Sanatta Hak İhlalleri / Nisan 2026

Pinterest LinkedIn Tumblr +

Sanat Meclisi’nin hazırladığı “Sanatta Hak İhlalleri Nisan 2026” raporunu okurlarımızla paylaşıyoruz.

Sanat sezonunun sonuna yaklaşıyoruz. Yasaklar ve baskılar giderek çeşitleniyor. İşte Nisan 2026 da sanat alanının başına gelenler:  

  • Kanun Hükmünde Kararname ile Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ndeki görevinden ihraç edilen Elif Çongur’un üniversiteye iade başvurusu Anayasa Mahkemesi kararına rağmen 14. Bölge İdare Mahkemesi tarafından reddedildi. Ret gerekçesinde Elif Çongur’un Deniz Gezmiş, Mahir Çayan gibi devrimcileri andığı yazılar KCK/PKK iltisakı olarak gösterildi.
  • Aydın’daki Nevzat Biçer Nikâh ve Konferans Salonu, Efeler Belediyesi’nden alınarak Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne devredildi. Ege Belediye, Şehir ve Kent Tiyatroları Birliği’nin (BEŞET) yaptığı açıklama şöyle: “Aydın Efeler’de halkın ortak belleğinde yer etmiş bir kültür mekânının, tatmin edici bir açıklama yapılmadan belediyeden alınarak merkezi bir yapıya devredilmesi; yalnızca teknik bir düzenleme olarak değerlendirilemez. Son dönemde, yerel yönetimlerin kültürel alanlardaki yetki ve kullanım imkânlarının daraltılması, kültür-sanat faaliyetlerinin sürdürülebilirliği açısından kaygı verici bir tablo ortaya koymaktadır. Çünkü sanat; yalnızca estetik bir faaliyet değil, aynı zamanda düşüncenin, eleştirinin ve toplumsal hafızanın taşıyıcısıdır. Söz konusu mülkün gerçek sahibi halktır. Halkın ortak kullanımına ait bir kültür alanının tasarruf hakkı, öncelikle halkın kendisine ve onun iradesiyle seçilmiş yerel yönetime ait olmalıdır.”
  • Boğaziçi Üniversitesi Müzik Kulübü yaptığı açıklamada, 8-10 Mayıs arasında düzenlenmesi planlanan 32. Taşoda Festivali’nin üniversite yönetimi tarafından iptal edildiğini duyurdu: “Okul yönetimi karara gerekçe olarak gece yarısı kampüs kapatılarak kulüp odamızın gasp edilmesinin ardından yaptığımız protestoları ve sosyal medya paylaşımlarını göstermiştir. Bu dönem boyunca başka faaliyetlerimize de izin verilmedi, kısıtlı imkanlarla yalnızca prova ihtiyacımızın küçük bir kısmını giderebiliyoruz.” 
  • İstanbul’da müzik çalışmaları yapan Grup Yorum elemanları göz altına alındılar. Yapılan sorgulamalar sonucu müzisyen Dilan Poyraz , Barış Yüksel, Vedat Doğan, Beyza Gülmen  tahliye edilirken Rezzan, Can ve Cem tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi.
  • “Lale devri bitti” açıklaması, kurum içi mobbing iddiaları, “Ak teneke” lakabı ve Dracula’da kendine başrol vermesiyle gündemde olan Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı’nın Genel Müdür Yardımcısı Sükun Işıtan’la gittiği ABD gezisinin iş amaçlı olmadığı iddiası tartışmalara neden oldu. Bu ziyaretin resmi olarak “kültürel iş birliği görüşmeleri” kapsamında yapıldığı açıklansa da, asıl nedenin Işıtan’ın “Medea Material” adlı oyunu için ABD’de sahne arayışı olduğu öne sürüldü. Karadağlı ve Işıtan’ın 14 gün süren ABD yolculuğunun masraflarının da DT bütçesinden karşılandığı öne sürüldü. Uçuşlar VIP biletlerle gerçekleştirilirken, iddiaya göre konaklama giderlerinin Türkiye’ye dönüş sonrasında kendilerine ödeneceği, ayrıca ilk 10 gün için günlük 199 dolar, sonraki günlerde ise artırımlı olarak 299 dolar harcırah verileceği ifade edildi.
  • Mabel Matiz olarak bilinen Fatih Karaca’ya yönelik “Perperişan” adlı şarkının sözlerinde müstehcen betimlemelerin yapıldığı gerekçesiyle açılan davanın duruşmasında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı, şarkıda “müstehcen” suçunun unsurları oluştuğu gerekçesiyle sanığın cezalandırılmasını istedi. Esasa ilişkin mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılma talep etti, duruşma ertelendi. Karar gelecek celsede açıklanacak. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede; şarkıda cinsel arzuyu dolaylı yoldan tahrik edici, bedensel ve ruhsal metaforlarla erotik ve cinsel birleşme içeren betimlemelerin yapıldığı ve sözlerin herkesçe kolayca anlaşılabildiği anlatıldı. Şarkının sosyal medyada aleni bir şekilde paylaşılarak umuma açık bir şekilde yayınlandığı, herhangi bir yaş sınırlamasının da uygulanmadığı, bu sebeple kamu düzeni ve çocukların korunması açısından tehlike arz ettiği belirtildi.
  • “1 Mayıs’ta yalnızca kendi alanımıza değil, bütünlüklü bir emek mücadelesine söz söylemek üzere sektör bileşenleriyle alanda beraber olmayı hedefliyoruz” diyen Oyuncular Sendikası Genel Sekreteri Atilla Gündoğdu, 1 Mayıs alanında temel olarak güvenceli çalışma, adil ücret ve oyuncuların sosyal hakları başlıklarıyla yer alacaklarını söyledi. Gündoğdu, “Oyuncuların sigortalı ve düzenli çalışma hakkının güvence altına alınması, setlerde, sahnelerde ve stüdyolarda çalışma saatlerinin insan onuruna yakışır biçimde düzenlenmesi, meslek birlikleri ve sendikaların karar süreçlerinde etkin rol almasının sağlanması, günümüz teknolojik gelişmeleri karşısında mesleğimizin dünya ile paralel emeğinin korunmasına dair çerçevelerin belirlenmesi gibi konularda sözümüzü yineleyeceğiz. Çağrımız çok açık: Örgütlenelim ve birlikte görünür olalım. Sanat alanında yaşanan hak kayıpları ancak ortak bir sesle aşılabilir. Her bir oyuncunun, her bir sanat emekçisinin bu mücadelenin parçası olması belirleyici. 1 Mayıs, yalnızca bir gün değil; birlikte durduğumuzu, aynı koşullarda üretip aynı sorunlarla karşılaştığımızı hatırladığımız bir eşik.” diye konuştu.

Nisan ayı da ülkemizde politika ve sanat alanında tutuklamalara tanık oldu. Gerekçe, delil, suç gibi kavramlar ülkemizde gündemde değil. Herhangi bir konuda muhalefet edenin bileklerine vuruyorlar kelepçeyi. Grup Yorum elemanları tutuklanmada dünya rekoru kırmak üzere. Yönetenlerin bilmediği önemli bir şey var. Bizim ülkede kavgaya katılanların kararlılığı. Politika insanları da olsun sanatçıları da olsun kararlı insanların ülkesi burası. Burası Türkiye. İktidarlar ne yaparsa yapsın bu ülkede her şey inadına yapılır.

Paylaş.

Yanıtla