Gezi’den Suruç’a Bir Yol Hikayesi…

muratakdağ[Gamze Kaya’nın Murat Akdağ ile yaptığı söyleşinin bir bölümünü paylaşıyoruz.]

Bu yol nereye gider? “Bu yol mazlum neredeyse oraya gider” Tiyatrocu Murat Akdağ, yeni oyunu “Yol”u anlattı. Akdağ, Gezi’den Soma’ya, Özgecan’dan Ali İsmail’e, Suruç’tan Ankara’ya ve Sultanahmet’e kadar yaşanılan talihsiz olayları “Yol” ile ele alıyor…

Tiyatroyla nasıl tanıştın?

Aslında çok tesadüfi oldu. Bir oyuncunun eksikliğinde yerine rol alarak attım ilk adımı. Daha sonra sarı sayfalarda iş ararken turneye çıkabilecek deneyimli oyuncular arandığını gördüm. Deneyimim olmasa da şansımı denemek istedim. Çünkü deneyimli oyuncular turne tiyatrolarına pek çıkmazlar. Sonra 3 ay süren turnede buldum kendimi. Turneden döndükten sonra çocuk tiyatrolarıyla devam ettim serüvenime. Kendimi geliştirmek adına Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde bir yıl tiyatro eğitimi aldım. 2002 yılında kurulan Semaver Kumpanya’nın kurucu çalışmalarında yer aldım. Orada uzun süren asistanlık deneyiminden sonra diğer topluluklarla yoluma devam ettim. En son 2012 yılında kendi tiyatrom olan Tiyatro Tek Ağaç’ı kurdum. İlk prodüksüyonum olan “Taş” adlı oyunumuzla iki dalda ödül aldık. Ürettikçe başarılı olabileceğimizi gördük. Tabii bütün bunlarla beraber birçok reklam filmi, dizi ve sinema filmlerinde de rol aldım.

Gezi seni nasıl etkiledi?

Gezi beni kapalı kaldığım yerden çıkardı. Bu süreci Kafka’nın “Dönüşüm” adlı kitabındaki karaktere benzetiyorum. Gezi’den sonra böcekten insana dönüştüm. Pratikte bir şeyler yapmak adına çok etkiledi beni Gezi. Rengarenk bayraklar, her yerden insanlar, halk kütüphaneleri, ellerimizle kurduğumuz revirler… Antikapitalist Müslümanlar’dan Kemalistlere, solculardan taraftar gruplarına kadar herkes var bu oyunda.  Oyunumda Antikapitalist Müslümanlar için ezan Aleviler için de değerli bir Alevi deyişi seslendiriyorum.

ERKEKLİĞİMDEN İSTİFA EDİYORUM!

Özgecan için etek giymiştin sanırım.

Özgecan’ın başına gelen korkunç olay herkes gibi beni de çok derinden etkiledi. Bu tarz olaylar sonucu yapılan eylemlere genelde kadınlar katılım yapıyor ya da erkekleri haklı olarak saf dışı bırakıyorlar. Fakat biz de bir şeyler yapmalıydık. Ne yapabilirim diye düşünürken Taksim Tünel’den Galatasaray Lisesi önüne etek giyinerek yürüneceği duyumunu aldım. Sonra aldım annemin eteğini elime gittim yanına ve anneme bugüne kadar istifade ettiğim erkekliğimden istifa ettiğimi söyledim ve eteğini almak için iznini istedim. Verdi sağ olsun. Giyindik eteklerimizi Galatasaray önüne kadar yürüdük. Etek giyinip yürümemiz ancak bireysel bir tepki olabilir. Ne yazık ki ülkede her gün onlarca kadın öldürülüyor ya da şiddete uğruyor.

“BEN NEDEN HAYATTAYIM?”

Suruç Patlaması’nda sen de oradaydın. Pankartın bir ucundan tutarken o an neler hissettin?

Suruç’ta 300 kişiden tek tanıdığım Trabzonsporlu Koray diğeri de kuzenimin arkadaşı Volkan’dı. Kimseyi tanımıyordum fakat herkes çok tanıdıktı. Pankartın diğer ucundaydım. Öldüm zannettim. Gözümü açıp yerde yatan insanları görünce ölmediğimi farkettim. “Hayattayım” dedim. Ölmek istedim. Deli gibi bağırıyorum, insanlara yardım etmeye çalışıyorum. Ambulans yok, her yer kan… Sağ mı taşıyoruz ölü mü anlayamıyoruz. Korkunç bir olaydı. Hayat borçlu olduğum insanlar var. Kitabını yazarak borcumu ödemeyi düşünüyorum.

Seni Suruç’a götüren ne oldu?

Beni Suruç’a götüren oradaki toplumsal direnişti. Sinop’lu Rıfat Amcaydı. “Beraber Savunduk Beraber İnşa Edeceğiz” çağrısına sessiz kalamadım. Tiyatro oyunumu oradaki çocuklara da izletmek istedim. Ve yola çıktım.

Sanatçının politik bir duruşa sahip olması doğru mu?

Ben sanatçının politize olmaması gerektiğini düşünenlerdendim ancak ülkede bu kadar acı bu kadar yaşanmışlık varken bir sanatçının olaylara duyarsız kalmaması gerektiğine inanıyorum. Bir de hükümet büyük bir sinsilikle sanatçılara devlet ve belediye tiyatrolarında memur olarak el koymuş durumda. AKP öncesi modernist ve laik kurumlar halinde işleyen tiyatrolar AKP ile daha muhafazakar sanatlar ortaya çıktı. Genco Erkal gibi usta isimler özel tiyatrolarda ellerinden geleni yapsa da bizdeki sanatçı kafası 19. yüzyıl pozitivizmi ile oluşmuş bir kafa. Daha güncel bir sanat ve daha siyasal bir akılla sanat yapılması gerektiğini düşünüyorum.

Oyunun adı ‘Yol’ Yol ile ne anlatmak istedin? Oyunda nerelere gittin, kimlere dokundun?

31 Mayısla başlayan bir serüvendi bu. Adını yol koydum. Bu yol nereye gider bilemem. Tek bildiğim yol çağırınca gidilir. Yol; mağdurun, mazlumun, kimsesizin, haksızlığa ve şiddete uğramış herkesin peşinden gider… Kartopu oynadığı için öldürülen gazeteci Nuh’tan Berkin Elvan’a, Ali İsmail’den Abdullah Cömert’e, Soma’dan Özgecan’a, Suruç’tan Ankaraya ve en son Sultanahmet’e kadar birçok sancıyı ele aldım.

Yol’u hangi günler, nerelerde izleyebiliriz?

14 Şubat’a kadar her pazar Kadıköy Karma Drama’da, 29 Ocak Cuma günü saat 20:30′da Taksim Bi Sahne’de olacağım.

Sözcü