Araf’ta Kalan İki Ayrı Hayat İki Aynı Hayat!

Yaşam Kaya

Şilili yazar Ariel Dorfman’ ın yazdığı, Muharrem Özcan’ın yönettiği ‘Araf’ adlı oyun, Oyun Atölyesi’nin bu sene çıkardığı ikinci etkileyici projesi. Bir kadın ve bir erkeğin ölümle yaşam arasında kalan bir sınırda birbirlerini sorguladıkları konu için yazılacak, söylenecek çok cümle var. Şili’de 1973 yılında dünyada ilk kez seçimle iş başına gelen sosyalist hükümet Salvador Allende’yi devirip, askeri diktatörlük kuran General Pinochet’in faşizminde uzun süre acılar çeken Dorfman, Araf’ta kendi iç toplumunun hesaplaşmasını sunuyor. Acıların başka bir acıya sebep vermesi ve mitolojik Medea’ya kadar uzanan geniş bir yelpaze gösterinin ana teması olabilir.

Karışık bir takım cümleler kurarak eleştirinin odak noktasını saptırmak niyetinde değilim. Ariel Dorfman ‘Araf’ oyununda zamanında birbirlerine korkunç acılar çektiren bir erkeğin ve bir kadının hayat trajedisini gözler önüne sermiş. Oyunda iki ayı dünya gibi görünen olayların akışı, aslında tek bir hayatı beraber paylaşan insanların duygularından ibaret! Yaşadıkları hayatta erkeğin doymak bilmeyen iştahına karşı koyamayan kadın, bunun acısını çok kötü bir olayla açığa çıkarır. Öz çocuklarını kendi elleriyle öldürmüş, sebebini de kocasının yaptıklarına bağlamıştır. Onlara verilen şans ise oyunun ana temasını oluşturur. Bilinmezlik düzleminde sorgulanan iki insan, yazarın mitolojik konu örgüsü içinde savruluyor.

Muharrem Özcan sahnesini çok iyi şekillendirmiş. İki ayrı bölümde tek bir konu kesişirken, ortada duran zaman görüntüsü, akan dakikaların nasıl bir boşluğa ulaştığını kanıtlıyor. Kadın ya da adam… Kadının yaşadıkları ya da adamın yaşattıkları… Adamın çocuklarına karşı duyduğu aşk ya da kadına karşı içindeki nefret… Tüm bunlar konu içinde konu mantığının bölümlerine yerleştirilmiş. Yönetmen, Dorfman’ın anlatmak istediklerine karşı hissiyatlı bir refleks geliştirmiş. Hissiyat derken kastettiğim şu; konuda bir öç alma seansıyla karşılaşmıyoruz. Özlem Karabay’ın muhteşem dekor kurgusu yönetmenin işini kolaylaştırmış. Sorgu-sorgulanan mantığında, seyirci kendi sorgusu içinde kalıyor. Ayrıca Dorfman, faşizm olgusu içinde iyice yalnızlaşan halkının bireysel duygularını cesur aktarıyor!

Muharrem Özcan, adamın karmaşık ruh halinde duruşuyla konuyu resmetmiş. Rolünün analizini, karakterinin nasıl bir vahşete neden olduğunu iyi yorumlamış. Derya Artemel, tarihsel bağlarla donatılmış karakterini, delilikle gerçeklik arasında bir çizgide oynuyor. Kadının insanın kanını ürperten eylemlerini soğukkanlı bir tutumla sergiliyor. Bu tarz rollerin altından kalkmak çok zor. Derya Artemel’in psikolojik çözümlemesi dört dörtlük! Muharrem Özcan ile Derya Artemel sezonun en iyisi olmaya aday performansını sunuyor seyirciye. Oyun Atölyesi’nin ‘Araf’ oyununu sahnelere taşıma fikri çok doğru bir karar olmuş.

Ariel Dorfman, askeri faşizm altında derin acılar çekmiş halkın önemli bir temsilcisi. Yaşadıkları, anlattıkları Türkiye toplumuna çok yakın. ‘Araf’ oyununu izlerken bir yandan muhteşem iki oyuncuyu görecek bir yandan da Selen Öztürk-Berk Öztürk ikilisinin müzikleriyle kendi dünyanıza yolculuk edeceksiniz. Sezonun başarılı gösterisini kaçırmayın…

Sanat Haberlerimiz



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: