Tırlarla Silah Taşıdığınız Savaştan Kaçan Çocuklar Dün Sahildeydi. Gördünüz mü?

fft22_mf5707588Bodrum’da bir meleğin sahile vurmuş cesediyle karşılaştık geçen gün.  Dalgaların ninnisinde yüzünü kuma gömüp derin bir uykuya dalmış gibiydi. Fotoğraftaki memurun kucağındaysa  uyanmaya direnen bir çocuk gibi…

Abi kardeşin yüzünü gizleyip gizlememeyi tartışmış bazı yayın kuruluşları. Herkes kendi çocuğunun, yeğeninin yüzünü koymalı o fotoğrafa…

“Tırlarla silah taşıdığınız savaştan kaçan çocuklar dün sahildeydi. Gördünüz mü?” demişler. Ne kadar da doğru! Savaştan önce Kobani’de berberlik yapıyormuş babaları. 12 insanın öldüğü kazadan sonra aileden bir o kalmış geriye…

“Kiralarını ödüyordum, ama orada kalamazlardı, çünkü Suriyelilere çok kötü davranıyorlardı.” demiş halaları.

Savaşla birlikte ırkçılık öldürdü o çocukları. Bizim ırkçılığımız! Sade “batı”nın değil.

Avrupa’nın Ceo’su Almanya göçmen kampı kurulmasını istemiş Türkiye’den. Çıkardığınız Kürt savaşına bir müddet susarız demiştir belki karşılığında. Hiçbir geleceği olmayan kamplara tıkacağız o çocukları anlaşılan.

Sahile vurmuş bir meleğin düşündürdükleri işte bunlar.

Peki, denizi gördüğünde, dalganın sesini işittiğinde, bir yeğenini yada çocuğunu sevdiğinde “o fotoğrafı” görmemek mümkün mü artık?

Bizler, denizin, dalganın, sahilin resmini yapanlar, şiirini, romanını, oyununu yazanlar…

Sanatımız savaşa ve ırkçılığa duyarsız kalırsa sahile vurmuş o meleğin kabusuna dönecek dünya!

Dönüyor da!

Yorum


işlemi tamamlayınız: