“İletişim ve İletişimsizlik Bir Klasikmiş”

ayrilik[Evrensel’den Vedat Aydemir’in Ayrılık oyunu üzerine Sevinç Erbulak ve Fırat Tanış ile yaptığı söyleşiyi yayınlıyoruz.]

Bir insandan hatta hayat arkadaşından ayrılmak, ona dair anılardan ayrılmak anlamına da gelir mi? Hiç ortak noktaları olmasa bile paylaşılan birçok zaman ve birçok mekan ayrılan çiftlerin ortak noktası olmaya devam eder. Saygı, sevgi, aşk gibi soyut kavramlar tükenebilir hatta nefrete, saygısızlığa ve huzursuzluğa dönüşebilir. Ülkede boşanma oranlarının bu denli yüksek olması, tüketim toplumunun nesneleri bırakıp ilişkileri de tüketmesi “Ayrılık”da. Oyun, modern hayata ve modern ilişkilere ışık tutuyor. Fırat Tanış ve Sevinç Erbulak ile “Ayrılık” oyununu konuştuk. Tanış, Ayrılık için “iletişim ve iletişimsizlik denilen şey bir klasikmiş. 20 yıldan bugüne hiçbir şey olmamış. Araçlar biraz gelişmiş bu iletişimsizliği belki de daha fazla arttırmış ama reaksiyonlar 20 senenin tazeliğinde” diyor.

Ben oyunu izledim ve yazdım. Oyun birçok kişi tarafından da beğenildi. Siz oyunu kendi cümleleriniz ile nasıl özetlersiniz?

Fırat Tanış: Oyun modern insanın doğa ile çelişkisini anlatıyor kabaca. Nedir modern insan? Bu çağda yaşayan, bugünün iletişim araçlarına sahip bir kadın ve bir erkek… Bir ilişki yaşıyorlar ve ayrılıyorlar. Ayrılmalarının arkasında aslında kendi doğaları var ve bu çelişki ile kendi aralarındaki ilişkiyi, iletişimi, iletişimsizliği anlatan bir oyun.

Oyunun ilk sahnelenmesinin üzerinden 20 yıl geçti. Birçok şey değişti. Sizlerin oyundaki çatışmaya katkılarınız nasıl oldu?

Tanış: Biz bugünü yaşayan oyuncularız. Yazıldığından 20 sene sonra oynayan oyuncularız. Bir Shakespeare metni bundan yüz sene önce oynuyorlar ne kadar farklı. Bir de bugün oynuyorlar ne kadar farklı, bambaşka bir şey. Biz bir şey yapmasak, bunun için bir çaba sarf etmesek bile bu kendiliğinden bir fark oluşturuyor bu ilişkiye ve çatışmaya. Sevinç ve Fırat olarak oyuna bir şey katmamamız imkansız bu bir. İkincisi ise bir şey katmadık. Yani metne, bir metin katmadık. Tam tersine katılabilirdi. Mesela oyunda, bugün artık kullanmadığımız iletişim araçlarından bahsediliyor “telesekreter, ev telefonu” gibi demode olmuş şeyler. Artık herkesin bir cep telefonu var uyarlayabilirdik ama uyarlamadık. Neden uyarlamadık? Gerek görmedik. Oyuna eklemeler yapmak, oyunun bütün matematiğini etkileyecek bir şeydi. Bu da yazara  çok büyük bir ayıp olurdu. Oyunu 20 yıl önce yazdığı için ve bugün o araçlar olmadığı için haksızlık olurdu (Gülüyor). Bizim seyirciden aldığımız karşılık gösteriyor ki doğru yapmışız. Çünkü iletişim ve iletişimsizlik denilen şey bir klasikmiş. 20 yıldan bugüne hiçbir şey olmamış kadın erkek ilişkilerinde. Araçlar gelişmiş bu iletişimsizliği belki de daha fazla arttırmış ama reaksiyonlar 20 senenin tazeliğinde. İyi ki de yapamamışız. Kadın erkek çelişkisine dair bir şey eklemeye de gerek yok ne varsa zaten fazlası ortada.

Sevinç Erbulak: Hala çelişik.(Gülüyor)

Tanış: Evet, bu yüzden bundan 600 yıl önce kadın-erkek çelişkisi üzerine yazılmış, örneğin “Othello” bugün hala aynı geçerlilikte. Oyun da bunu söylüyor. Çelişkiler devam edecek. Bunu çözmeye çalışmayın. Keyfini çıkarın.

