Susan Yankowitz Türkiye’de

Tiyatro 1112 Garaj “Kutular” adlı oyunun son iki oyununu 18-19 Mayıs 20:00 de AKM KENTPARK SAHNE de oynayacaktır. 18 Mayıs 2012 Saat 20:00 da oynanacak oyunumuza, oyunumuzun yazarı Susan Yankowitz katılacaktır.
Tüm dostlarımızı bekliyoruz sevgiler…
AKM KENTPARK SAHNE ADRES: Eskişehir yolu 7. km, Çankaya, .İLETİŞİM TEL:2199272
KUTULAR
YAZAN:SUSAN YANKOWİTZ
ÇEVİRİ:SUZAN ARSLAN
YÖNETEN:YUNUS EMRE BOZDOĞAN
YÖNETMEN YARDIMCISI:KUVVET YURDAKUL
KOSTÜM TASARIM:FUNDA ÇEBİ
MÜZİK:FATİH VELİ ÖLMEZ

KUTUMSAMA

Annemin plesentasında sanki bir kutudaymış gibi büzüşmüş olarak buldum kendimi. Doğunca kutu gibi bir beşikte salladılar aylarca. Kundakladılar ellerimi yandan bağlayıp büzüştürerek. Kutulardan oyuncaklarım oldu emeklemeye başladığımda. Onlardan  trenler, arabalar, evler yaptım, oyunlar oynadım. Düşgücü dediler buna. Sonradan öğrendim ki bütün çocuklar böyle büyütülüp avutuluyormuş. Düşgücü dedikleri bile onların öngörüsüymüş. Okula ilk gidişlerim herkesin geçtiği yoldan benim de geçiyor olmamın heyecanıyla doluydu. Öğretmenim bana özenle ‘Kutumsama’yı öğretti. Hayata bir kutudan nasıl bakacağım konusunda ileri bir eğitim aldım! Yıllar geçtikçe kutumsama konusunda onların istediği yönde sınavlara girip, onların istediği cevapları vererek uzmanlaştım. Üniversiteye gidene kadar arkadaşlarımla nasıl konuşacağım, büyüklerime nasıl davranacağım, karşı cinsle nasıl iletişim kuracağım ve nasıl bir meslek seçersem hayatı kutumsama konusunda topluma daha faydalı olabileceğim konusunda yeteri kadar şekillendirildim. Meğer hayatı kutumsamak bizden beklenilenmiş. Yüksek Kutumsama Fakültesi’ni bitirdiğimde artık herşeyi bir kutuya doldurup kapağını kapatabilecek beceriye sahiptim. Sonradan öğrendim ki herkes bu beceriye sahipmiş. Sonra işe başladım. Evdeki kutumdan çıkıp işteki kutuma giderken vasıta olarak başka kutular kullanıyordum. İş yerimde büyüklerin istediği kutumsamayı becerdiğimde ödüller ve teşvikler aldım. Bu sayede kutu gibi evim, kutu gibi arabam oldu. Oh dedim, ne güzelmiş insanın kendi kutusunun olması. Köşelerini kendimin kıvırdığı, kapaklarını rahat rahat üstüme kapatabileceğim, istediğim şeyi içine doldurabileceğim bir kutu…  Hayatı kutumsamanın kilometre taşlarından biri de evlenmek. Yani bir kutudan çıkıp başka bir kutuya girmek. Ya da büyük bir kutunun içinde iki ayrı kutuda yaşamak. Başaramazsan kutuları ayırıp yola kendi kutunla devam etmek. Sonra kutunu güzelleştirme çabasıyla geçen yıllar. Hastalandığında hastane kutularında geçen zamanlar. Doktorların verdiği kutu kutu hapların ve reçetelerin peşinde koşmak. Tanıdıkların birer birer ölürken onları bir kutuya koyup uğurlamak. ’Nasıl bilirdin’ sorusuna ‘iyi bilirdik’ diye cevaplar vermek. Sonra öğrendim ki herkes aynı şeyi yapıyor. Ben de ölüp bir kutuyla uğurlandığımda geriye kalan, sadece bir kutudan ötekine geçerken alabildiğim nefes olacak. Herkes bu kadar az nefes alarak tamamlıyor hayatını. Bazıları nefes almanın anlamını bile bilmeden uğurlanıyor hayattan.

Kutumsama öylesine girmiş ki içimize ezber bozmak için bile ezber gerekiyor…

Yunus Emre BOZDOĞAN

Yorum


işlemi tamamlayınız: