Kamu Kaynağıyla Kültürel Hegemonya

Pinterest LinkedIn Tumblr +

[Tuğçe Çelik’in Birgün’de yayımlanan yazısını okurlarımızla paylaşıyoruz.]

AKP’nin kültürel alanda hegemonya kurma çabası TRT’nin kamu kaynaklarıyla hayata geçirdiği Tabii ile sürüyor. Prof. Dr. Göksel Aymaz, “Tabii ve ‘Kültür Yolu Festivali’ gibi etkinlikler iktidarın hegemonya araçları” diyor.

AKP iktidarı kültürel hegemonya kurma mücadelesinin dozunu her geçen yıl artırıyor. İktidarın istediği türde bir kültürel alan yaratma çabası başta AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ‘yerli ve milli değerler’ vurgusuyla dile getiriliyor. AKP’nin sanat, kültür ve düşünce dünyası üzerinde kurmak istediği bu hegemonyanın araçlarından biri de dijital yayın platformu Tabii olarak dikkat çekiyor.

Son dönemde yapılan akademik çalışmalara göre Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT) tarafından kamu kaynaklarıyla desteklenen ve kültürel temsiliyet misyonu üstlenen Tabii, AKP’nin kültürel hegemonya kurmak istediği alanlarda işlev görüyor. Tabii’de yayınlanan içeriklerin geçmişteki adaletsizlikler, bireysel mücadeleler, tarihsel olaylar gibi konuları AKP rejiminin kültürel kodları ve ideolojik izdüşümleriyle seyirciye sunduğu görülürken bu durum kurulmak istenen kültürel hegemonyayı da belirgin hale getiriyor.

‘Türkiye’nin devlet destekli ilk dijital yayıncılık girişimi’ olarak tanımlanan Tabii, TRT tarafından geliştirilerek 2023’te ‘yerli ve milli’ olma iddiasıyla yayın hayatına başladı. ‘Kültürel değerlerin korunması’ gibi amaçlarla yayınların dijital ortama taşındığı Tabii platformu ‘Bizi Birleştiren Hikâyeler’ sloganıyla kültürel konumlanmasını belirledi. Platformda kültürel ve ulusal kodları içinde barındıran birçok yapım her yaştan seyircinin beğenisine sunuluyor. Ulusal hafızayı yenilemeyi sıklıkla tercih eden TRT, bu anlamda birçok tarihi anlatıyı da izleyiciye aktarıyor.

AKP’YE YAKINLAR KÜLTÜR YOLU’NDA

Marmara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Göksel Aymaz, “Yoğun biçimde devam eden ‘kültürel yasaklama’nın yanında çok daha düşük yoğunluklu da olsa ‘kültürel üretim’e yönelik girişimleri de oldu iktidarın” dedi. AKP’nin sanata yaklaşımını ise “Cumhurbaşkanlığı himayesinde düzenlenen, sanata ve sanatçıya bakış açısını Yönetim Kurulu Başkanı’nın ‘Sanatçı, Yaratıcının kendisine bahşettiği yeteneklerle ve ancak O’nu taklit ederek, sanatında ilerleyebilir. İlerledikçe de en büyük sanatçı olan Yaradan’ın karşısında hiçliğini kabul eder’ sözleriyle ortaya koymuştu. Yeditepe Bienali ya da ‘Beyoğlu Kültür Yolu’ olarak başlayıp sonrasında Kültür Bakanlığı tarafından AKP’li belediyelerin yönetimde olduğu iller üzerinden ülke sathına yayılan, AKP’ye yakın sanatçı, dernek, vakıf ve kurumların ağırlıkla yer aldığı etkinlik ve organizasyonları içeren ‘Kültür Yolu Festivali’ de bu konuda akla ilk gelen örneklerden. Tabii de bu kapsamda değerlendirilmeli” diye özetledi.

İKTİDARIN ‘YERLİ VE MİLLİ’ ISRARI

“Tabii, dijital yayıncılık alanında Netflix, Amazon Prime, Disney+ gibi platformlara alternatif olması amacıyla, ‘yerli ve millî değerler’ odaklı içerik üretmede stratejik rol üstlenecek bir platform ve şüphesiz ki siyasal iktidarın kültürel alana dönük hegemonik gayretinin bir uzantısı olarak kuruldu” diye konuşan Aymaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tarihin hem siyasal propaganda hem de kültürel hegemonya maksadıyla yeniden yorumlandığı ve siyasal iktidarın destek ve teşvikiyle çekilip yayınlanan ‘Diriliş Ertuğrul’, ‘Payitaht Abdülhamid’, ‘Kuruluş Osman’, ‘Barbaroslar: Akdeniz’in Kılıcı’,  ‘Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyubi’, ‘Mehmed: Fetihler Sultanı’ ve ‘Orhan’ gibi dizilerle bu alanın boş bırakmak istenmediği gösterilmişti zaten. Tarihi diziler aracılığıyla televizyon alanına müdahale eden siyasal iktidar, gelişmekte olan dijital yayıncılık alanını da ihmal etmeyecekti, edemezdi.”

