Teoride Desen Zehir Gibi, Pratik Dersen Sallanmakta…

Bahar Çuhadar

Ekip Tiyatrosu David Greig’in ‘Avrupa’sını iyi fikirlerle dolu bir rejiyle sahneliyor. Dünyanın gidişatına Avrupa’daki bir sınır kasabasından bakan bu nefis metin, sahne üzerinde daha iyi bir reji uygulamasını ve enerjik oyunculukları hak ediyor.

Avrupa’nın bir köşesinde, bir sınır kasabası. Kuş uçmaz kervan geçmez, öyle ki artık istasyonundan trenler bile geçmez… Hiçlikten, yükselen işsizlikten, yalnızlıktan, umursanmamaktan yılmış kasaba sakinleri. Ve bu isimsiz Avrupa parçasına ‘sığınmış’, savaş kaçkını, iki yorgun mülteci… Ekip Tiyatrosu yeni sezonu, İskoç yazar David Greig’in elinden çıkma, enfes bir metini yorumlayarak açtı: Avrupa.

İskoç topraklarından dünyaya isabetli gözlerle bakan, bugünün meselelerine dair hakiki, kıvrak, ironik bir dille yazan mühim bir tiyatro insanı David Greig. Ekip Tiyatrosu’nun, Cem Uslu’nun yönetiminde, Nilüfer Belediyesi ‘Tiyatro’ ile ortak prodüksiyon olarak sahnelediği ‘Avrupa’ da yerkürenin vahim gidişatına dair şık tespitlerle dolu, gerçekçi, etkileyici bir anlatı. Greig; Avrupa’nın kıyısındaki küçük bir toplulukta, ırkçılığın, yabancı düşmanlığının sinsi sinsi nasıl yükselişe geçtiğini, şiddetin nasıl filizlendiğini güncel, modern bir tiyatro oyunu formunda anlatıyor.

Yönetmen Cem Uslu bu isimsiz sınır kasabasını sahneye, Başak Özdoğan’ın tasarımıyla, tüm parçalarıyla kurmuş. Sahne/dekor değişimi yok. Işık değişimleri ve epik sahneleme yöntemleri kullanılıyor ve oyun episodlar halinde akıyor. Uslu, beden perküsyonu kullanarak oyuna özgün bir ses, müzik ve ritim katmış. Oyuncular bedenlerini, dekoru ve aksesuarları kullanarak, episodlar arasındaki geçişleri gerçekleştiriyor; adeta kasabanın, yaşamlarının ‘müziğini’ yapıyorlar. Ya da: Yapmaya çalışıyorlar… Tıkır tıkır işleyen bir makine, çok sesli bir orkestra gibi çalışabilecek bir reji kurmuş Cem Uslu. Ama ne yazık ki –en azından prömiyer gecesinde- tüm bu iyi fikirler sahnede canlanamıyordu.

Oyuncuların üzerinde bir yorgunluk hissedildiği için belki de, maalesef bu kadar heyecan verici bir metni, iyi düşünülmüş, çalışılmış bu rejiyi, (oyunun iki kadın oyuncusunu saymazsak) ortalamanın epey altında performanslarla izledik. Sahneler, episodlar, replikler demiryollarındaki gibi makas değiştirircesine akmayı gerektirirken, makaslar zamanında değiştirilemediği için oyunda sık sık irili ufaklı ‘reji kazası’ yaşandı. Metnin pek kısaltılmadan oynanmasının ve sahnedeki çok düşük enerjinin etkisiyle, oyunun iyice sarkarak seyirciyi bunaltması da cabası…

Dileyelim ki ilk gösterime özgü bir talihsizlik olsun bunlar. Keza bu kadar iyi bir metin, böyle hareketli, eğlenceli, yaratıcı dokunuşlarla dolu bir reji bundan çok daha fazlasını hak ediyor. Sahnede Simel Aksünger, Ömer Fırat Köker, Bora Pak, İsmail Sağır, Mehmet Solmaz, Cihat Süvarioğlu, Ayşegül Uraz ve Hakan Emre Ünal’ı buluşturan ‘Ekip’ alınmasın ama özellikle oyunculara “Ne olur sarsılıp kendinize gelin!” demek geldi içimden, oyun esnasında. Ya da iyisi mi bunu, rejisini ve metni sahnede yaşatmak için, yönetmenin kendisi yapsın… Öyle ya da böyle toparlanacağına eminim. Takipte kalın!

‘Avrupa’ 27 Ekim’de, 20.30’da garajistanbul’da izlenebilir.

Radikal



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: