Özgür Duygu Durgun
1800’lerin sonunda okuma tiyatrosu olarak başlayan Levanten tiyatrosu, günümüzde İzmir’de devam ediyor. 16. yılını kutlayan İzmir Amatör Levanten Tiyatrosu perdelerini 13-18 Mart tarihleri arasında yeni bir oyunla tarihi Elhamra Sahnesi’nde açacak.
Ünlü Fransız yazar Gustave Flaubert’in 1849-1851 yıllarını kapsayan Doğu seyahatinde uğradığı duraklardan biri de İzmir’di. Oryantalist edebiyatın bu ünlü ismi, Kordon’da gün batımını izlemiş ve şehirden çok etkilenmişti. 27 Ekim 1850 akşamı Fransız Tiyatrosu’nda çeşitli oyunlar izleyen Flaubert’in karşılaştığı İzmir, Doğulu ve içe kapalı bir kent olmaktan çok uzaktı. Kentin Levanten, Rum, Ermeni, Musevi toplulukları kendi dillerinde tiyatrolar yapmakta; gazeteler çıkarmaktaydı. İzmir, Anadolu, Mısır, Lübnan ve Filistin topraklarını kapsayan Şark gezisinde Flaubert’in en çok etkilendiği şehirlerin başında gelecekti.

İzmir’in çokkültürlü dönemine damgasını vurmuş olan Levantenler, İngiltere, Fransa, İtalya, Hollanda ve Avusturya kökenli olup 1800’lerin sonunda İzmir’e yerleşen ailelerden oluşuyordu. Levanten topluluğu bugün de İzmir’de varlığını sürdürüyor ancak sayıları hayli azalmış durumda. Levantenlerin kültür ve geleneklerini yaşatmak amacıyla kurdukları bir tiyatro topluluğu var; İzmir Amatör Levanten Topluluğu.
Ugo Braggiotti, altı kuşaktır İzmirli ve aynı zamanda 1900’lerin başına kadar uzanan Levanten tiyatro geleneğini günümüze taşıyan İzmir Amatör Levanten Tiyatrosu’nun (İALT) kurucusu. Braggiotti’nin tiyatroya ilgisi çocukluk çağında başlıyor. Aile büyükleri ve komşuları eğlendiren küçük temsillerle başlayan bu tutku, İtalyan Lisesi sahnesinde devam ediyor.
İş hayatına atılan Braggiotti sonraki yıllarda İzmirli Levantenlerin amatör tiyatro geleneğini sürdürmeye karar vererek bir grup arkadaşı ile tiyatro topluluğunu kuruyor. Braggiotti, büyüklerinden kalan tiyatro mirasını “O yıllarda dedelerimiz bir oyun seçip okuyarak, rollerini çalışır ve klasik oyunlar oynarlarmış. Bizim çocukluğumuzda yani 1960-1970’li yıllarda ise şimdiki Alsancak St. John Anglikan Kilisesi’nin salonunda amatör Levantenler bir araya gelip Fransızca oyun oynarlarmış. Yani bizim atalarımızda hep bir tiyatrocu ruhu vardı” diye anlatıyor.
Bu yıl 16. yılını dolduran İALT, 2009’dan bu yana her yıl İzmir’de seyirci karşısına çıkıyor. Sadece Levanten toplumuna mensup kişiler veya bir Levanten ile evli olanların yer aldığı topluluğun önemli bir özelliği de gönüllülük esasına dayanması.

Sahnelenen her oyunun gişe geliri bir sivil toplum vakfına bağışlanıyor. Bugüne kadar İzmir ve İstanbul’da LÖSEV, EÇEV, Buca Düşkünler Evi, Karataş Hastanesi, Şişli Lape Hastanesi, Artigiana Huzurevi gibi STK ve hayır kurumlarına bağışlar yapılmış. Ayrıca Van depremzedeleri, özel ihtiyaçlı çocuklar, yuvalar ve eğitim kurumları da unutulmamış. Bu yıl sahnelenecek “Komik Para” oyununun geliri ise KİTVAK’a (Kemik İliği Transportasyon ve Onkoloji Merkezi Kurma ve Geliştirme Vakfı) bağışlanacak.
