ERG’nin Din ve Eğitim İlişkisi Açıklaması

Editörün notu: Başbakan’ın “dindar nesil yetiştirilmesi” konusundaki açıklamaları eğitim camiasında tartışılıyor bugünlerde. Tartışmalar sanat ve drama alanını yakından ilgilendirdiği için Sabancı Üniversitesi Eğitim Reformu Girişimi (ERG) tarafından bize gönderilen açıklamayı sayfamızda yayınlamayı uygun bulduk.

Son dönemde kamuoyundaki “dindarlık” ve “din eğitimi”ne ilişkin tartışmalar sürerken, bir yandan eğitimde eleştirel düşünmenin yaygınlaşması önemsenmeli ve önceliklendirilmeli, diğer yandan çocuk haklarını temel alan bir yaklaşım benimsenmeli. ERG’nin Türkiye’de din ve eğitime ve eğitimde eleştirel düşünmeye ilişkin geçmiş çalışmalarının bu gözle yeniden okunmasını öneriyor, aşağıda paylaştığımız yayınları yararlı bulmanızı diliyoruz.

“Kişinin kendi yaşamında en doğru çözümleri üretebilmesi, en doğru kararları verebilmesi için gerekli ve önemlidir eleştirel düşünme. (…) Çocuğun toplumsallaşmasındaki en önemli iki kurumdan birinin okul olduğu düşünülürse, kesintisiz eğitim süresinin giderek artacağı da dikkate alınırsa, bireyleşme süreci içindeki kırılmayı okulda yakalamanın önemi ortaya çıkar. (…) Eğer çağdaş demokrasilerin gereksinme duyduğu bireyler, toplumsal sorunlara duyarlı, toplumsal sorumluluk sahibi, her türlü dogmatik düşünceden uzak, etkin, katılımı bilen ve isteyen, bilgili/akıllı katılımı başarabilen, kendi düşüncelerini oluşturabilen, başkalarınınkini sorgulayıp değerlendirebilen, empati sahibi, tartışma ve uzlaşma kültürüne sahip kişilerse, eleştirel düşünme, birey olmak gibi, yurttaş olmanın da tam odak noktasındadır.”

Eleştirel Düşünme (Güncellenmiş Baskı) (http://erg.sabanciuniv.edu/sites/erg.sabanciuniv.edu/files/Elestireldusunme_0.pdf)

Prof. Dr. İpek Gürkaynak, Prof. Dr. Füsun Üstel ve Prof. Dr. Sami Gülgöz
“Türkiye’nin tarafı olduğu uluslararası insan hakları belgeleri incelendiğinde (…) devlet okullarında bir dinin benimsetilmesine yönelik zorunlu bir dersin bulunamayacağı (…) ve çocuk hakları çerçevesinde anne-babalara tanınan hakların sınırsız olmadığı ortaya çıkıyor. (…) Çocukların din ve vicdan özgürlüğüne sahip olduğu BM Çocuk Haklarına dair Sözleşme’de belirtilir. Ailelerin ve vasilerin çocuklarına bu hakkın kullanılabilmesi için yönlendirme yapabilecekleri vurgulanır, ancak (…) yönlendirme ve rehberliğin çocuk merkezli ve çocuğun kendi haklarını kullanma kapasitesini geliştirecek biçimde yapılması teşvik edilir.”

Türkiye’de Din ve Eğitim: Son Dönemdeki Gelişmeler ve Değişim Süreci (http://erg.sabanciuniv.edu/sites/erg.sabanciuniv.edu/files/DinVeEgitim.pdf)

Eğitim Reformu Girişimi

“İlk ve ortaöğretimde zorunlu olan din derslerinin öğretim programı, öğrencileri din değiştirmeye veya belirli bir dini benimsemeye zorlayacak şekilde olmamalı, “yaşanılan toplumda yaygın olan dini inanç” ve “başka dinler” hakkında bilgilendirme esas alınmalı, bütün dinlere ve mezheplere nesnel yaklaşılmalıdır. Bunu sağlamak için, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinin öğretim programından din eğitimine yönelik konular çıkarılmalı, bunun yerine din kültürü, ahlak, felsefe ve sanat ağırlıklı konular konulmalı, bütün dinler hakkında temel bilgiler verilmelidir.”

Türkiye’de Din ve Eğitim: Değişim İhtiyacı (http://erg.sabanciuniv.edu/sites/erg.sabanciuniv.edu/files/Turkiyede_Din_ve_Degisim_%C4%B0htiyaci_0.pdf)
Eğitim Reformu Girişimi

Saygılarımızla,
Eğitim Reformu Girişimi

Yorum


işlemi tamamlayınız: