”Kaybolan Seyirciyi Geri Getirecek”

Ankara Devlet Opera ve Balesi Modern Dans Topluluğu, ”Bahar Ayini” ve ”Bolero” bölümlerinden oluşan ”Başlangıç” adlı eserin prömiyerini 9 Nisan Cumartesi günü yapacak.

Ankara- Eserde, koreograf Ricardo Fernando, dansçıların kutular içinde dans edeceği ve kutulara her girip çıktıklarında farklı kıyafetlerle adeta defile sunacakları koreografisi ”Bolero”yu Başkentlilerle buluşturacak.

Ballethagen’in Başkoreografı ve Bale Yönetmeni Fernando’ya 2007 yılında ”En İyi ve En Yaratıcı” koreografi ödülünü kazandıran eser, Maurice Ravel’in müziğiyle taçlandırılıyor. Eserin dekor tasarımı Petro Mollerus ve Talat Ayhan’a, kostüm tasarımı Bettina Lauer ve Gazal Erten’e, ışık düzeni ise Fuat Gök’e ait.

Halle Operasının Bale Direktörü ve Başkoreografı Ralf Rossa’nın ”Bahar Ayini” adlı eserinde de Igor Stravinski’nin müzikleri kullanılıyor. Eserin dekor tasarımını Talat Ayhan, kostüm tasarımını Gazal Erten, ışık düzenini Fuat Gök üstleniyor.

Birbirlerini görmeden ama uyum içinde…

Koreograf Fernando, ”Bolero”nun kendisi için çok özel bir koreografi olduğunu ve yaklaşık 10 yılını aldığını söyledi.

”Bolero” ile ilgili birçok koreografinin yapıldığını ve kendisinin diğerlerine benzemeyen, yeni bir konsept bulmak istediğini ifade eden Fernando, şöyle konuştu:

”Bir gün yolda yürürken mağaza vitrininde kıyafetler gördüm. Mağazanın vitrini üç parçaya bölünmüştü. Bolero’nun koreografisini öyle buldum. Sahne ve kostüm için arkadaşlarımı aradım ve bunun bir defileye dönüşmesini sağladım. Dansçılar,karşıdan seyircinin izleyebildiği ancak birbirlerini göremedikleri 6 kutunun içinde dans ediyorlar. Kutuların içine girip çıkıyorlar ve her defasında üzerlerinde başka kıyafetler oluyor.”
Kutularda dans etmenin zor olduğunu, dansçıların birbirlerini görmeden uyum içinde dans etmeleri gerektiğini ve birçok kombinasyon yaptıklarını belirten Fernando, ”Bu çok komplike bir dans. İlk kez Türk dansçılarla çalıştım, zorluğuna rağmen Bolero’yu çok kolay öğrendiler. Benim dansçılarım istenileni en yüksek seviyede yapabiliyorlar ve burada da eşdeğer dansçılar var” dedi.

Koreograf Rossa da ”Bahar Ayini” adlı eserinde ergenlik, karşı cinse duyulan ilgi, bu süreçte yaşanılan problemleri anlattığını belirterek, ”Dünyadaki tüm insanların deneyimlerini anlatan bir eser” dedi.

Eserlerinde önce insanlara ne anlatmak istediğini belirlediğini, koreografiyi daha sonra seçtiğini dile getiren Rossa, ”Türk dansçılar çok yüksek performansa sahip, kapasitesi yüksek. Burada dansçılarla 6 günde koreografi yerine oturdu. Bu, kendi operamda 6 ay sürdü. Bu küçük kadroyla bunları yapabildikleri için kendilerini tebrik ediyorum” diye konuştu.

”Kaybolan seyirciyi geri getirecek bir eser”

Modern Dans Topluluğu Sanat Yönetmeni Yener Turan ise bu yıl birisi yerli, diğeri yabancı koreograflarla iki prömiyer planladıklarını ve ilkini 30 Aralıkta ”İçimizden Biri” ile yaptıklarını söyledi.

İkinci prömiyerlerinin de yabancı koreograflarla çalıştıkları ”Bolero” ve ”Bahar Ayini”ni içeren ”Başlangıç” olduğunu belirten Turan, eserin hazırlık çalışmalarının çok başarılı geçtiğini söyledi.

Modern Dans Topluluğunun 17 kişilik kadrosunun bulunduğunu ifade eden Turan, ”Ancak bu eserler için Ankara Üniversitesi Konservatuvarından gelen son sınıf öğrencilerimiz var. Onları da profesyonel hayata hazırlamak adına projelerimize dahil ettik. Ayrıca klasik baleden de bu eserler için iki erkek dansçı aldık” diye konuştu.

Modern alanda koreografiyi kutulara sığdırmanın çok zor olduğuna dikkat çeken Turan, ”Biz bunu gerçekleştirdik. Danslarını aynı anda, aynı sayıyla, birbirlerini görmeden, aynı müzikle uyum içinde yapıyor olmaları çok önemli. Işık, kostümler çok değişik. Seyircinin çok beğeneceğine inanıyorum” dedi.

Topluluğun 1992 yılında kurulduğunu hatırlatan Turan, şunları kaydetti:

”Topluluk, ilk kurulduğunda ben dansçıydım. İlk 3 yıl, kendi içinde bir eğitim süreci yaşadı. 3 yılın sonunda üniversitelerde temsil yapmaya başladık. Bunlar daha çok eğitseldi, temsil bittikten sonra perdeyi açıp kostümlerle, makyajımızı silmeden sahnenin önüne oturup öğrencilerle söyleşiler yapıyorduk. Bunlar çok etkili oldu. ODTÜ, Ankara Üniversitesi ve daha birçok üniversitede modern dans bölümleri açıldı. Topluluğumuz, alanında ciddi anlamda misyon üstlendi ve bunu başardığımıza da inanıyorum.

Ancak zamanla eserlerin, prömiyerlerin az oluşmasından dolayı bir kısım seyirci modern danstan biraz uzaklaştı. Bizim bu yıl hedefimiz şuydu, sayıları az da olsa öncelikle kaybolan seyirciyi geri getirmek, sonra da daha büyük kitlelere ulaşmak. ‘Başlangıç’ bunun için seçildi.”

Cumhuriyet