Ayşegül Yüksel: Canlı Tiyatro için Yaz Dönemine Hazırlıklı mıyız?

Pinterest LinkedIn Tumblr +

[Ayşegül Yüksel’in Cumhuriyet’te yayımlanan yazısını paylaşıyoruz.]

2020-2021 tiyatro dönemi özel tiyatroların karanlık bir sürece girdiğini gösterdi. Hiçbir özel tiyatronun perdelerini yeni bir yapımla açamadığı, salgınla baş edemeyen ülkemizde, sahnede canlı olarak oynanıp çevrimiçi ortamında seyirciye sunulan oyunlar ve eski yapımların video kayıtları izleyicileri bir oranda oyalasa da dijital düzlemdeki tiyatronun, sahnede canlı olarak yapılan tiyatronun yerini tutamayacağı ortaya çıkmış görünüyor.

Tiyatronun kazanç getiren bir üretim kolu olarak benimsendiği gelişmiş ülkelerde, özellikle aşı sorununu çözümlemiş, sözgelimi Londra, New York gibi kültür-sanat başkentlerinde, bu yaz açık havada tiyatro sunulabilmesi için olanaklar aranırken/yaratılırken, 2021-2022 kış döneminde de normal tiyatro etkinliklerine dönülebilmesi için hazırlıklar yapılıyor. 2019 kışından bu yana, ABD’de, Avrupa ve kimi Asya ülkelerinde tiyatro topluluklarının ayakta kalabilmesi için çeşitli bağlamlarda destek sağlanmıştı.

ÖZEL TİYATROLARA DESTEK VERİLİYOR DENEBİLİR Mİ?

Ülkemizde ise özel sektörün ve devletin özel tiyatroları desteklemek açısından etkili olduğu söylenemez. Hiç perde açmamışken, topluluğun ayakta kalabilmesi için gerekli ödemeleri yapma zorunluluğu, borcu olmayan özel tiyatroları bir elin parmaklarıyla sayılabilir düzeye indirmiştir. Pek çok sahne sanatçısının ekmek parası kazanmak için artık -tiyatro dışındaki- sanat üretmekle ilgisiz işlere kayma aşamasında olduğu da bilinen bir gerçek…

Devletin Kültür ve Turizm Bakanlığı aracılığıyla yaklaşık 40 yıldır sürdürdüğü, genellikle “özel tiyatrolara yardım” olarak anılan destek mekanizması, neye hizmet ettiği gitgide daha bir anlaşılmaz olan bir yönde sürmekte, geçen yıl yardım alan özel toplulukların neredeyse yüzde 80’inin adının ilk kez duyulduğu görülmektedir. Bu da destek için seçilen toplulukların kimliği ve niteliği hakkında kuşku uyandırmaktadır.

Devlet tiyatroları salonlarının özel topluluklara “turne sahnesi” olarak açılması karşılığında, oyunların tam metni istenmektedir. Daha önce sıkıyönetim dönemlerinde görülmüş olan bu uygulama “sansür” anlamına gelmektedir. DT ancak uygun gördüğü özel tiyatro oyunlarına mı salon verecektir?

Ortaya çıkan resim, siyasal erkin dünya görüşüyle uyuşmayan özel tiyatro yapımlarına salgın ortamında bile destek verilmeyeceği izlenimini uyandırmaktadır.

AÇIK HAVADA TİYATRO OLASILIĞI

Özel ve ödenekli tiyatroların önümüzdeki kış döneminde nasıl bir yol izleyeceği ülkenin sağlık durumunda görülecek sonuçlara bağlıdır. Havaların ısındığı haziran-temmuz-ağustos-eylül aylarında ise geçen yıl olduğu gibi açık uzamlarda canlı tiyatro sunma olasılığı gündemdedir. İstanbul’un KüçükÇiftlik Parkı, Uniq, Harbiye Açık Hava Tiyatrosu, Kadıköy Özgürlük Parkı gibi uzamlarının bu yaz da aynı hizmeti vermesi beklenir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi de özel tiyatroların etkinlikleri için yer sağlamaya istekli görünmektedir. Ankara Devlet Tiyatrosu geçen yıl İrfan Şahinbaş Sahnesi’nin bulunduğu uzamda kurmuş olduğu açık hava tiyatrosuyla bölgelerden gelen DT oyunlarını da sunmayı planlamaktadır. 24 Mayıs’ta başlayan 22. Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali, hem özel hem de DT oyunlarına yer vermekte ve bu amaçla kentin açık hava uzamlarını da değerlendirmektedir. Başkentteki ve başka büyük kentlerdeki çeşitli parklar, oyun alanı olma koşulları sağlanarak ve zorunlu sağlık önlemleri alınarak, canlı olarak sunulacak tiyatroya hizmet verebilir.

Özel tiyatrolar için en azından yaz aylarında bir ferahlama yaratacak olan bu tür gelişmeler, hafta sonu sokağa çıkma yasağının ve hafta içindeki saat 21.00 sınırının esnetilmesine bağlıdır.

İster kış isterse yaz döneminde olsun, içinde bulundukları açmazdan çıkmada çok zorlanacağı anlaşılan özel tiyatroların aşması gereken engellerin yok edilmesi gerekmektedir. Çok zor yetişen kültür-sanat insanlarının emeklerine saygı gösterilmesi ve hızlı çözümler üretilmesi zorunludur. Sorunlar, devletin ve özel sektörün sağlayacağı kaynaklarla hızla giderilmelidir. Söz konusu olan, güncel siyasetten ayrı tutulması gereken, savsaklanamayacak bir toplumsal görevdir…

Cumhuriyet

Paylaş.

Yanıtla