Göç, Aşk ve Trajik Son

koprudenOyun Atölyesi 2015-2016 sezonunu Arthur Miller’ın ‘Köprüden Görünüş’ adlı oyunuyla açtı. 1960’larda Ankara Meydan Sahnesi’nde Semiramis Pekkan, Çetin Köroğlu, Kerem Yılmazer, Muhittin Yılmaz gibi isimlerden oluşan bir kadroyla, ‘Brooklyn Köprüsü’ başlığı altında sahnelenen oyun, orta yaşlı bir liman işçisi olan Eddie’nin, karısının genç yeğeni Catherine’e duyduğu hislere odaklanıyor. Arkaplanda ise 1950’lerin Amerika’sının sosyal yapısı, göçmenlik, aile ilişkileri, kişisel çatışmalar ve vicdan sorgulamalarına değiniliyor. Gül Yuyucu Yıldırım’ın çevirisiyle sahneye taşınan oyunu Hira Tekindor yönetiyor.

‘Köprüden Görünüş’ün merkezinde, ülkelerinde fakirlik ve açlıkla mücadele yolları tükendiğinde, ailelerini dahi geride bırakarak, İtalya’dan Amerika’ya göç eden bir grup insan var. Olaylar, o dönemde New York’taki İtalyan göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı Brooklyn Köprüsü civarlarında geçiyor. Ülkeye kaçak yollarla giren bir abi-kardeş, teyze Beatrice, enişte Eddie ve genç yeğenleri Catherine’den oluşan çekirdek ailenin ortasına bomba gibi düşer. Önce neşe getirdikleri bu evde, dönüşü olmayan olayları da ateşlerler. Eddie’nin zamanla serpilerek güzelleşen yeğeni Catherine’e duyduğu zaaf, genç kadının hayalleri ve heyecanları, evlerine sığınan yakışıklı ve enerjik Rodolpho’ya duyduğu hayranlık, ikili arasında alevlenen aşk, kıskançlık, kin, intikam ve trajik bir ölüm…

Yönetmen Hira Tekindor, tam da Artur Miller’ın tercih edeceği gibi, her türlü süsten arındırılmış, hikâye dışında hiçbir şeyi ön plana çıkarmayan bir atmosfer yaratmaya çalışmış. Dekorun sadeliği, izleyicinin olay örgüsüne odaklanmasını kolaylaştıran bir unsur olmuş.

Temsilin en önemli bileşenlerinden biri, başlangıçtan son âna kadar izleyiciyi yalnız bırakmayan müzik. Yönetmenin bir önceki oyunu ‘Kim Korkar Hain Kurttan’ın da müziklerini yapan Orhan Enes Kuzu, yaptığı düzenlemelerle, oyunun sinematografik özelliklerine katkıda bulunmuş.

Televizyondan tiyatro sahnesine

Kadroda, Bülent İnal hariç, televizyon izleyicisi tarafından pek tanınmayan isimler var. İnal, tiyatro sahnesine ilk kez çıktığı halde, Eddie Carbone karakteriyle, ‘tiyatroya izleyici çeken ünlü oyuncu’ görevinden çok daha fazlasını yapıyor. Özellikle ilk sahnelerde ses kullanımının durağanlığı, “Ben tiyatro yapıyorum” tavrıyla konuşması ve karakterine yakışmayan birtakım repliklerle oyunculuğuna dair soru işaretleri oluştursa da, ikinci yarıda tempo arttıkça, baştaki ‘deneyimsiz sahne oyuncusu’ izleniminden eser kalmıyor.

Geçen sezon ‘Tesir’deki performansıyla ve aldığı ödüllerle tiyatro izleyicisinin dikkatini çeken Aslı Yılmaz, bu oyunda Beatrice rolünde. Yılmaz, performansıyla bu role uygun olduğunu kanıtlıyor. En iyi iki performans ise Catherine ve Rodol- pho karakterlerini canlandıran Nazlı Bulum ve Aykut Akdere’ye ait. Oyuna hâkim olan psikolojik dramın merkezine bağlı kalarak, izleyiciyi güldürmeyi başaran karakterler de onlar.

Metni birtakım ufak revizyonlarla, kasvetli ruhundan ve saf dram olmaktan kurtaran yönetmen Hira Tekindor’u da unutmayalım. Tekindor’un bu tarzı, klasik eserlerin çok sayıda izleyiciyle buluşması açısından dikkate değer. Kısa filmleriyle ödüller alan, uzun metraj film yapma planlarından söz eden Tekindor, ‘Köprüden Görünüş’te, izleyiciye üstün görsel ve işitsel destekli, film tadında bir temsil sunuyor. 110 dakika süren iki perdelik oyun, sezonun en çok ses getirenlerinden olmaya aday.

Agos