Barıştan Yana Bir Tiyatro Topluluğu: Taşkışla Sahnesi

44169Elif Turgut’un Evrensel’de yayınlanan Taşkışla Sahnesi’nden Fikri Buber ile gerçekleştirdiği röportajı yayınlıyoruz.

Üniversitelere yapılan saldırıların yoğunlaştığı, akademisyenlerin hedef tahtasına konduğu bu süreçte ODTÜ’deki kulüp ve toplulukların çağrısıyla “Üniversiteler Barış İstiyor” metnine imzacı olup akademisyenlerine ve üniversitelerine sahip çıkacağını belirten Taşkışla Sahnesi’nden Fikri Buber ile içinde bulunduğumuz sürece dair sohbet ettik.

İMZANIN NEDENİ
Taşkışla Sahnesi’ni önce bir tanıyalım. Taşkışla Sahnesi 2006’dan beri herkesin katılımına açık, kolektif bir şekilde çalışan bir tiyatro topluluğu. Önce Taşkışla Sahnesi’nin barış bildirisine neden imza attığından biraz bahsetmesini istedik. “Okulun tatil olma dönemine yakın bir zamanda barış için akademisyenlere baskılar başladığı için biz kulüp içinde nasıl bir adım atacağımızı, nasıl bir yol çizeceğimizi konuşamamıştık. Fakat bireysel olarak herkes bir şeyler yapmak istiyordu. Kulüp olarak tatile çıktığımız için toplanıp süreci değerlendirebilme imkanımız olmadı.” dedi Fikri ve tam da bu süreçte metni yayınlayan arkadaşlardan Taşkışla Sahnesi’ne mail geldiğini söyledi. Kendi aralarında mail üzerinden tartışarak imzacı olmaya karar vermişler. Bundan sonrasında barış talebine ilişkin ne gibi planlar yaptıklarını sorduğumuzda ise daha toplantılarını yeni almaya başladıklarını öğreniyoruz; Üniversiteleri savunma ve barış talebinin yaygınlaştırılması çalışmasının “Üniversiteler Barış İstiyor” metninin açtığı kanal üzerinden işlediğini söylüyor.

İMZA METNİ GELİŞTİRİLMESİ GEREKEN BİR BAŞLANGIÇ
“Bu metnin ileriki aşaması için kulüp ve toplulukların video çekmesi, metnin ve imzacıların olduğu afişleri paylaşmak ve okullarımızda yaymak planlanıyor. Biz de video çektik Taşkışla Sahnesi olarak. Afiş konusunda da Üniversiteler Barış İstiyor inisiyatifini görünür hale getirmek için Taşkışla yerelinde çalışacağız. Üniversiteler Barış İstiyor oluşumu, kulüp, topluluklar ve öğrenci temsilcilikleri aracılığıyla örgütlenen bir oluşum ve bunun üzerinden birlikteliğimizi daha da geliştirebileceğimiz bir kanal oluşabileceğini düşünüyoruz. İletişimde olduğumuz diğer imzacı tiyatro toplulukları kendi üniversitelerindeki kulüp ve toplulukları imzacı olmaya çağırırsa metni imzacı sayısı açısından metin daha güçlü hale getirilebilir ve belki bu kulüpler arasında doğrudan eyleme yönelik planlar oluşabilir.” diyerek sonraki sürece ilişkin görüşlerini de dile getiriyor

MUAZZAM BASKI VARSA MUAZZAM MÜCADELE OLMALI
İTÜ’de de 30 akademisyene inceleme başlatıldığını belirtiyor. Bu durumu nasıl değerlendirdiğini sorduğumuzda “İTÜ’de akademisyenlerin dayanışması biraz zayıf galiba; 30 tane akademisyen imza atmış bildiriye. Bu durumda öğrencilerin akademisyenlere destek olması, sahip çıkması gerekiyor. Yoksa 30 akademisyen çok yalnız kalacak. O hocalarla beraber hem üniversitenin hem barışın savunusunu inşa edebilmek gerekiyor. Taşkışla kampüsünde gözlemlediğimiz, muhalif hocalar üzerinde muazzam bir baskı var hep.” diyor Fikri. Muhalif kimliği sebebiyle Tuzla kampüsüne sürülen Endüstriyel Tasarım Bölümü akademisyenini örnek veriyor. Okuldaki işleyişlere karar verilmesi için bir genel kurulun toplanması gerektiğini; fakat uzun süredir toplanmadığını öğrendiklerini ve her şeyin dekanın inisiyatifine bırakılmış olduğunu söylüyor.

SAHNEDEN KORİDORA
Taşkışla Sahnesi’nin düzenledikleri açık provadan sonra sahne sürecinin nasıl işlediğini, neler yaşadıklarını merak ediyoruz. Çünkü Taşkışla Sahnesi’nin uzun zamandır ciddi bir problemi var. Prova yapacak bir mekan eksikliği ve prova çalışmalarının da Mimarlık Fakültesi dekanlığının da tiyatro kulübü çalışmasını çeşitli şekillerde engellenmeye çalışması. En son prova yaptıkları koridordan dekan çeşitli tehditlerle, öğrencileri kovmaya çalıştıktan sonra Taşkışla Sahnesi herkesin katılımına açık bir prova düzenlemişti ve sonrasında farklı kampüslerde yapılan forumlarda bir çok karar alınmıştı.“İTÜ’deki tiyatro topluluklarıyla herkese açık provadan sonra bir forum yapıldı ve bu forumda yapılan açık prova eyleminin gücünü de arkamıza alarak rektörlük ve Kültür Sanat Birliği kanallarını iletişime zorlama kararı alındı Bir şekilde iletişim kurulup talepleri onlara iletme gibi bir yola girildi. Kulüp temsilcileri olan arkadaş rektörlükle iletişime geçecekti, KSB de bizim için dekanlığı zorlayacaktı, görüşmeye çalışacaktı. Görüşme talebini, dekanın yanıtsız bıraktığını öğrendik. Saat 5’den sonra sınıflar kilitlenmeye başlandı. Bize elektrik kesintisi sebebiyle olduğu söylenmişti. Biz de masa başı toplantısı aldığımız için provalarımız başlayana kadar onarımın biteceğini düşündük. Provalarımız başladı; biz sınıftan çıkarıldık kilitleneceği için. Öbür gün hemen dekanla görüşmeye çalıştık; tabii ki görüşemedik! Yeni dekan yardımcısıyla görüştük;  neden sınıfların kapatıldığını sormaya gittik, elektrik arızası olduğu ve 5’ten sonra sağlık görevlisi okulda olmadığı için tehlikeli hale geldiğini ve kilitlediklerini söyledi. Dekan yardımcısına Taşkışla Sahnesi’nden olduğumuzu söylediğimizde dekan yardımcısı açıkça bunun bir bahane olduğunu ve dekanın prova yapmamızı istemediği için sınıfları kilitlettiğini söyledi.” diye durumu özetledi. Bu durumun sadece Taşkışla Sahnesi’ni değil orada ders çalışan öğrencileri de etkilediğini ve bu problemin tüm Taşkışla’yı ilgilendirdiğini düşündüğünü ve Taşkışla Sahnesi olarak düzenli olarak herkese açık kısa provalar yapmayı planladıklarını söyledi. Biz de böylece sohbetimizin sonuna gelmiş olduk. Teşekkür edip sohbetimizi sonlandırdık.

evrensel.net