Pina Bausch’un Koreografik Mirası

Mehmet K. Özel

pina bausch hayattayken, kurucusu olduğu tanztheater wuppertal dışında, dünya üzerinde yapıtlarının sahnelenmesine izin verdiği tek bir dans topluluğu vardı: paris opera balesi. yaklaşık 20 yıl boyunca paris opera balesinin genel sanat yönetmenliğini yapmış olan brigitte lefevre’in ısrarları ve ikna ediciliği neticesinde “le sacre du printemps” (bahar ayini) ve “orpheus und eurydike” topluluğun repertuarındaydı. hatta “orpheus und eurydike“yi tanztheater wuppertal uzun zamandır sahnelemiyordu; yani bausch’un bu yapıtı ancak paris opera balesi dansçılarından izlenebiliyordu; hala da öyle.

tabii ki her iki yapıt için de hem bizzat pina bausch hem de topluluğunun eski ve yeni dansçıları eğitmen olarak paris opera balesi’nin dansçılarıyla yoğun olarak çalışmışlardı. bu sayede olsa gerek, topluluğun bu iki yapıttaki icraları üst seviyededir.

paris opera balesi “orpheus und eurydike” ile 2008 temmuz’unda hellenic festival‘e katılıp efsanevi epidavros antik tiyatrosu’nda sahneye çıktıklarında, oturduğum koltuğun iki sıra önünde pina bausch ve yardımcıları yerlerini almış ve bausch bütün gösteri boyunca iki yanındaki yardımcılarına fısıldayarak notlar aldırmıştı. bausch hayattayken bu prodüksiyonun dvd kaydı bile satışa sunulmuştu. topluluğun “le sacre du printemps” icrasını ise 2015 aralık ayında paris opera garnier‘de izleme şansım oldu; bu oldukça zor ve dansçıları tüketen yapıtta, tanztheater wuppertal’inkilerin performansı yanında paris opera balesi dansçılarınınkinin biraz sönük kaldığını söylemeliyim; seyrettiğim akşamda “seçilmiş kız”ı oynayan dansçı dahil..

bausch vefat ettikten sonra, yapıtlarının mirasçısı olan avukat oğlu salomon bausch bir söyleşide, annesinin yapıtlarını sahnelemek için dünyanın dört bir yanındaki topluluklardan teklifler geldiğini, tanztheater wuppertal dansçı ve eğitmenleriyle birlikte çalışarak, dikkatli ve seçici davranmaları gerektiğini belirtmişti.

uzun bir hazırlık sürecinden sonra, tanztheater wuppertal ve paris opera balesi dışında “bir pina bausch yapıtı” sahneleyen ilk topluluk 2015-2016 sezonunun son aylarında, bayerische staatsballett (münich bavyera devlet balesi) oldu.

seçilen yapıt da ilginçti; bausch’un ilk döneminden değil, son yıllarından “für die kinder von gestern, heute und morgen” (dünün, bugünün ve yarının çocukları için) bausch’un, koreografisini bütünüyle kendi bedeninden çıkardığı 1973-1977 arasındaki ilk dönem yapıtlarının aksine, 1970’lerin sonlarından itibaren geliştirdiği özgün yaratım süreciyle ortaya çıkardığı ve dolayısıyla beraber çalıştığı dansçılarının geçmişleriyle, yaşamlarıyla ve karakterleriyle harmanlanan yapıtlarından biri.

açıkçası bayerische staatsballett’in prodüksiyonunu çok merak ediyordum; 2014’te tanztheater wuppertal’den izlemiş olduğum “für die kinder von gestern, heute und morgen“, bausch’un gerek tasarım gerekse de üretim stilini tanımayan, bütünüyle 20’li yaşlardaki genç “bale” dansçıları tarafından nasıl yorumlanacak, bu projenin altından nasıl kalkılacaktı?..

evet, tabii ki bausch’un yapıtlarında klasik anlamda “protagonistler” yok. bausch, dansçıların kendisine verdiği cevapları dekompoze ederek parçaları ve bütünü oluşturuyor, ama yine de, özellikle son 10 yılındaki yapıtlarında dansçıların hareket kaliteleri ve karakterleri çok bariz bir şekilde ön plandadır. dolayısıyla “für die kinder von gestern, heute und morgen” bausch’la olduğu kadar dansçılarla da özdeşleşen bir yapıt.

yapıtın yaratım sürecini hiç bilmeyen, yaşantılamayan, yapıtın özgün kadrosundaki bazı dansçıların yarısı, bazılarının üçte biri yaşında olan ve bayerische staatsballett’te ağırlıklı olarak klasik repertuar icra eden gençlerden oluşan bir kadroyla bu yapıt sahnelendiğinde nasıl bir sonuç alınabilecekti?..

bausch’un vefatından sonra, tanztheater wuppertal’e de genç dansçılar katılmıştı, ancak ibre hep onunla çalışmış tecrübeli dansçılardan yanaydı; onlar gençleri yetiştiriyor ve içlerinde eritiyorlardı. hoş, bu ibre bu sezon diğer yönde değişmeye başladı; topluluğun yeni genel sanat yönetmeni adolphe binder, kendisiyle birlikte birçok genç dansçıyı da topluluğa kattı, gerçi ondan önce de gelmiş birçok yeni dansçı vardı; şu anda mevcut 35 dansçıdan 11’i bausch sonrası topluluğa katılanlardan oluşuyor. ve bu bağlamda başka bir merak konusu, önümüzdeki mayıs sonunda wuppertal’de, 17 yıldır sahnelenmeyen “arien” reprise’inde nasıl bir sonucun alınacağı.. hiç kuşkusuz ki, bütünüyle bausch repertuarı dans etmek, tanztheater wuppertal atmosferi, temposu, dünyası içinde olmak ile, ilk defa bausch’la karşılaşmak arasında büyük fark var.

