’  gibi eserlerinde cemaat içindeki görgüsüzlüğü ve ikiyüzlülüğü defalarca işlemiş; dışlanmasına rağmen yazmaktan vazgeçmemiş bir ustadır. Bugün Baronyan okullarda işleniyor, büstleri dikiliyor, hatta  mezarı aranıyor, Boğos ve Serda buluyor.. Kısacası Baronyan yaşıyor ve yaşatılıyor.

‘Baronyan Yeniden Yükleniyor’ bugüne de ayna tutuyor

İzlediğimiz diğer oyun ‘Baronyan Yeniden Yükleniyor’ ise, Hagop Baronyan’ı kelimenin tam anlamıyla yeniden yükleyerek, aynı zamanda başlı başına bir eser olarak da öne çıkıyor. Fonksiyonel dekoru, görsel projeksiyon tasarımı, kostüm ve makyaj bütünlüğü ile ve orijinal müzikleri, oyunun dramaturjik yapısında fark yaratıyor. Altuğ Yılmaz ve Yeğya Akgün’ün  kalemi; Yeğya Akgün ve Diana Chilingarian’nın yönetmenliğiyle birleşince karşımıza karanlık, katmanlı, akıllı ve dengeli, “Brechtvari” bir oyun çıkıyor. Baronyan’ın hikâyesi, sürnatürel bir kurguyla sadece kendi dönemine değil, bugüne de “ayna” tutuyor (çünkü Baronyan’ın kendisi yaptığını böyle tanımlıyor) : Dilini unutan yeni nesil, Instagram fenomenleri, apartman üniversitesi öğrencileri ve galeri kokoşları bu eleştirel aynadan payını alanlardan sadece birkaçı.

Hastanemizin kapıları

Her iki oyuna bir arada değinmemek mümkün değil; birini izlerken diğerini hatırlamamak imkânsız. Görgüsüzlük, kıymet bilmezlik ve şımarıklık sahnede hicivle canlandırılıyor. Özellikle her iki oyunda da hastanemizin kapılarının cemaate cömertçe açılmaması meselesinin işlenmesi, seyircide alkışlarla karşılık bulan bir yankı yaratıyor. Sahnede Ermeniceyi duymak ise paha biçilmez bir deneyim. Bu vesileyle Mari Kalaycı’ya, Baronyan’ı anadilinde yeniden yüklendiği için teşekkür etmek gerekir.

“İz” oyununu da bu sürece dahil edersek, Ortaköy Ermeni Vakfı’nın son iki yılda tiyatro sanatına verdiği destek ve teşvik fark ediliyor. Her iki oyun için Berberyan Kumpanyası ve Ganç Tiyatro Topluluğu oyuncularına, yaratıcı ve teknik kadrolara tebriklerimizi sunalım.(yazının devamı için buraya tıklayınız…)

Paylaş.

Yanıtla