HINCIN DIŞAVURUMU CİHANGİR CUMHURİYETİ

Başlangıçta Tabii’nin seyircinin ilgisini çekmediğini kaydeden Aymaz şunları aktardı: “Tüm içeriği TRT ve iktidara yakın televizyon kanallarından alışık olunan tarihi dizilere benzer yapımlardan ibaretti. Fakat Ayşe Barım vakasıyla aynı günlere denk gelen ‘Gassal’ dizisi bu ilgisizliği kırdı. Çünkü ‘Gassal’ farklıydı. Fakat platform hemen sonrasında, ‘Gassal’a yönelik çekinceyi haklı çıkaracak şekilde, hızla kendi normaline döndü ve bir hınç, karalama ve yaftalama faaliyeti olan ‘Cihangir Cumhuriyeti’ni yayınladı. İsmini duyduğunuzda veyahut iktidarın ateşli tenorlarından birinin Cihangir sakinleri hakkında ne söyleyebileceğini hayal ettiğinizde aklınıza ne geliyorsa işte öyle bir diziydi bu. Ardından, 28 Şubat sürecini ekonomi, finans ve medya ilişkileri üzerinden ve elbette AKP ideolojisine göre anlatan ‘Yankı: Görünmez El’ yayına girdi. Bu yoğunluğa bakılırsa, Ayşe Barım üzerinden yürütüldüğü iddialarını temelsiz kılmayacak biçimde, dizi piyasasındaki hegemonyaya göz koymuş görünüyordu siyasal iktidar. Nitekim 2025 yılı Mart ayında da Rekabet Kurumu, Netflix, Disney+, Amazon Prime, Blutv, Exxen ve Gain platformlarına soruşturma açıldığını duyurdu.”

Aymaz son olarak “Yani kültürel iktidar ya da hegemonya arzusu tüm gücüyle dijital medyaya da yönelmiş durumdaydı ve aslında bu da son derece doğaldı çünkü dijital medya kültürel etkileşim ve yayılımın lider mecrasıydı artık” dedi.

Kültürel hegemonya nedir?

Antonio Gramsci’nin geliştirdiği ‘kültürel hegemonya’ egemen sınıfların, toplum üzerinde ideolojik ve kültürel araçlar yoluyla hakimiyet kurduğunu savunur. Medya egemen sınıfların ideolojilerini yayarak, alternatif söylemleri marjinalleştirerek kültürel hegemonyanın üretimine katkı sağlar. Dijital platformlar içerik ve algoritmalar aracılığıyla belli anlatıları öne çıkararak izleyicilerin kültürel algılarını şekillendirir.

Yapımlar ne anlatıyor?

  • Gassal: Gassal Baki’nin yaşamını ele alıyor. Popüler kültürün dışında kalan Baki karakteriyle İslami ritüeller ve gelenekler aktarılıyor. Bu yönleriyle iktidarın makbul gördüğü değerlere gönüllü katılımı teşvik ediyor.
  • Marnalı: Dizi İstanbul’un yeraltı dünyasından geçer. Kabadayı kültürünü temsil eden Ali Rıza Marnalı üzerinden sadakat, intikam kavramları anlatılır.
  • Görünmez El: Eray adlı bankacının 28 Şubat sürecinde yaşadığı ahlaki krizleri kariyer baskısı üzerinden anlatıyor. Eski iktidarın baskıcı düzeniyle farklı değerlere alan tanıyan iktidara geçiş vurgulanıyor.
  • Derin Mor: Bir baba-kızın hayatta kalma öyküsüne odaklanıyor. Toplumsal düzenin nasıl kurulduğunu, hangi değerlerin geçerli olduğunu anlatıyor. Doğru olanı yapma sorumluluğunu hatırlatan yapım, rıza ve gönüllü katılımı teşvik etmesiyle hegemonik bir araç olarak öne çıkıyor.
  • Şeytan Adası’nda Esir Türk Polis Cemil: 1919’un İstanbul’unda Fransızların Türk kadınları taciz etmesine müdahale eden Polis Cemil, Şeytan Adası’na sürgüne gönderilir. Türk kimliği ve kahramanlığının vurgulandığı yapım, mevcut iktidarın değerlerine gönüllü olarak katılan bireyleri göstererek milli değerler etrafında rıza üretimini inşa eder.

 

LGBTİ+ bireyleri hedef alan belgesel

Tabii, ‘Gökkuşağı Faşizmi’ belgeselinin fragmanı nedeniyle kamuoyunun tepkisini çekti. TRT Genel Müdürü Zahid Sobacı’nın sosyal medya hesabından “Aile kurumuna savaş açan, evlatlarımızı ve değerlerimizi hedef tahtasına oturtan bir ideolojik kuşatmayı ifşa ediyoruz” diyerek duyurduğu dizi için İnsan Hakları Derneği LGBTİ+ Komisyonu, belgeselin yayından kaldırılması çağrısında bulundu. Dernek, TRT’nin LGBTİ+’ları ‘tehdit’ ve ‘sapkınlık’ gibi ifadelerle damgaladığını, topluluğu kriminalize eden ve düşmanlaştıran bir zemin kurduğunu belirtti.

Ankara Gökkuşağı Aile Grubu aktivisti Atilla Dirim, belgeselin çarpıtma ve yalan içerdiğini belirtirken gazeteci İrfan Değirmenci de “Hepimizin vergileriyle nefret suçu işleyemezsiniz” diyerek tepki gösterdi.

Paylaş.

Yanıtla