münih’teki “für die kinder von gestern, heute und morgen” gösterimlerine dönersem; geçen sezon sadece 12 kere sahnelenecek ve bayerische staatsballett’in genel sanat yönetmeni sezon sonunda değişeceği için repertuara girdiği gibi kalkacak, yani sadece üç aylık bir süre zarfında sahnelenen, bu projenin neyse ki son gösterimlerinden birini yakalama şansım oldu.

yapıt bittiğinde genç dansçıları, bausch’u anlamakta zorlanan aristokratik, konvansiyonel ve tutucu münih seyircisinin -ki yanımda oturan sezonluk abone yaşlı çift ile diğer taraftaki orta yaşlı hanımın gösteri arasındaki sohbetinden ne hissettikleri çok açık seçik belli oluyordu- aksine, ayağa kalkarak ve “bravo”lar patlatarak alkışladım çünkü genel sanat yönetmeninin cesaretini ve dansçıların gayretini sonuna kadar takdir ediyordum, yoksa maalesef seyrettiğim gösteri ortalama seviyede bir kopyaydı. genç dansçılar ellerinden/bedenlerinden geleni yapıyorlardı, ama hareketlerinde, duruşlarında, tavırlarında yoğunluk yoktu, ruh yoktu; yapıtın etkisi, anlamı eksiliyordu.

mesela 60’lık dominique mercy’den çıkmış bir partiyi 20’li yaşlarındaki bir gençten izlerken, -hareket karakterinden mercy’nin rolünü oynadığı çok belliydi ama sadece “taklit” edebiliyordu daha öteye geçemiyordu-, bu hissim çok barizdi. sadece o genç erkek dansçı için değildi bu izlenimim, topluluğun geneli böyleydi.

tanztheater wuppertal’den izlediğim versiyonda da, başka bir dansçının partisini dans etmiş olan dansçılar vardı, yani prömiyer versiyonunda dans etmemiş olan. mesela clementine deluy melanie maurin’in partisini devralmıştı, ama mükemmeldi, hiç sırıtmıyordu; çünkü yıllardır o da topluluğun içindeydi; etrafı tecrübeli bausch’yenlerle çevriliydi. bayerische staatsballett’te maurin’in partisini dans eden genç kadın dansçı ise maalesef etki yaratmaktan uzaktı, sadece hareketleri doğru yapabiliyordu.

tanztheater wuppertal pina bausch’tan dansçıların ve eğitmenlerin gelip, bayerische staatsballet topluluğunun gençlerini çok yoğun bir şekilde çalıştırdıklarını biliyorum; demek ki, ancak bu kadar olabiliyor, demek ki bausch’un yapıtları hakkıyla ancak kendi topluluğu tarafından sahnelenebilecek. peki, oradaki, bausch dönemini bilen, tecrübeli dansçılar çekildiklerinde ne olacak? dans sanatının doğasında var olan geçicilik mi devreye girecek; bu olağanüstü yapıtlar tarihe mi karışacak; ne yazık!

sanırım bausch’un ilk dönem yapıtları, yani yaratım/tasarım sürecinde dansçılardan bağımsız olanlar, örneğin “le sacre du printemps”, “orpheus und euridike”, “iphigenie auf tauris” (tauris’teki ifigenya), “die sieben todsünden” (yedi ölümcül günah), “café müller”, bausch’un kendi topluluğu dışındaki topluluklar tarafından sahnelenmeye daha müsait. nitekim içinde bulunduğumuz sezon bu yapıtlardan ikisi, iki avrupalı topluluk tarafından pina bausch vakfı ve tanztheater wuppertal pina bausch’un ortaklığıyla sahnelemeye başladı/başlayacak.

ilk defa bir ingiliz topluluğu, tamara rojo’nun genel sanat yönetmenliğindeki ingiliz ulusal balesi, hans von mannen ve william forstyhe’lı bir üçleme içinde “le sacre du printemps” (bahar ayini)’nin prömiyerini 23 mart 2017 akşamı londra’da yaptı, 1 nisan’a kadar sadlers wells’te devam edecek.

şimdiye kadar çıkan eleştiri yazıları oldukça olumlu; dört yıldızın altına düşmüyor, beşler de var. hele de “seçilmiş kız”ı dans eden 18 yaşındaki dansçı francesca velicu herkesten tam not almış.

ayrıca, eleştiri yazılarının hepsinde diğer iki yapıttan çok daha fazla ağırlığın “bahar ayini“ne ayrılmış olması da dikkat çekici; bausch’un yadsınamaz öneminin bariz kanıtlarından biri.

bu sezonki son reprise ise iyice heyecan verici. bausch’un çevresinde bir nebze zaman geçirmiş, onun tarafından bir yapıtı finanse edilmiş, günümüzün en sözü edilen koreograf-dansçılarından sidi larbi cherkaoui’nin genel sanat yönetmeni olduğu ballett vlaanderen (flaman balesi) 13 mayıs-4 haziran 2017 tarihleri arasında “hope” başlığı altında hazırlanan üçlü programda martha graham ve annabelle lopez ochoa ile birlikte bausch’un “café müller” adlı başyapıtını sahneleyecek.

bakalım bausch’un aşk’ı ele aldığı bu en derin, en kişisel, en içli ve en melankolik işi; bir çokları gibi benim için de başyapıtı olan bu benzersiz yapıt ona yabancı bedenlerin içinde nasıl hareket edecek?..

Danzon



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: