Züğürt Tiyatrolar, Ruhsuz Diziler

[Çağnur Öztürk’ün T24’te tiyatro oyunculuğu ve dizi oyunculuğu üzerine Haldun Dormen ve diğer tiyatrocuların görüşleri üzerinden yazdığı köşe yazısını yayınlıyoruz]

Usta tiyatrocu Haldun Dormen “Oh Olsun” adlı yeni bir sit-comla ekranlara döneceğini açıklamıştı. Hem de şu dikkat çekici cümleyle; ‘Diziler para, tiyatro ise ruh kazandırır” dedi.

Haldun Dormen’le dün tanışma fırsatı yakaladım ve bana yeni dizisinden ipuçları verdi, televizyonda yapmayı çok istediği bir projeyi de anlattı.

En son sunuculuğunu ve yapımcılığını Osmantan Erkır’ın yaptığı Artiz Mektebi yarışmasında baş eğitmen olarak bulunmuştu.

Öncelikle Oh Olsun, Fox TV’de yayınlanacak. Dizide ayrıca Nevra Serezli, Mehmet Ali Kaptanlar da rol alıyor. Ancak Metin Serezli değil de yine bir usta Müjdat Gezen rol alacakmış.

Dizi, ağırlıkla Nişantaşı’nda bir apartmanda geçiyor. Avrupa Yakası’ndan sonra Nişantaşı dünyasını hicivle anlatacak yeni bir dizimiz daha oluyor.

Haldun Dormen ise bir spor salonu sahibini canlandıracak. Oğlu rolünde ise konuşulan isimler arasında BKM Mutfak’tan tanıdığımız Oğuzhan Koç var.
Umarım da olur çok yerinde bir seçim.

Tabii ki önce izlemek gerek ama şimdiden iyi bir sit-com geliyor diye düşünmeye başladım.

Senaryo da sağlamsa tutmaması için bir neden yok.

Sonra ise, Haldun Dormen televizyonda yapmak istediği projeden bahsetti:
‘Sizin yaşınız yetmez ama benim TRT’de sunduğum bir sinema programı vardı: ‘Kamera Arkası’.

İşte, ‘Kamera Arkası’nın tiyatro versiyonunu televizyonda yapmak istiyorum.’

Anlatırken müthiş heyecan duyuyordu. Programın adı da hazır: 3. Zil
Bu projenin özellikle TV8 ya da Kanaltürk gibi tematik bir kanala çok yakışacağını düşünüyorum.

Yapımcılar mutlaka bu projeyi hayata geçirmeli.

Kamera Arkası’nı bilmiyordum gerçekten de. Videolarını internetten buldum, o dönem türünde tek imiş.

Programdaki Sorun Söyleyelim köşesinde ise sinemaseverlerden mektupla gelen sorular cevap buluyormuş.

Programa internette yapılan yorumların hepsi olumlu;

*Sadece TRT kanallarına sahip bir ülke vatandaşı olarak, dünya sineması hakkında bilgi aldığımız tek kaynaktı. perşembe akşamları 21:00’de yayınlanırdı.

*Benim gibi 80 doğumlu veya yaşı biraz daha büyük arkadaşlar mutlaka hatırlar, yıllar önce tek kanallı dönemde kamera arkası vardı. Haldun Dormen’le beraber iki kişi istanbul’da eski bir sinema salonununda sunarlardı programı, hepsi dizilirdi koltuklara seyirciler mektupla soru gönderirdi onlar da sorulara cevap verirlerdi, filmlerdeki çekim hilelerini gösterirdi. Şimdi bu kadar tv kanalı var adam gibi sinema programına hasretiz bence Türkiye’de yapılmış en iyi sinema programı.

Dormen’in Kamera Arkası gibi bir sinema programı yapmasının öncesi var. Tiyatrodan sinemaya geçen Dormen, Altın Portakallı Bozuk Düzen ve Güzel Bir Gün İçin filmlerini de yönetti ancak ödül kazanan filmleri para kazanamayınca tekrar yapma imkanı kalmamış ve tiyatro dönüp tiyatro sayesinde film borçlarını kapatabilmiş.

Dormen’in eski bir röportajındaki sözlerinin tam sırası, üzerine uzun uzun düşünmeli; “Ülkemizde tiyatroya ve tiyatro sanatçılarına daha güzel imkanlar sağlanmalı. Tiyatro sanatçıları tiyatrodan çok ciddi paralar kazanamadıkları için televizyonlarda program yapmak zorunda kalıyorlar. Aksi halde geçim sıkıntısı içine düşerler. Ben de tiyatro sanatçısıyım, ancak özel bir televizyonda program yapıyorum.

Hayatının 50 yılından fazla bir bölümünü tiyatro sahnelerine adayan Gazanfer Özcan, ölümünün ardından vergi borçlusu olduğu ortaya çıktı. Böyle büyük bir sanatçının ve hatta devlet sanatçısının yurt dışına çıkma yasağı olması bizleri derinden yaraladı”

Haldun Dormen’in ‘Diziler para, tiyatro ise ruh kazandırır’ sözüne katılıyorum ancak kısmen.

Televizyonun kitlelere ulaşma gücü ve hızı çok önemli, kitleleri etkileme gücü çok önemli; bu bağlamda örneğin izleyici televizyonda gördüğü, tanıdığı bir oyuncuyu tiyatroda izlemek için, yakından görmek için de can atabiliyor.

Yani televizyon aynı zamanda tiyatroya izleyici de kazandırıyor kanımca.
Evet televizyon para kazandırıyor ama salt para kazanma aracı olarak da görmemeli.

Çağnur Öztürk

T24