Evlilik iki kişi arasında olması gerekirken özellikle ülkemizde aile ile evlenme anlamına geliyor. Bu anlayış hakkında neler düşünüyorsunuz?

Erbulak: Bizim oyunumuzda bununla ilgili belirgin bir şey yok. Sadece bir bölüm var buna bir dokundurma. Bu durumun sadece Türkiye için geçerli olduğunu düşünmüyorum. Yani hata bulmaya başladığın zaman ilişki içerisindeki insana “Anan da böyleydi, baban da böyleydi” deniyor. Çinli de böyle yapıyordur bence. Biz burada yaşadığımız, kendi örf ve ananelerimizi bildiğimiz için belki böyle olabilir. Ben değiştiğini düşünüyorum son zamanlarda. Artık aile büyüklerinin bayrağı çok fazla dalgalanmıyor. Oyunda da bununla ilgili çok özel, yazarın da özel olarak atıfta bulunduğu, görünür olan bir şey yok.

Tanış: Daha çok arkadaşlarının ilişkileriyle ilgilenme var. Herhalde burada Behiç Ak, aile yerine arkadaş çevresini koymuş biraz. Anlıyoruz ki bu oyundaki çift feodal tipler değiller. Daha çok birey olmuşlar. Aile yerine daha yakın arkadaşları var. Ama görüyoruz ki en sadık olduğunu düşündükleri yakın arkadaşları için “Onun da mı sevgilisi var? O, evli.” diyorlar.

Erbulak: (Tanış’a) Sen söylüyorsun ya zaten oyunda. “Kim bilir biz ayrılarak kimlerin evlenmesine ve ayrılmasına sebep olmuşuzdur. Allah korusun bir gün bir araya gelirsek, bunun kelebek etkisi nasıl olacak.” Bir ilişki bittiği zaman da ben en çok arada kalana üzülürüm. Çünkü ilişkiler biter ve yeniden başlar. O ortak arkadaşlar öyle hamleler yapmak durumunda kalırlar ki hem güdüsel hem de yazılmamış kurallardır onlar.

Tanış: Bizdeki aracıyla araç sözcüğü aslında bir birine çok yakın. Bunlar (oyundaki karakterler) araya hep aracı veya araçlar almışlar. Bunları hep Tanıştıran birileri olmuş. Bunlar birbirlerine direkt olarak gitmemişler.

Erbulak: Yakıştırılmışlar.

Tanış: Birbirleriyle iletişim halindeyken bile arada başka araçlar olmuş. Gidip yüzüne söylemek yerine telefonu kullanmayı tercih etmiş. Sürekli evde olduğunu bildiği halde dışarıdan arayıp sessiz telefonlar etmiş. Ya da evde olmadığı saatlerde aramış. O kadar araç koymuş ki araya. (Gülüyor)

‘SEYİRCİ  LÜTFEDİYOR’

Seyircilerle uyumunuz nasıl?   

Tanış: Çok güzel “biz sandalye atıyoruz” öyle denir tiyatrocu tabiriyle. Müthiş bir ilgi var. Bu çok güzel bir şey. Bir yandan da ben buna şaşırıyorum; İnsanlar tiyatroya gelmek için moral ve motivasyon bulabiliyorlar. Hiçbir şey yapmayıp evlerinde oturabilirler, özellikle ortamın böyle olduğu bir dönemde tercih edebilirlerdi. Bu nefis bir şey. Lütfediyorlar. Lütuftur bu. Reaksiyon da inanılmaz.

‘HERKES KARŞISINDAKİNDEN BİR ŞEY BULUYOR OYUNDA’

Herkes kendinden bir şey buluyor bu oyunda… 

Erbulak: Herkes karşısındakinden bir şey buluyor oyunda. Kimse kendinden bir şey bulmuyor. Bu oyun, iki karakterin de bütün ipliğini pazara çıkaran bir oyun olduğu için beni seyreden bir kadın: “Hah! Aynı ben” demiyordur. Erkekler kadını dürtüp “sensin” diyor. Kadın da erkeği dürtüp “sensin” diyor. Kendinden bir şey bulan insanı merak ederim, sorunlarıyla barışık, bir dürüst insan modeli o (Gülüyor).

Evrensel