Berlin Maxim Gorki Tiyatrosu’nda Genel Sanat Yönetmeni Değişimi

Pinterest LinkedIn Tumblr +

Gorki-Ensemble,
“Songs From the Last Years” – Veda Konseri (Fotoğraf: Ute Langkafel MAIFOTO)

Almanya’da “göç sonrası tiyatro” kavramının kurumsallaştığı yer olarak kabul edilen Berlin Maxim Gorki Tiyatrosu, genel sanat yönetmenliği değişimi sürecinde. 2013 yılından beri kuruma yön veren Shermin Langhoff’un sözleşmesi Berlin Senatosu tarafından uzatılmadı ve görevi küratör Çağla İlk devraldı.

2008 yılında Ballhaus Naunynstrasse’de başladığı ve sonrasında Gorki’ye taşıdığı çalışmalarıyla Shermin Langhoff’un “göç sonrası tiyatro” tanımının oluşumunda büyük payı vardı.

Susanne Burkhardt ve Elena Philipp’in hazırlayıp sunduğu ve Almanya’da güncel tiyatro tartışmalarının ele alındığı Der Theaterpodcast adlı yayının 24 Haziran tarihli son bölümünde Maxim Gorki Tiyatrosu’ndaki bu değişim ele alınıyor. Schauspiel Essen’in genel sanat yönetmeni Selen Kara ve Gorki Tiyatrosu’nun 2013 yılından beri kadrolu yönetmeni olan Hakan Savaş Mican’ın katılımıyla gerçekleştirilen programda Shermin Langhoff’un ayrılışıyla, Almanya tiyatro tarihinde çığır açan “göç sonrası tiyatro” estetiğinin bir model olarak sona ereceğine ilişkin endişeler dile getiriliyor. Almanya’da Türkiye kökenli ilk tiyatro yöneticisi olma niteliği taşıyan Langhoff döneminde, Gorki’nin mevcut 16 oyuncusunun 11’inin Alman kökenli olmamasının bir devrim olduğu anlatılıyor. Senatonun Langhoff’un sözleşmesini uzatmama kararının kültürel-politik bir karar olduğu ve Berlin tiyatro sahnesinde önemli bir eksiklik doğuracağı belirtiliyor. Langhoff’la birlikte oyuncu ve yönetmen kadrosunun büyük kısmının da ayrılmasının yaratacağı değişikliklerden bahsediliyor.

Çağdaş sanat alanında çalışan yeni genel sanat yönetmeni Çağla İlk ile birlikte, Gorki’de metne dayalı tiyatroya artık yer kalmayacağı, sahnelerin enstalasyon, performans ve sergi alanına dönüştürüleceği kaygısı da ayrıca dile getiriliyor.

rbb24’den Barbara Behrendt, Langhoff’un başlattığı modelle Almanya’da daha önce hiç dile getirilmemiş hikayelerin sahneye taşındığını anlatıyor. Behrendt, Gorki Tiyatrosu’nu her şeyden önce kendileri de göçmen ailelerden gelen yazarların kaleme aldığı hikâyelerin sergilendiği bir mekân olarak tanımlıyor. Fatma Aydemir’in göçmen ailelerden genç kadınların deneyimlerini anlatması, Gün Tank’ın fabrikalarda devrim yaratan kadın işçilerden bahsetmesi, İranlı göçmen çocuğu Behzad Karim Khani’nin 90’ların Neukölln’ündeki yaşamı sahneye taşıması gibi örneklere yer veriyor.

Yeni yönetimin ilk basın toplantısını “Berlin’de bir uluslararası performans mekânı daha” başlığıyla haberleştiren Behrendt, Berlin’de göçmen kökenli bir kadro da barındıran göç sonrası tiyatro döneminin böylelikle kapandığını ve bu hikayelerin artık sahnelenmeyeceğini belirtiyor. Bunun seyircideki etkilerinden de bahsederek politik kaygıları olan, kısmen göçmen kökenli ve normalde tiyatroya mesafeli olup Gorki’yle birlikte tiyatroya ilgi duyan genç izleyicinin de yeniden kaybedildiği yorumunu yapıyor.

Çağla İlk, düzenlediği basın toplantısında ve verdiği söyleşilerde tiyatronun tamamen bir modern sanat galerisine dönüşeceği iddialarını reddediyor. Ancak Gorki’nin sınırlarını esneteceğini belirtiyor. Yöneteceği mekânı tiyatro, çağdaş sanat, performans, dans ve müziğin iç içe geçtiği “disiplinlerötesi ve açık bir karşılaşma alanı” olarak tanımlıyor. Eski oyuncu ve yönetmen kadrosunun önemli bir kısmının da ayrıldığını doğrulayan İlk, yeni sezonda daha esnek ve proje bazlı ekiplerle çalışacağını belirtiyor.

Paylaş.

Yanıtla