Tiyatroadam: Tiyatro Bileti Yalnızca Ticari Bir Ürün Değildir

Pinterest LinkedIn Tumblr +

Kültür-sanat sezonu açılırken hem yeni sezon hazırlıklarını hem de geçmiş sezona dair değerlendirmelerini öğrenmek üzere tiyatro gruplarıyla görüşüyoruz. Bu bağlamda sorularımızı yönelttiğimiz Tiyatroadam, 2025/26 sezonunu son yılların en zor, ekonomik açıdan ise en kötü sezonlarından biri olarak değerlendiriyor. 19 yıldır tiyatro yapan ekip bu süreçte pek çok ekonomik kriz ve zorlu dönem gördüklerini, ancak ilk kez geçen sezon bu ölçüde bir gelecek kaygısı yaşadıklarını söylüyor.

Geçtiğimiz sezon seyircinin tiyatroya ilgisi ve ulaşılan seyirci sayısı ile ilgili değerlendirmelerini sorduğumuzda grup adına sorularımızı yanıtlayan Deniz Özmen aslında seyircinin tiyatroya ilgisinin tamamen azalmış olmadığını, nitelikli işlere hâlâ güçlü bir ilgi gösterildiğini söylüyor. Ekonomik koşulların hem seyircinin tiyatroya ayırdığı bütçeyi hem de tiyatroların üretim gücünü ciddi biçimde etkilediğini belirten Özmen temel sorunun, seyirciden elde edilen gelirin tiyatronun sürdürülebilirliğini sağlayıp sağlayamadığı olduğunu düşünüyor. 

Bu ekonomik koşullardan dolayı Tiyatroadam bu sezon yeni bir oyun çıkarma konusunda oldukça temkinli. Artık bir oyunun oyuncu, yönetmen ve yaratıcı ekip maliyetlerinin yanı sıra salon, dekor, kostüm, teknik ekip, ulaşım, nakliye, tanıtım ve vergiler gibi giderleri de çok ciddi bir yük oluşturduğundan geçmişteki gibi daha kalabalık prodüksiyonları bugün daha zor göze alıyorlar: 

“Daha az oyunculu, daha az dekor ve teknik ihtiyaç gerektiren oyunlara yönelmek zorunda kalıyoruz. Hatta mevcut koşullar nedeniyle 2026-2027 sezonunda yeni bir oyun çalışamama ihtimalimiz de var. Bu, üretme isteğimizin azalmasından değil, üretimin ekonomik olarak sürdürülebilirliğinin ciddi biçimde zorlaşmasından kaynaklanıyor.”

Yıllardır maliyetleri azaltmak için kendi çözümlerini üretmeye çalışan grup, bazı dönemlerde dekorları, kostümleri ve diğer sahne ihtiyaçlarını kendi atölyelerinde hazırlamış; prodüksiyon işlerinin büyük bölümünü kendi bünyesinde çözmeye çalışmış. Geçen sezon sahnelenen “Jan Dark’ın Öteki Ölümü”nün dekorunu, ulaşım ve nakliye maliyetlerini en aza indirmek için arabanın bagajında taşınabilecek şekilde tasarlayan grup artık bu tür çözümlerine pratik tercihlerden ziyade ekonomik zorunluluklar haline geldiğini söylüyor.

Devletin doğrudan ve dolaylı olarak aldığı çeşitli vergiler ve mali yüklerin de bağımsız tiyatroların üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu belirten Özmen şöyle devam ediyor:

“Burada bize göre çok önemli bir çelişki var: Kültür ve sanatın toplumun geniş kesimlerine ulaşmasını sağlamak, aslında devletin temel kültür politikası sorumluluklarından biri olması gerekirken, bu işlevi kendi imkânlarıyla üstlenen bağımsız tiyatrolar önemli bir vergi ve mali yükle karşı karşıya bırakılıyor. Örneğin belirli kıymetli taş işlemlerinin KDV istisnalarından yararlanabildiği bir sistemde, kültür ve sanat üretiminin üzerindeki vergi yükünü yeniden düşünmek gerektiğini düşünüyoruz. Tiyatro bileti yalnızca ticari bir ürün değil. Bir toplumun kültürel yaşamına yapılan yatırımın parçası. Bağımsız tiyatrolar da kamunun kültür sanat alanındaki yükünü paylaşan, kendi kaynaklarıyla üretim yapan yapılar. Dolayısıyla bu alandaki vergilendirme politikasının, tiyatroların ayakta kalmasını zorlaştıracak değil, üretimi teşvik edecek şekilde yeniden ele alınması gerektiğini düşünüyoruz.”

Özmen ayrıca salon kiralarının bağımsız tiyatrolar açısından çok ciddi bir maliyet kalemi haline geldiğini belirtiyor. Bilet gelirinin önemli bir bölümünü salon giderine ayırınca kalan gelirle oyuncu, teknik ekip ve diğer prodüksiyon giderlerini karşılamanın zorlaştığını ifade ediyor. Bir oyunun seyirci oluşturabilmesi için düzenli olarak oynanması gerekirken sadece birkaç gösterimlik salon kiralama modeli, bağımsız tiyatroların uzun vadede sürdürülebilir bir seyirci ilişkisi kurmasını da zorlaştırıyor.

Tiyatroadam’ın bu sezona dair en büyük beklentisi, bağımsız tiyatroların yaşadığı ekonomik sorunların artık ciddi bir kültür politikası meselesi olarak ele alınması. Grup, tiyatro üretimini zorlaştıran ekonomik koşulların kısa vadede kendiliğinden değişeceğine dair güçlü bir işaret de görmediklerini belirtiyor ve bu konuda devlete düşen rolü vurguluyor: “Bağımsız tiyatroların üzerindeki vergi ve mali yüklerin azaltılması, salonlara erişimin kolaylaştırılması ve üretimi destekleyen daha güçlü bir kültür politikasının oluşturulması gerekiyor.”

Tiyatro yapmaya devam etmek istediklerini; yeni oyunlar üretmek, seyirciyle buluşmak ve genç sanatçılara alan açmak istediklerini belirten Özmen bunun için bağımsız tiyatroların kendi başlarına mücadele etmek zorunda kalmadığı, üretimin sürdürülebilir olduğu bir yapıya ihtiyaç olduğunu vurguluyor.

Paylaş.

Yanıtla