Süper Agresif Ruhlar Geçidi

[Akşam gazetesi yazarı Sevim Gözay’ın DOT’un bu sezon sergilediği yeni oyunu Süpernova üzerine kaleme aldığı yazıyı yayınlıyoruz.] 2005 sezonundan bu yana İstanbul’da tansiyonu yüksek deneyimler sahneleyen çağdaş tiyatro Dot’un son oyunu Süpernova’yı sezonun son temsilinde izleyebildim nihayet. ‘Nihayet’ diyorum çünkü bilet bulmak hayli hassas iş Dot oyunlarına. Benim gibi bir son dakikacı için ise büyük mesele. Bir ay önceden işi sağlama almalı ya da haftadan haftaya ilan edilen sınırlı sayıdaki bileti sıkı sıkıya takip etmelisiniz. Ki o sandalyelerden birinde oturan siz olun! Her bir temsil ‘secret party’ havasına bürünüyor, salonun yolunu tutan izleyicinin gözü hınzırca parlıyor hal böyle olunca. Partiye kabul edilmiş şanslı azınlıktan biri gibi hissediyor bilet sahibi. Böyle de bir ‘tiyatro kafası’ var ya şu krizli kültür sanat dünyamızda… Ne mutlu kere ne mutlu, sayın ‘tiyatroma dokunma’ safına omuz veren.

DOT’UN SÜPERNOVA’SI
Tiyatro sahnesinden çok boks ringine benziyor ortam. Birazdan ‘vur vur’ diye çığrından çıkacak, soğukkanlı bahisçiler gibi dizilip oturuyoruz sahnenin üç bir yanına. Ziyan edilen tek sandalye yok, dört sıranın dördü de full. Kapı kapanır kapanmaz klasik tiyatro seyircisini afallacak hızla bir başka aleme ışınlanıyoruz. Kimi kol kola yürüyen kimi çelme takan, kondisyonu tavan replikler ve usta koreografi. Led panoda akan üst yazılar marifetiyle sloganlaşlaşan es anları. Sıradışı ışık ve müzik tasarımı. Endüstriyel dünyaya yakışır karakterdeki sahne derken, reji her boyutuyla olağanüstü. Hem felsefi, hem de agresyon anlamında butik bir ‘dövüş kulübü’ bu oyun. Ve bizler onun kanlı canlı tanıklarıyız.

OYUN DEĞİL MAÇ!
Süzülen parlayan terler, ıslanan saçlar, yorulan kaslar, azıcık uzansak tutacağımız mesafede. Şampiyonaya hazırlanır gibi hazırlanılmış bir performans izliyoruz. Hırslar, egolar, hayaller, arzular ve de yumruklar çarpışıyor sahnede. Keskin gece, hayatta olduğu gibi sürpriz bir finale eriyor… Çıkıştaki duygum net; tüm sayın emeği geçenler bu sahnede, bu prodüksiyonda oldukları için, bizler de bu cereyana tutulduğumuz için çok şanslıyız. Çok…
Not: Hafta içine bir ‘ek oyun’ koymuşlar ama onun biletleri de tükenmiş (klasik), taburenizi alıp şansınızı denemeye karar vermek sizin bileceğiniz iş yine de (benden duymuş olmayın)!

Pasta gibi sergi: Revolution-Revelation
Borusan Müzik Evi’nde süper artistik olay var yine, sayın ziyaretçi. Bugünlerde yolunuzu Beyoğlu’na düşürün ve Odakule’den Tünel’e inişte sağda göreceğiniz Borusan Müzik Evi’nin harikalar diyarına çağıran kapısından içeriye süzülün. Daha çok müziğiyle tanıdığımız sanatçı Mercan Dede (Arkın) ve dünyaca ünlü Kanadalı ressam partneri Carlito Dalceggio’nun imzasını taşıyan ‘Revolution-Revelation’ sergisine bir uğrayın… Beş katlı pasta gibi serginin her katında ayrı bir aksiyon, performans, müzik, atölye bulacaksınız. Renkler, imajlar sizi kapıda karşıladığı gibi sarıp sarmalıyor zaten…

SANATIN ‘DOKUNULABİLİR’ HALİ
En çarpıcı yanlarından biri de, bu sergideki her yapıtın ‘dokunulabilir’ oluşu. Kimseden azar işitmek, ayar yemek yok. Bilakis, Mercan Dede ve Carlito diyor ki; ‘biz sanatsever ifadesini kullanmıyoruz, çünkü sanatı herkes sever! Bu yüzden de, izleyiciyle sanat arasındaki mesafeyi kaldırmak, dokunulabilir halde sunmak bizim için çok önemliydi’… Canınızın çektiği şeye özgürce temas ederek coşku dolacağınız bu sergiyi kaçırmayın, sayın İstanbul. Mercan Dede ve Carlito Dalceggio üç hafta boyunca olay yerinde olacaklar ayrıca. Tanışıp iki artistik lakırdı etmek için de harika fırsat. Kelebek etkili hafta sonları cümleten.

Home Tweet Home:
‘SÜPERNOVA, gelecek sezon (Eylül 2012) oynamaya devam edecektir!!!’ (@dottiyatro)

Akşam