Moda Sahnesi: Bu Ekonomik Koşullarla Az Kadrolu, Az Dekorlu, Az Kostümlü Bir Tiyatro Dayatılıyor

Pinterest LinkedIn Tumblr +

2026-27 tiyatro sezonu başlıyor. Bazı tiyatrolar perdelerini açtı, bazı gruplar ise şu günlerde sezonun ilk oyunlarına hazırlanıyor. Çeşitli tiyatro gruplarına hem yeni sezon hazırlıklarını hem de ulaşılan seyirci sayıları, seyirci profili, ekonomik koşullar gibi yönlerden geçmiş sezona dair değerlendirmelerini sorduk. Moda Sahnesi de bunlardan biri.  

Geçen sezonu nasıl geçirdiklerini sorduğumuzda Kemal Aydoğan 19 Mart 2024’te başlayan belediye operasyonlarıyla birlikte tiyatro izleme oranlarında belirgin bir düşüş başladığını, 2025’te yaşanan mutlak butlan olaylarının da bu sürece eklendiğini söyledi. Benzer tiyatro topluluklarının seyircilerinin bu antidemokratik uygulamalardan etkilendiklerini belirten Aydoğan’a göre oluşan siyasi belirsizlik insanların tiyatro seyretme hevesini kırıyor.

Ekonomileri sadece gişe gelirine bağlı tiyatroların bu gelir daralmasının üstesinden gelememeleri halinde tiyatroyu sürdürmenin mümkün olmayacağını söyleyen Aydoğan sözlerine şöyle devam ediyor: 

“Bunun belirtilerini çok net gözlemledik bu yıl. Seyirci azalmışken az seyirciye çok oyun oynamak mümkün değil. Bilet fiyatını olabildiğince düşük tutmamıza rağmen seyircinin ekonomisi ayda birkaç oyun seyretmesine el vermiyor. Devlet ya da yerel yönetimlerin bu problemi çözmek gibi de bir yaklaşımları yok.”

Bu seneye kadar her yıl en az 3 oyun çıkarma planıyla hareket eden Moda Sahnesi, bu yıl sezon başlamadan durumu değerlendirmiş ve yeni oyun harcamalarının tiyatroyu ekonomik açıdan krize sokacağı öngörüsüyle bu sezon yalnızca 1 yeni oyun çıkarma yönünde karar vermiş. Bu ekonomik koşullarla az kadrolu, az dekorlu, az kostümlü bir tiyatro dayatıldığını belirten Aydoğan bu dönemi bir nevi “pilav üstü tiyatro” dönemi olarak tanımlayabileceklerini söylüyor.

Oyunlarını kendi salonlarında sahnelemenin tek artısının kendilerini motive etmesi olduğunu ve salonun günlük maliyetinin 80.000 tl’ye çıktığını ifade ediyor. Her gün bu kazanç elde edilemediğinde ne kirayı ne de personel maaşlarını ödeyebileceklerini, yeni oyunların da doğrudan bu kazanca bağlı olduğunu ekliyor. Yaz aylarında ya da bayramlarda tiyatro kapalıyken de bu paranın kazanılması gerektiğinden aslında günlük maliyet daha da artmış oluyor:

“Bizim dışımızda konuk topluluklara salonu tahsis ediyoruz. Onlardan da bu ekonomik ‘performansı’ üretmelerini bekliyoruz haliyle. Onlar bu maliyeti karşılayamazsa bizim günlük maliyetimiz daha da artıyor. Bu bir ekonomik cendere. Sanat yerine ekonominin problemleriyle boğuşuyoruz. Sanat kurumlarını iğdiş etmenin güzel bir yöntemi olmalı iktidar için.”

Kemal Aydoğan yeni sezonla ilgili tek beklentilerinin hayatta kalmak olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Olmak ya da olmamak, asıl soru bu oldu sahiden!”

Paylaş.

Yanıtla