‘Seyirciye Sövgü’ Bir Tiyatro Oyunu Değildir

(İlayda Öncü’nün Agos Gazetesi’ndeki yazısını paylaşıyoruz.)

Versus Tiyatro’nun, ilk gösterimi Şubat ayında yapılan oyunu ‘Seyirciye Sövgü’, seyirciye bir ‘anti-tiyatro’ deneyimi vadediyor. Avusturyalı yazar ve tiyatro sanatçısı Peter Handke’ye ait olan oyunu uyarlayan ve sahneleyen, Kayhan Berkin.

‘Seyirciye Sövgü’yü ilk olarak 1966’da Frankurt’ta, deneysel tiyatro haftasında sahneye taşıyan Handke, bu oyunla seyirciyi merkeze oturtarak, ona tiyatronun ne yaptığı, dilin tiyatrodaki işlevini düşündürmeyi amaçlamış. Dolayısıyla, karşısına aldığı seyirciye bir hikâye anlatmak yerine, görecekleri şeyin bir tiyatro oyunu olmadığını, sadece bir giriş olduğunu tekrarlayıp durmuş. Sonunda da, yapıtının adından da anlaşılacağı gibi, seyirciye sövmüş. Oyunun Almanca ismi, ‘Publikumsbeschimpfung’, sövgüden ziyade, aşağılamaya işaret ediyor. Bu iki kavramı birbirinden keskin çizgilerle ayırmak çok mümkün değil ama şurası kesin ki, seyirci olarak rahatsız olacaksınız; koltuklarınızda oturup, karşınızda sahnelenen dramatik bir olayı dışarıdan eleştirme şansınız da olmayacak, çünkü bu kez eleştirilen, seyirci olarak sizin alışkanlıklarınız.

Oyuncu seyirciyi sorguluyor

Bir seyirci –ve Peter Handke’yi biraz bilen biri– olarak beklentim, huzursuz edilmekti. Zaten oyunun adı da, neyle karşılaşacağınıza dair bir fikir veriyor, hatta merak uyandırıyor. Tiyatroda, genellikle, seyircinin beğenisine sunulan bir oyun vardır; oyun başladığı andan itibaren adeta her şey seyirci içindir. Oyunu beğenirseniz alkışlar, beğenmezseniz vaktinizi çaldıkları için oyunculara, yönetmene kızarsınız. Bu oyunda ise, karşınızda sizi sorgulayan bir oyuncu var. ‘Seyirciye Sövgü’ interaktif bir oyun olmasa da, seyirciyi nasıl bir seyirci, hatta nasıl bir insan olduğu konusunda düşündürüyor.

Yarım saatlik performans boyunca seyirci alanı aydınlık tutuluyor; sövgü ânında ışığın yüzünüze doğru alabildiğine parlaması, beklediğim huzursuzluğu bir nebze yaratıyor. Sövgü de orada başlıyor zaten. Bu, cesaret isteyen bir iş; Kayhan Berkin takdiri hak ediyor. Ancak performansın geri kalanının Handke’nin hedeflediği huzursuzluğu yaratıp yaratmadığı tartışılır. Belki oyunun adı biraz daha fazla agresyon beklentisi yaratıyor. Seyircilere sövmeyi vadeden bu performans, daha sövmeye başlamadan, durumu ‘kişisel algılamamaları’ için onları uyardı, dolayısıyla sövgülerin hedefi seyirci olmaktan çıktı. O noktadan sonra da, en azından beni huzursuz edecek bir şey kalmadı ortada.

II. Dünya Savaşı sonrası dönemin yazarlarından Peter Handke, bu kuşağın birçok diğer yazarı gibi, topluma yönelik bir öfke taşıyordu. Toplum olarak, her zamankinden daha duyarlı olunması gereken bir süreçten geçtiğimizden olsa gerek, oyunda, bu sürecin yarattığı kırgınlık ve kızgınlığı daha güçlü görmeyi bekliyordum. Fakat bazen bir işin kalıbına oturması zaman alabilir. ‘Seyirciye Sövgü’, her halükârda görülmeye değer bir performans.

Oyun 14 Nisan’da Garajistanbul’da, 20 Nisan’da Talimhane Tiyatrosu’nda, 21 Nisan’da İkinci Kat’ta, 24 Nisan’da Noact Sahne’de, 27 Nisan’da Endless Art Taksim’de sahnelenecek.

Agos