Nasıl Bağışlanır Suçunu Başında Taşıyan?

kıyımKatliamın 100. yıldönümündeyiz. Yaşadığımız toprakların halklarından Ermenilerin, Süryanilerin ve Pontus Rumlarının etnik temizliğe tabi tutulduğu günü anıyoruz bugün.

Bu halklar soykırımlar çağı olarak da adlandırılabilecek bir dönemde en ağır darbeyi yiyenlerdendi. Balkanlarda, Kafkaslarda, Anadoluda ve Mezopotamyada soykırımların yaşandığı, toplum mühendisliği kararlarının sonucunda büyük nüfus hareketlerinin gerçekleştiği bir çağdı bu. İşte bu yüzden Ermeni Soykırımını tartışmak tam da bu soykırımlar çağını tartışmaktan geçiyor olsa gerek.

Osmanlı ve Anadolu devasa bir insanlık kaybına sahne olurken büyük bir kültürel yıkımı da yaşadı. Örneğin tiyatromuz bu dönemde büyük bir kayba uğradı. Yetişmiş Ermeni tiyatrocular ağır ağır çekildiler sahnemizden…

Peki, bu büyük insani yaramızı sarmak nasıl mümkün olabilir? Doğru, bugün hala bu noktadan çok uzağız. “Hala işi tarihçilere bırakıyoruz, hala katliam denince Çanakkale’yi ön plana çıkarıyoruz, hala büyükelçilerimizi geri çağırıyoruz… “”

Biz yine tiyatrodan söze devam edelim ve yanıtımızı orada arayalım. Hamlet’te, kardeş katili Cladius’un vicdan azabını dillendirdiği dua belki bize bir fikir verebilir…

Claudius:

İnsan iki şey beklemez mi dualarından:

Günah işlememek, işleyince de bağışlanmak.

Kaldır öyleyse başını: Bir günahtır işlemişsin.

Kaldır ama hangi duaya sığar senin yaptığın?

Bağışla bu korkunç suçumu diyebilir miyim?

Diyemem, çünkü bende, elimde duruyor hala

Uğrunda kardeşimi öldürdüğüm şeyler:

Tacım, krallığım, kraliçem.

Nasıl bağışlanır suçunu başında taşıyan?”

Yorum


işlemi tamamlayınız: