Eksik

Pinterest LinkedIn Tumblr +

Erdoğan Mitrani

´Eksik´

“Hadi vedalaşalım. Hadi bak geliyor yangın. Ağaçlar gibi yanacağız birazdan.”

1989’da İzmir’de doğan Aksel Bonfil, okulun yanı sıra dizi ve oyun yazarlığı, oyunculuk ve kısa film yönetmenliği yaparak İstanbul Bilgi Üniversitesi Sinema Televizyon Bölümü’nde okudu. 2020’de, İKSV Tiyatro Festivali için Kulak Tiyatrosu olarak yazdığı ve yönettiği ‘Varlık’, yakın tarihimizdeki kimi siyasal ve toplumsal kararların bireylerin yaşamlarını nasıl alt üst ettiğini, yıkıma uğrattığını, puslu dönemlerde en aşağılık çıkar ilişkilerinin nasıl su yüzüne çıktığını ustalıkla ele alan sağlam bir metindi.

Sinema ve televizyon sektörlerinde ses getiren çok sayıda iş yapmasına karşın, özgün ve özgür kişisel tiyatro yapımları gerçekleştirmek amacıyla kurduğu KADAR için yazıp yönettiği, geçen sezon sahnelenmeye başlayan ‘Eksik’, araya deprem felaketi girdiğinden dokuz kez oynanabilmiş. Bu sezona kısman yenilenerek giriyor. Dekor tasarımını Berçin Mayruk, ışık tasarımını Alev Topal yapmış, müzik Tayfun Karatekin’in.

Yılın en sıcak günüde Metin (Erdem Kaynarca), Datça’da hiçliğin ortasındaki çiftlik evine, Almanya’da yaşayan annesinin bir trafik kazası sonucu komaya girdiğini haber vermek için babası Kartal’ın (Levent Can) yanına gelir. Her türlü insan ilişkisinden vazgeçmiş görünen Kartal sıcaklardan, Metin’le birlikte gelen otuzlu yaşlarının sonlarındaki sevgilisi Derya (Hande Doğandemir) telefonun çekmemesinden yakınırlar. Sorunlu ve öfkeli Metin’in tek isteğiyse hayatındaki ilişkileri yoluna koymaktır.

Geçmişten gelen sırlar, aile içi hesaplaşmalar, hep eksik kalmış iletişimlerle ilişkiler, gidenler, kalanlar, konuşulamayanlar, nihayet konuşulabilenlerle dramatik ama aynı zamanda komik bir aile olma çabası…

Eksik’i benzer aile dramalarından ayıran önemli özelliği Aksel Bonfil’in hem öyküsünün hem kişilerinin inandırıcılığı ve doğallığı. Grinin tonlarında gelişen duygu ve düşüncelerde herkesin aynı derece haklı ve haksız olduğu üç insan var etmiş. Altmışlarına gelen Kartal, geçmişte karısıyla yaşadığı travmatik olayın ardından ziyan olmuş, ne oğluna baba, ne eski karısına eş olabilmiştir. Yirmilerinin ortalarında, hep birilerinin ilgisine ihtiyaç duymuş, bunu ne babasında ne de annesinde bulmuş Metin, ailevi, duygusal ve mesleki açıdan kaybolmuş gibidir. Olanları ve olacakları sezdiği ama kabullenemediği için karmaşa içindedir ve tek dayanağı Derya’yı da kaybetmek üzere olduğunun farkındadır. Yaşlanmaya başladığını hisseden Derya, gözlerinde bir gelecek gördüğü bu genç öğretim görevlisinin heyecanına tutulmuş, onunla gençleşmeyi ummuştur. Kadına biçilen “anlayışlı, erkeğini destekleyen” rolü reddeden, edilgenden etkine yol açan Derya, devamlı kendi sorunlarıyla cebelleşen Metin’in, aslında onu sevmekten çok ihtiyaç duyduğunu hissetmiş, karşısına kendi kendisiyle değil karşısındakiyle ilgilenen biri çıkınca ona yönelmiştir.

Bonfil, öyküsünü sahneye başarıyla aktarırken ekibinden dört dörtlük bir oyunculuk elde ediyor. Levent Can, sahneye yıllar sonra dönüşünde çok etkileyici ve heyecan verici bir Kartal. Hande Doğandemir’in usta işi Derya yorumu, ‘Waterproof’taki başarısının rastlantı olmadığının kanıtı. Geçen sezon Aytaç Şaşmaz’ın oynadığı Metin’i bu yıl Erdem Kaynarca üstleniyor. ‘Tato’‘Red Spedo’‘Joko’nun Doğum Günü’ ile parlak tiyatro geçmişi olan Kaynarca’nın dokunaklı Metin’i çok başarılı.

Bildik gibi görünen bir konuya, taze ve çağcıl bir bakış açısı getiren sağlam bir metinin iyi yönetilmiş, iyi oynanmış yorumu.

8 Aralık Baba Sahne ve sezon boyunca İstanbul sahnelerinde. İzmirli tiyatroseverlere önemli fırsat: 21 Aralık’ta İzmir İstinye Art’da olacak.

  “Sevgi ve Her Şey”

 

“Sevgi’nin temel bir ihtiyaç olması ve belki de asla tam olarak karşılanamaması… Sevgi eksikliğinin bir rutin haline dönüşmesi, tüm iletişim modellerine ve Her Şey’e sirayet etmesi…
Sevgi mi? Yoksa sevgi dışında her şey mi?”

2019 yılında Erden Tunatekin ve Yasemin Ertorun tarafından kurulan Ekip Kafile, 2018’de Tunatekin’in yönettiği Boris Vian’ın ‘Generallerin Beş Çayı’na devam ederken, Bertolt Brecht’in iki erken dönem oyunundan uyarlanan, Cenk Dost Verdi’nin yönettiği ‘Onu Bir Su Birikintisine Atsan İki Günde Parmaklarının Arası Yüzgeç Gibi Deri Bağlar’ oyunuyla büyük başarı kazanmıştı.

Bu sezon, natüralist olmayan teknikleri ve feminist temalarıyla tanınan postmodern İngiliz yazar Caryl Churchill’in (d.1938) ilk kez 2012’de oynanan ‘Love and Information’unu, Ümit Aydoğdu yönetiminde ‘Sevgi ve Her Şey’ adıyla sahneliyorlar.

Churchill oyunu, yedi bölümden oluşturmuş ve bölümlerdeki sahnelerin oynanma sıralarının değişkenlik gösterebileceğini, ama bölümlerin diziliminde değişiklik yapılmaması gerektiğini belirtmiş. Anlamın nasıl inşa edildiğini yansıtan, neredeyse 100 karakterli, şiirsel, gerçekçi, gerçeküstücü, fantastik oyunun yazarının bırakın sahnelenme, oyuncuların sayısı ve cinsiyeti için bile spesifik bilgi vermeyişi, yönetmene sınırsız olanak tanıyor.

Churchill’in yedili diziliminin büyüsüne kapılan Ümit Aydoğdu metni, aksesuar olarak sadece yedi sandalyenin olduğu boş bir sahnede yedi oyuncuya emanet ediyor. Bir anda sahnede beliren, sırası gelince mutlaka en az bir kere başrolü kapan yedi kişi. Tıpkı kendi hayatlarımızda sırası geldiğinde başrol olduğumuz bazen de sonsuz rutinler bütününün bir parçası olmak zorunda kaldığımız gibi…

Yazarın sahnelerin arasına dilenildiği gibi serpiştirilebilecek “Gelişigüzel Sahneler”i de hesaba katıldığında yedi kişi, her biri bir dakikadan az ya da birkaç dakika sürebilen farklı uzunlukta 50’yi aşkın sekansı birlikte var ediyorlar. Karakterlerin her sahnede birbirinden farklı yorumlandığı oyun akışında bazen altı kişi bir kişiyi, bazen bir kişi altı kişiyi canlandırabiliyor.

İzleyici, yaşadığımız dünyanın karmaşasını ustalıkla yansıtan bu karışıklıkta kimi zaman kaybolsa da sonuçta bir yama işi gibi bütünlük kazanan ‘Sevgi ve Her Şey’, klasik anlatı tiyatrosunu aşan, geleceğin tiyatrosuna doğru yol alan çok etkileyici bir çalışma.

6 Aralık HOP, 12 Aralık Ara Sahne, 15 Aralık Kadıköy Boa Sahne ve sezonda İstanbul sahnelerinde.

Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu & Theater Tri-bühne ortak yapımı

     ‘Afet & Diana’

“İnsanın etrafında görmek istemediği, fırlatıp atmak, kurtulmak istediği şeydir çöp. Şehrin çöplüğü, kimse görmesin diye her zaman şehrin dışında yer alır. Peki gerçekte, orada her şey değersiz midir? Başka bir değere dönüşemez mi?”

BGST Tiyatro ve Theater Tri-bühne ortak yapımı, Edith Koerber ve Aysel Yıldırım’ın birlikte tasarladığı, üretim süreci iki ülkede gerçekleşen ‘Afet & Diana’, çok dilli bir tiyatro projesi.

Oyunu ‘Bir Kadın Uyanıyor’‘Otobüs’‘Her Güne Bir Vaka’dan anımsadığımız Sevilay Saral yazmış, Aysel Yıldırım’la birlikte yönetmiş. Afet’i Aysel Yıldırım, Diana’yı Neslihan Arol canlandırırken, birbirinin dilini konuşmayan iki kadının iletişimini akıllı telefondaki yapay zekâ LIP sağlıyor. Sahne tasarımını Ali Özgün Büyükışık, müziği Rubar Dindar, koreografiyi Banu Açıkdeniz, ışık tasarımı Stephen Crane yapmış.

‘Afet & Diana’, iki kadının şehrin plastik atık çöplüğünde tanışmasının hikâyesi. Sağlık sektöründe çalışırken bir anda hakkı yenmiş bir işsize dönüşen Afet, onu çöp, atık olarak görenlere inat, kendini şehrin çöplüğüne atmıştır. Bir sanat projesi için Almanya’dan İstanbul’a geldiğinde sevgilisi tarafından terk edilen, aşk acısını rakıyla geçirmeye çalışan Diana, sahte içkiden fenalaşınca meyhaneciler tarafından çöplüğe atılmıştır.

Dilleri, hikâyeleri farklı, birbirine benzemeyen Afet’le Diana’nın mecburen tanışmasıyla, çöplük artık sadece değersiz atıkların olduğu bir yer olmaktan çıkar; iki kadının arasında yeşermeye başlayan dostluk, çöplükte dönüşümün mümkün olduğunu gösterir: Aralarındaki her tür çatışmaya rağmen, Afet bedensel acı çeken Diana’ya, Diana manevi acı çeken Afet’e ilaç olur…

Kadın elinden çıkma, kadın dayanışmasının en elverişsiz yerde bile mümkün olabileceğini, kadın manifestosunun çöplükte bile yazabileceklerini söyleyen umut dolu bir feminist oyun.

Absürde göz kırpan trajikomik yapısıyla hem düşündürücü hem keyifli bir teatral deneyim. Sahneleme, oyunculuklar çok başarılı. Kesinlikle izlenmeyi hak ediyor.

Sezon boyunca İstanbul sahnelerinde.

Şalom

Paylaş.

Yazarın bütün yazıları için: Erdoğan Mitrani

Yanıtla