Afife Balesi Üzerine

[Hayati Asıl Yazıcı’nın 28 Kasım 2012 tarihli Aydınlık Gazetesi’nde yer alan ve Afife Jale Balesi’ni konu alan yazısını okuyucularımızla paylaşıyoruz.]

Osmanlı İmparatorluğu hüküm sürerken, 1919 yılında genç Müslüman Türk kadını Afife Jale (1902-1941) tiyatro sahnesine çıkan bir sanatçı olarak çok önemli bir yasağı deliyor. Bu yasak tiyatroda Müslüman Türk kadınlarına uygulanan yasaktır. Oysa yasalar el verseydi çağdaş bir kafa ile kurulan Darül Bedayi Tiyatrosu’nda müslüman Türk kadınları sahneye çıkabilirlerdi. Çünkü 1908 Anayasası göreceli de olsa birtakım haklar getirmişti topluma. 1914 yılında Fransa’nın ünlü tiyatro insanı Andre Antoin gibi dönemin en önemli sanat adamı Darül Bedayi’nin kuruluşuna ön ayak oluyor. O dönemin Belediye Başkanı (Şehremini) Cemil Topuzlu sözünü ettiğim Darül Bedayi ile Darülelhan’ı kurmuştu. Ne var ki, yoz kafalı şeyhülislamın yönettiği bir dönemden geçiliyordu. Osmanlı tiyatro kumpanyalarında müslüman Türk kadınlarının sahneye çıkması yasak olduğu için; kadın rolleri Ermeni ve Rum sanatçılar tarafından oynanırdı. Darül Bedayi’ye karşın müslüman Türk kadınları tiyatro sahnesine çıkamazlardı. Bu yasağa baş kaldırarak sahneye çıkan kadın sanatçı Afife Jale idi. Sadece yasalar onun sahneye çıkmasını reddetmemiş, ailesi de Afife Jale’yi gözden çıkarmıştı. Bir tek annesi ona sahip çıkıyordu. Her oyundan sonra Afife Jale sahne arkasından gizli yollardan kaçırılarak saklanması sağlanıyordu. Bu sanat yaşamı Afife Jale’yi güçsüz ve kimsesiz bıraktığı yıllara kadar sürdü.

Ulusal Türk Balesi

Modern Dans Topluluğu’nun (MDT) ülkemizdeki kurucusu ve başkoreografı Beyhan Murphy, librettosunu yazıp koreografisini yaptığı Afife Balesi’ni 14 yıl önce Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde sahneye taşımıştı. Murpfy, bugün yapıtı bu kez İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde (İDOB) sahneye koydu. Bu olayın ulusal Türk balesi için önemli bir aşama olduğunu belirtmeliyim. Türk kaynaklarından yola çıkan özgün librettolarıyla Post, Seyahatname 1 ve 2, bir sosyal sorumluluk projesi olan Şehir-Orman, Şeyh Galip’in Hüsn-ü Aşk’ı üzerine yaptığı Hüsn-ü Aşk’a Dair, Güldestan ve Barbaros adlı dansları koreografileyip sahneye koydu. Şimdi de modern yorumlu Afife Balesi’nde point kullanılıyor. Turgay Erdener’in müziği Afife Balesi’ne inanılmaz güzellik katıyor. Beyhan Murphy’nin Afife Balesi, ulusal Türk balesinin olağanüstü yapımı olarak bale tarihimizde yerini almıştır.

Dansçı Karakterler

Tülay Yalçınkaya, ana Afife karakterini başarıyla canlandırıyor. Beyhan Murphy; Afife Jale’nin hayatını “altın”(Zuhal Karaca), “kırmızı” (Ebru Cansız Atay), “mor” (Deniz Zirek) ve “gümüş”(İlke Kodal) olmak üzere dört ayrı dramatik döneme ayırarak çözümlemiş ve bu dört ayrı dönemdeki farklı karakterleri dört ayrı dansçı canlandırıyor. Yapıttaki erkek dansçı karakterler, Türk kadının sahneye çıkma savaşımında önüne çıkarak engelleri yaratan, yasakları uygulayan, Afife Jale’nin hayatındaki gerçek karakterlerdir. Bu kişilerin kimler olduğunu bulup çıkarması, Murphy’nin nasıl bir ön araştırma yaptığını göstermesi açısından önemlidir ve onun başarısını taçlandırmaktadır. Bu karakterleri canlandıran Erhan Güzel (“Ziya”), Berk Sarıbay (“Mehmet Ali”), Egemen Kement (“Dr. Suat”), Arkın Zirek (“Selahattin Pınar”), Alper Akalın (“Hidayet”), Nuri Arkan (“Salah”), Deniz Özaydın (“Hüseyin Kemal”-yazar), Cem Çelik (“Behzat”), Ömer Erenler (“Burhanettin”), Ali Türkkan ( “İngiliz”-subay)’ın performansları, bu erkek karakterlerin vücuda ermesinde olağanüstü güzellikte bir katkı sağlamış. Böylece Afife Balesi, kolektif bir başarıyla bütünlüğe ulaşıyor. Takım dansçılığının doruğa çıkışında Kor dö Balenin görsel olarak büyük katkı sağladığını belirtmeliyim.

Rengim Gökmen’in orkestra şefliği ile İDOB Orkestrası’nın dinamizmi ve estetiği işitselliğe renk kattı. Adnan Öngün’ün dekoru, Bahar Korçan’ın kostümü, Beyhan Murphy – Taner Aydın’ın ışık tasarımlarının sağladığı katkılarla yapımın tümü, Afife Balesi’ni uluslararası düzeye taşıyor. İşte ulusal Türk balesinin görülmeye değer seçkin bir örneği.

Aydınlık