İALT, Ray Cooney’nin yazdığı, yakın zaman önce kaybettiğimiz usta tiyatrocu Haldun Dormen tarafından dilimize kazandırılan “Komik Para”yı Dormen anısına sahneleyecek. 13-18 Mart tarihleri arasında İzmir’de Elhamra Sahnesi’nde yer alacak oyun, 17 Mayıs’ta İstanbul’da Özel St. Benoit Fransız Lisesi salonunda seyirci karşısında olacak
Ugo Braggiotti ile Levanten tiyatro geleneğini ve İzmirli Levantenleri konuştuk.
Sizi tanıyalım mı, tiyatroya merak ilk nasıl başladı?
Tiyatroya dair ilk anım 8-9 yaşlarımda. Alsancak’ta oturuyoruz. Evimizin arkasında küçük odalardan oluşan bir depo vardı. Babam bu depoyu temizleyip boyamıştı. Mahalle arkadaşlarımızla burada buluşur, ilk sahne rollerimize bürünür oyunlar oynardık. Akşamları da anne ve babalarımızı çağırır, onlara bahçede oyun sergilerdik. Daha sonra bu ilgi İtalyan Okulu sahnesinde devam etti. Ama her zaman amatör bir oyuncu oldum.
İALT nasıl ortaya çıktı?
Biz bu tiyatroyu kurmadan önce İzmir’de Yahudi cemaatinin tiyatro oyunlarına gidiyorduk. Orada arkadaşım Sol’un performansından çok etkilendim. Çünkü Sol, rol gereği bir kuzudan adeta bir canavara dönüşüyordu sahnede. Çok eğlendik, çok güldük ve aynı zamanda “Neden biz de böyle bir girişim başlatmıyoruz?” fikri orada ortaya çıktı. Biz de Levanten kimliğimizi ortaya çıkaracak bir şeyler yapmak üzere yola çıktık. Yönetmen arkadaşlarımız Vedat ve Aysel Güzel bize yol gösterince topluluğun temelleri 2008’de atıldı ve çalışmalara başladık.
İzmirli Levantenlerin köklü bir tiyatro geleneği olduğu biliniyor, bu dönemi biraz anlatır mısınız?
İzmir’deki Levanten tiyatro geleneği okuma tiyatrosu ile başlıyor. Levantenler biliyorsunuz 1800’lü yılların sonundan itibaren Türkiye ve İzmir’e gelip yerleşen İtalya, Fransa, Avusturya, Hollanda ve İngiltere kökenli kişilere verilen isim. Bu topluluklar evlerinde “Okuma Tiyatro” başlatmışlar. Ellerinde oyun kitapları ile klasik eserleri topladıkları arkadaş gruplarına okurlarmış. O dönemler okuma dili Fransızca.
Ayrıca şöyle bir hikaye de var; İzmir Amerikan Kız Koleji’nde efsane bir müdür vardı, Bayan Blake. Kendisi okulda bir tiyatro kurmuştu. Adı da The Play Reading Group idi. Bu da İzmirli Levantenlerin ilgisini çekti ve orada oynamaya başladılar. Daha sonra bu topluluk kendi başına Fransızca bir okuma tiyatrosu kurdu. 1960′ lı yıllarda kurulan bu topluluk içinde Reginald Gallia, Gilbert Epik, Lorraine Icard gibi isimler vardı. Bu kişiler Levanten tiyatrosunu tekrar canlandırıp, Alsancak Anglikan Kilisesi’nin salonunda, bu kez ezberledikleri oyunları Levanten toplumuna sahnelemeye ve gelirini hayır kurumlarına bağışlamaya başladılar. 1970’lerde bir duraklama dönemi oldu. 2000’lere geldiğimizde bu geleneği canlandırmak istedik.

İALT’ın özgün bir karakteri var, örneğin oyuncular profesyonel değil. Ayrıca gönüllülük esası önemli. Biraz da topluluğun yapısını anlatır mısınız bize?
Biz profesyonel olmadık çünkü amatör olunca sadece kişisel başarıya veya performansa odaklanmıyorsunuz. Bizim amacımız oyunun başarılı olması.
Evet, kurallarımızdan biri Levanten veya bir Levanten ile evli olmak ikincisi de gönüllülük. Bu aynı zamanda gerektiğinde cebinizden tiyatro için katkı yapmak anlamına geliyor. Oyun dekorundan kostümüne her şeyi kolektif yapıyoruz. Amacımız eğlenirken ve eğlendirirken muhtaç olanlara yardım etmek. Bizi izlerken eğleniyorsunuz, ama aldığınız her bilet ihtiyaç sahiplerine, hayır kurumlarına gidiyor. Bu toplanan miktarın nereye gittiğini bilmek seyirci açısından da önemli. Hatta pek çok seyirci birden fazla bilet alarak bize inanılmaz motivasyon veriyor.
Oyun repertuvarınız genellikle komedilerden oluşuyor. Bunun bir nedeni var mı?
Dram oynamak için profesyonel olmak lazım. Vodvil ve fars türünden oyunlar ise biz amatörler için daha kolay kotarılabilir.
İALT 16. yılına girdi. Geleceğe dair projeleriniz neler, bu miras nasıl yaşayacak? Bayrağı kime devredeceksiniz?
Bu 16 yıl boyunca başrol de oynadım, küçük rollerde de oynadım. Önemli olan sahnede olmaktı. Halen aramızda 70- 80’li yaşlarında olup sahnede olan oyuncularımız var, 17 yaşında genç oyuncular da. Şimdiki kadromuz ortalama 50’li yaşlarda. İnşallah bir bu kadar yıl daha devam ederiz. Amatör bir topluluğun problemsiz şekilde 16 yıl devam etmesi çok güzel bir şey.
Kızım Marilen zaten bu 16 yılın hep içindeydi. Dolayısıyla benden sonra bayrağı o devralacak çünkü bizden sonra yeni neslin parlaması gerektiğini düşünüyorum.

Biz Levantenler olarak kültürümüzü yaşatma çabasını bugünlere getirebildik. Burada, İzmir’de asırlardır birlikte yaşadığımız için ortak bir kültür oluşturabildiğimizi düşünüyorum. Öte yandan Levanten kültürüne inanılmaz bir ilgi oluştu son 20 yıldır. Hatta seyircilerimizin çoğu Levanten kelimesini bizim tiyatromuzla öğrendi. İALT olarak bu kültürün bilinmesine katkımız olduysa ne mutlu.
İzmirli Levantenler olarak geleceğe bırakmak istediğimiz en önemli miras burada bir Levanten Müzesi kurmak. Evlerimizde, arşivlerimizde çok güzel malzemeler var. Kültürümüzün yaşam tarzını yansıtan eşyalar, objeler, tiyatro kostümlerimiz, eski neslin kullandığı şapkalar…Bu malzemeyi toplu olarak bir müzede değerlendirmeyi çok isteriz. Bu konuda mekan arayışımız sürüyor, yerel yönetimlerle temas halindeyiz. Eğer müze projemiz gerçekleşirse, İzmirli Levantenlerin yaşam kültürüne dair pek çok parça değer bulacak. Levanten kültürü yavaş yavaş kaybolmakta olan bir kültür. İzmir’de sayımız 300-400 kişi. Yılda 10-15 kişi vefat ediyor. Doğum oranı çok düşük. Dolayısıyla matematik bu. Hızlı şekilde tükeniyoruz. Bu yüzden İzmir’den bu kültür de geçti denilebilecek kalıcı bir iz bırakmak istiyoruz.
İALT hakkında daha fazla bilgi için: https://www.instagram.com/izmiramatorlevantentiyatrosu/
