Yeni bir tiyatro sezonu başlıyor. Aslında birçok topluluk için sezon çoktan başlamış durumda. Ama konvansiyonel olarak (özellikle de ödenekli tiyatrolar için) Ekim ayı sezon başlangıcı kabul edildiği için biz de bu tarihi baz alıyoruz. Bazı tiyatrolar perdelerini açtı, bazı gruplar ise şu günlerde sezonun ilk oyunlarına hazırlanıyor.
Sezon başlangıçları topluluklar için genelde coşkulu ve heyecanlı olur. Ama birkaç yıldır coşku ve heyecanın yerini tedirginlik almış durumda. Bu ruh durumunun kuşkusuz ekonomik ve siyasi nedenleri var.
Oyun üretme ve sergileme maliyetlerinin seyirci geliriyle karşılanması neredeyse imkansız hale geliyor. Maliyetler yükselirken, öte taraftan ekonomik durumu her geçen gün bozulan seyirci için de kültürel aktiviteler ilk vazgeçilecek harcama kalemi olarak görülüyor.
Siyasi baskılar ve ekonomik güvensizlik hem seyirci davranışını olumsuz yönde etkiliyor, hem de sanatçıların özgürce üretme koşullarını ve motivasyonlarını buduyor.
İşte bu ahval içinde tiyatro yapmaya inatla devam eden belli bazı topluluklara yeni sezona dönük beklentilerini sorduk. Hem yeni sezon hazırlıklarını hem de ulaşılan seyirci sayıları, seyirci profili, ekonomik koşullar gibi yönlerden geçmiş sezona dair değerlendirmelerini öğrenmeye çalıştık. Topluluklardan yanıtlar geldikçe “Tiyatrolar Yeni Sezonu Nasıl Karşılıyor?” dosyamızda sizlerle paylaşacağız. İlk olarak Moda Sahnesi’nden Kemal Aydoğan’ın ve TiyatroAdam’dan Deniz Özmen’in yanıtlarını yayınlıyoruz.
Bu konuyla ilgili görüş bildirmek isteyen diğer topluluklara da sitemiz açık. Bizimle iletişim kurup görüşlerini paylaşabilirler.
Yukarıda değindiğimiz tedirgin ruh durumunu bir nebze olsun değiştiren iki haber bu hafta içinde sitemizde yayınlandı. Bunlardan biri hiç kuşkusuz ifade özgürlüğünün engellenmesi bağlamında son dönemde sembol bir isim haline gelen Deniz Göktaş’ın tahliye edilmesiydi. Aslında hüküm giymesine ve bu durumun gelecek üretimlerinde kendisine baskı yaratacak olmasına rağmen, tahliye edilmiş olması bir nebze de olsa sanatseverlerin yüzünü güldürdü. Kendisine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
Diğer haber ise bağımsız (ya da özel) tiyatrolar için hayli önemli bir gelişmeydi. Yaklaşık 15 yıldır kapalı duran Muammer Karaca Tiyatrosu İBB Miras ve İBB Kültür’ün çabalarıyla restore edilmiş olarak yeniden faaliyete geçti. Muammer Karaca Tiyatrosu hem merkezi konumu hem de yıllarca özel tiyatrolara zemin sunmuş olması bakımından son derece değerli bir mekan. Çok güzel bir restorasyonla sanatseverlerin hizmetine sunulan salonun nasıl değerlendirileceği/işletileceği, Şehir Tiyatrolarına verilip verilmeyeceği merak konusuydu. Çalışmalarıyla geniş toplum kesimlerinin takdirini kazanan (ve bu çalışmaları bir süre Silivri’ye hapsedilerek “ödüllendirilen”) İBB Miras Koordinatörü Mahir Polat açılış konuşmasında salonun kesinlikle bağımsız tiyatrolar tarafından kullanılacağını müjdeledi. Ekim ayı boyunca adı konmamış bir “Tiyatro Bayramı” yaşanacak olan mekanda birçok oyun ve etkinlik sanatseverlerle buluşacak.
Yeni sezonun bütün tiyatrocular ve tiyatroseverlere güzellikler getirmesini diliyoruz. Alkışınız bol olsun.

