Herkes Sanat Yapabilir

fırat tanış[Birgün Gazetesi’nden Derya Aydoğan’ın oyuncu Fırat Tanış ile yaptığı söyleşinin bir kısmını paylaşıyoruz.]

Sanat Hareketi’ni başlatanlardansınız.

Bu sadece benim başlattığım bir şey değil. Sanat Hareketi’nin bir mottosu var , ‘Aslında hepiniz birer sanatçısınız fakat bu gerçek sizden saklanıyor’ diye… Müthiş! Bence meseleyi son derece açıklayan bir şey. Yetenek sanki bize göklerden inmiş o yüzden herkesin başına gelebilecek bir şey değil gibi aktarıldı. Sanat Hareketi dediğimiz şey sanatı her türlü iktidar odağından kurtarıp hayatın bizzat içine koymak demek. Başka bir deyişle söyleyeyim, sanatın putlarını kırmak, sanat çevresinin putlarını kırmak için bir fikir, çünkü şirk olan yüzlerce şey var ve ‘Sanat Hareketi’ de bunlara kafayı fena halde takmış vaziyette. Mesela yönetmene, oyuncuya, demokrat bir tiyatro patronu olup da, üçüncü derece oyunculardan daha çok para alan oyunculara fena halde kafayı takmış takmış haldeyiz. Sanat Hareketi, konservatuvarlılara da feci şekilde kafayı takmış vaziyette.

Siz ‘Sanat, kendini ifade edebilen herkesin yapabileceği bir şey’ demiştiniz.
Evet, kendini ifade edebilen her insanın yapabileceği bir şey. Özel bir yeti ve yetenek gerektirmediğini düşünüyorum. Sadece ben düşünmüyorum bunu. Böyle düşünen başka insanlar da tanıyorum. Yetenek gerektirmiyor. Herkes sanatın istediği alanı ile ilgilenebilir. Spor salonuna gidip, spor yapmak gibi.

Sokakta sanat için bir şeyler yapıyor musunuz?
Şiir korosu gibi bir çalışmamız olmuştu yine öyle şeyler istiyoruz. Havanın daha güzelleştiği günlerde, yaza doğru, bir çay bahçesine dalıp, şiirler okuyabiliriz. Sokaklar güzel yerler, ve ‘Sanat Hareketi’ de bunun peşinde. Sanatı, mekânlardan kurtarmanın peşindeyiz. Her yer bizim.

Sokakta sanat dediğimiz zaman daha çok müzikle ilgili şeyler yapabiliyorlar sanki.
Aslında enteresan oyunlar oynanıyor sokaklarda ama çaktırmadan oynanıyor. Bir gösteri biliyorum mesela, oyuncuyu seyirciler yolda takip ediyorlar. Gezi de oldu böyle şeyler.

Gezi sokaktaydı ve hem gerçekti hem de ütopya gibiydi. Sizce?
Evet, öyleydi. Gerçekti. Bir lideri olmadığı için öyleydi ve bir lideri olmadığı için de ütopya gibi geliyor. Bir halk hareketi olduğu için yani. O meselenin içindeki ideolojik yapıda olanlar da malesef mütevazı davranamadılar. Böyle bir toplamdan devrim gibi tuhaf sonuçlara vardılar. Nasıl bir potonsiyel olduğunu gördük. Sadece biz değil, başkaları da gördü.

Muhalif yönünüzle tanınıyorsuz
Ben herhangi bir özne tarif etmeksizin, eline silahı kim aldıysa ölmeye aday olduğunu düşünüyorum. Bundan daha makul ne olabilir. Bu muhalif olmak değil biraz daha hakem olmak gibi. Öyle olmak gerekmez mi? Mesela aslanla sincap kavga etse, barıştırmaya kalkmak için aralarına girsen, sen kimi tutarsın? Sincaba bir şey yapmasın diye, ben aslanı tutarım.

Ezilenin yanında olmak, işlerinizi etkilemez mi? Bir kaygı taşıyor musunuz?
Hayır hiçbir kaygı taşımıyorum. Ben içerik hazırlayabilen biriyim. Tiyatro ya da başka bir şey olur. Benim oyunculuğa başladığım yıllarda zaten ortalıkta televizyonda oynamak gibi durumlar yoktu. Sıkıntı çekmeyi göze almış çocuklardık ve büyümedik.

Söyleşinin tamamını okumak için tıklayınız.

Yorum


işlemi tamamlayınız: