Kirli Bir Savaşın Tarihini Kadınlar Üzerinden Okumak

Iraklı oyuncu ve oyun yazarı Heather Raffo’nun yazdığı “Arzunun Onda Dokuzu (Dokuz Kadın)” Irak işgalini dokuz kadının penceresinden anlatan çarpıcı bir oyun.

İBB Şehir Tiyatroları’nda bu sezon sahnelenmeye başlayan Arzu’nun Onda Dokuzu, yakın coğrafyanın çok yakın bir tarihine perde aralıyor. Babası Iraklı annesi Amerikalı yazar Heather Raffo’nun orijinal adı “Nine Parts Of Desire” olan oyununu, dilimize Füsun Günersel çevirmiş. İşgal altındaki topraklarda yaşamla mücadele eden, bombalar altında haykıran kadınların öykülerini anlatıyor oyun. Arif Akkaya’nın yönettiği oyunda Hikmet Körmükçü, Hasibe Eren, Bensu Orhunöz ve Cihan Kurtaran’ı izliyoruz. Abartılı bir dekor uygulanmamış sahnede. Televizyonlarda ve gazetelerde gördüğümüz Irak’ın o karanlık sokaklarını göremiyoruz fakat oyuncular bize o bunalımı, işgali hissettirebiliyor. Dokuz kadından yola çıkarak savaşın evrensel boyutuna ulaşıyoruz, işgali kendi içimizde duyabiliyoruz. Yavaş yavaş unutmaya başladığımız Iraklı ölülerin sayılarını hatırlamaya çalışıyoruz.

YARININ ANNESİ

Ümmü Gheda: “Bir ana babaya çocuğunun adıyla hitap etmek bizde se-vinç ve saygı ifadesidir.” Gheda yarın demek, Ümmü Gheda ise yarının annesi. Gizlendikleri sığınakta ölen kızının adını almış Ümmü Gheda. İki bomba atılmış sığınağa, ilk bomba tavanda kocaman bir delik açmış. Sonra ikinci bomba ve yangın başlamış. Bütün ailesini kaybeden kadının savaşa olan kini asla bitmeyecek.

KADINLAR HUZURSUZDUR

Yaşadığı toprakları terk etmiş, huzur arayan bir bedevi Amal. Amal’a göre sadece erkekler huzurludur, kadınlar asla huzuru bulamazlar. Başından iki evlilik geçmiş ve üçüncü evliliğini yapacakken âşık olduğu adam “Sen benim âşık olduğum Amal değilsin” di-yerek Amal’ı terk etmiş. Amal’ın hayatı, o topraklarda aşklar nasıl yaşanır sorumuza cevap oluyor.

Layal ise Saddam portreleri çizmesiyle dikkat çeken ünlü bir ressam. Onun Saddam portleri yapması toplumda pek iyi karşılanmıyor. Bu yüzden hakkında birçok söylenti çıkarılıyor; Saddam’ın kuzeniyle ilişkisi olduğu da bunlara dâhil fakat onun için bu söylentilerin hiçbiri önemli değil. O var olmaya çalışıyor tuvalinde. Doktor, muhalif yazar, öğrenci… Birçok meslek grubundan kadın, Irak’taki işgalin hayallerinden çaldıklarını arıyor bu oyunda.

İsyanın sonu kıyım

“Hata bu savaşta değil; hata hayatı boyunca Saddam’ı desteklemekte, ona bu silahları vermekte, rica minnet İran’la dokuz yılık savaşa sokmakta. Her başkaldırıda insanları vahşice doğradığında, Halepçe’de beş bin kişiyi gazla birkaç saniyede zehirlediğinde görmezden gelmekte.” Muhalif bir kadından bu sözler. Oyunun belki de en can alıcı yeri olan bu sahnede Hasibe Eren’i izliyoruz. İnsanların bu topraklarda binlerce yıl beraberce barış içinde yaşadığına, yaşayabildiğine dikkat çekiyor kadın.

Harun Karaburç

Yeni Şafak