Cehennem’e Hoş Geldiniz!

Canan Yeniokatan

Dünya içinde dünya.

Hangisi gerçek dünya, hangisi yalan dünya?

Biz aslında kimiz? Hangi gerçeğin siluetleriyiz?

Ya da kim değiliz?

Eski dünyadaki adı İnternet olan, şimdiki adı ile de Cehennem olan bir dünyada, tüm gün boyunca bahçesi ile ilgili gibi görünen yaşlı, kısır, bir adamın pedofili üzerinden, sapkınlık derecesinde oyunlar yarattığı sanal bir, imparatorluktur “Kuytu” .

Kuytu’da yaşananlar ziyaretçilerin hayal güçleri ile geliştirilebilir ve genişletilebilir. Fakat her oyunun kuralı olduğu gibi Kuytu’nun da kuralları vardır. Her özgürlükte olduğu gibi kuytu da da “yasaklar” vardır.

Eski dünyadaki adı ile “Bilişim suçları”, şimdiki adı ile “Cehennem Suçları” biriminden bir dedektif Papa’nın sırrını çözer ve maskesini düşürür.

Sanal dünyayı ve sahteciliğe savaş açmış bu dedektif kendisi olarak mı başarmıştır peki bunu?

Ya kendisi nelerle yüzleşmek zorunda kalmıştır “Kuytu” larda dolaşırken?

Her şeyin sanal olduğu bir dünyada gerçek nedir?

Okullar, devlet kurumları, memurlar, öğretmenler, öğrenciler, profesörler, işçiler, her şeyin bir servis sunucusunun ardındaki siluetler olduğu bir dönemde geçer oyun.

Peki yolda gezen insanlarla, bu siluetler birbirleri ile örtüşmekte midirler?

Sanal ortamda işlenen suçlar, suç niteliği taşır mı gerçekten?

Hele bir de yeni yetme kız çocuğu zannedilenlerin yetişkin, yetişkinlerin çocuk olduğu, kim kime dum dumalıkların ayyuka çıktığı durumlarda.

“ Beni reele mahkum bırakarak nasıl bir hata yaptığınızın farkında değilsiniz”

Oyunun en çarpıcı cümlesi idi.

Jenifer Halley 2013 senesinde kaleme almış oyunu. Devlet tiyatrolarında kapalı gişe oynanıyor. Oldukça kafa karıştırıcı, düşünmeye ve sorgulamaya sevk edici, ters köşeleri bol bir metin. Oyunu izlenilesi kılan da metinin bu hareketliliği.

Oyunun yönetmenliğini ve başrolünü Metin Belgin üstlenmiş.

Oyuncular; Simay Tuna, Ahmet Somers, Aslı Büşra Sarınç, Hakan Onat Peynirci.

Metnin içeriğine göre daha enerjik ve daha hareketli bir oyun sergilenebilirdi düşüncesindeyim. Oyunculuk temposu biraz düşük geldi. Bu biraz da havanın oldukça soğuk oluşuna, seyircinin az ve yorgun oluşuna farklı pek çok nedene bağlı o güne has bir durum olabilir.

Devlet Tiyatrolarında bu seneki oyunlarda oldukça sade dekor ve kostümlere rastlıyor olmam, ekonomik tedbirler aldıkları gibi bir izlenim yarattı bende.

Daha ucuz maliyetli ve düşük bütçeli işler çıkartılmaya çalışılıyor sanki.

Devlet Tiyatrolarında da Şehir Tiyatrolarında da bu sene genel bir durgunluk hakim bu da oyunlara yansıyor haliyle.

Cehennem bu sezon Devlet Tiyatroları’nda kapalı gişe oynayan bir oyunmuş. Alışılmışın dışında bir konuyu içeriyor olması, oyunda ters köşelerin bol olması izleyicinin ilgisini çeken hususlar. İzleyici yenilik ister.

İyi seyirler.

 

 

Yorum


işlemi tamamlayınız: