Sanatta Hak İhlalleri / Ağustos 2021

Pinterest LinkedIn Tumblr +

[Mimesis Haber / Sanat Meclisi’nin hazırladığı, Ağustos 2021 Sanatta Hak İhlalleri Raporu’nu okurlarımızla paylaşıyoruz.]

Yaz bitti. Sonbahar gelip kapımıza dayandı. Sanat alanı yarısı yasak, yarısı saatlerle sınırlı bir yaz sezonu yaşadı. Sanat alanı üzerinde baskı ve engellemeler ise sürüp gitti: İşte 2021 Ağustos’unda sanat alanının yaşadıkları:

  • Tiyatronun usta ismi Genco Erkal İnstagram hesabından yaptığı paylaşımda, “Oyunlarımızı sürdürmek için açık hava sahneleri arıyoruz. Maalesef araştırdığımız kentlerde ya hiç sahne yok ya da belediye kayyum veya rektör sahneyi bize vermiyor” ifadesini kullandı. Erkal’ın paylaşımını alıntılayan piyanist Fazıl Say ise, “İnanılmaz utanç verici bir durum. ‘Sanatınızı yapmayın-yapamayın’ diyorlar!!!” yorumunu yaptı.
  • Pandemi süreci boyunca müzisyenlerin karşı karşıya kaldığı sorunlar birçok kez gündeme geldi. Bu süreçte geçim sıkıntısıyla boğuşan, gelirsiz şekilde hayatta kalmaya çalışan yüzü aşkın müzisyen intihar etti. Kültür ve Turizm Bakanlığının müzisyenlerden gelen tepkiler üzerine açıkladığı tek seferlik 3 bin liralık destek de aylarca borç biriktiren müzisyenlerin derdine deva olmadı. ‘Normalleşme’ de müzisyenler için gerçek bir ‘normalleşme’ olmadı. Bir de devletin ‘müzisyen’ saymadıkları var. Pandemide müziğini icra edemeyen, yıllarca müzisyenlik yapanlardan oluşan koca bir mahallede davul, zurna, saz ve keman çalarak hayatlarını idame ettirmeye çalışan Abdallar, bu süreçte hibe yardımından bile faydalanamadı. Hürriyet Mahallesi’ndeki abdalların kimi artan sağlık sorunlarından dolayı şimdi çalışamaz durumdayken, kimisi ise ekmek parası için müzik aletini satmış. Orta Asya kökenli göçebe bir halk olan Abdallara, Türkiye’nin çeşitli yerlerinde farklı isimler veriliyor. Diyarbakır’da aşık, mıtrıp; Urfa ve Adıyaman’da gevende veya govende, Antep ve Maraş’ta abdal… Teber, tencili, carcar, begdili gibi isimler de kullanılıyor kimi yörelerde. Abdalların sosyal yaşamda çok karşılaştıkları ise ayrımcılık ve dışlanma oluyor… Hürriyet Mahallesi’nde yaşayan Abdalların birçoğu düğünlerde çalarak hayatını sürdürüyor. Davulcu Süleyman İspir onlardan biri. 56 yaşında: “Pandemiden önce saz çalanımızla, zurnacımızla, davulcumuzla grup olarak düğünlere gider çalardık. Şimdi yapamıyoruz çünkü çoğumuz aletini sattı. Şimdi davulcuyum ama davulum yok. Çünkü ekmek alacak param yoktu, 250 liraya sattım 10 gün önce. Ne yapalım? Devletten hiçbir destek alamıyoruz… 19 yaşında engelli çocuğumuzun engelli maaşıyla geçiniyoruz. Geçinemediğim için bekçilik işine gittim pandemide. Abdalım diye bana kötü gözle baktılar, horladılar, sonra maaşımı da vermeyip işten attılar… Düğünlere gittiğimizde ‘aptallar geldi’ diye aşağılanırdık. Abdal değil de aptal görüyorlar. Ama anlatamadık Pir Sultan’dan gelen abdallar olduğumuzu.”

 Müzisyen Burhan Şeşen sanat alanının içinde bulunduğu durumu aşağıdaki satırlarla paylaştı: Saat gecenin üçü. Biraz önce geldim eve. Uzun bir süre sonra dinleyicilerimizle yüz yüze bir konser yapmanın mutluluğu var içimde… Ama bir sürü de soru işareti. Bu mutluluk ne kadar sürecek? Bu konserlerin devamı gelecek mi? Önümüzdeki işler iptal olacak mı? … Kafamda deli sorular. Hayatta kalmaya dair deli sorular. Bir müzisyenin üretme süreciyle ilgili değil doğal gazla, elektrik, su faturasıyla ev kirasıyla, mutfak masrafıyla, çocukların okul taksitiyle ilgili deli ve hayati sorular, sorunlar… Kimsenin umurunda olmasa da kamuoyunda yanlış tanıtılsa da müzisyenlerin ortak sorunlarından bir kaçı bu saydıklarım.”

  • Moda Sahnesi’nin kurucusu Kemal Aydoğan, yaşanan krize dikkat çekmek için Kültür ve Turizm Bakanlığı’na açık mektup yazdı: “Moda Sahnesi 4 Eylül 2021 itibariyle kapalı salonda tiyatro faaliyetine başlıyor. Moda Sahnesi, belki bilmiyorsunuzdur diye söyleyeyim, 3 adet salonu olan bir tiyatro. 50’şer kişilik 2 salonu pandemide hiç kullanamadık. Sağlık koşulları gereği… Yani 100 kişilik bir potansiyeli 17 aydır kullanamıyoruz. Büyük salonun koltuk kapasitesi 240 ile 270 arasında değişiyor. Cumhurbaşkanlığı Genelgesi uyarınca salona %60 kapasiteyle seyirci alacağız. Bu da 120 ile 150 arasında bir seyirci sayısı demek. Binayı kurarken 340 ile 370 arası olana kapasitemiz şimdi 1/3’e düştü. Bu koşullarda tiyatronun masraflarını nasıl karşılamamızı önerirsiniz, buna dair bize söyleyeceğiniz öneriler var mı? Bunları dinlemek isteriz. Siz, ya ödenekli ya da salonsuz özel tiyatro ile yoğun olarak temas ettiğiniz için bizim gibi tiyatroların ne çektiğini anlayamamış olabilirsiniz. Size aracısız, direkt, birinci elden yazayım, problemi birebir aktarayım istedim. Yanıtınızı bekliyoruz, biz Moda Sahnesi.”
  • Doğan Canku, kendisine ait müzik eserlerinin çeşitli ortamlarda izinsiz kullanılmasının bir hak ihlali olduğunu belirterek, davacı olacağını açıkladı: “Son zamanlarda Youtube’da dikkatimi çeken ve beni hiç de memnun etmeyen paylaşımlar görüyorum. Yıllarca titizlikle üzerlerinde çalışıp emek verdiğim, her biri için gecemi gündüzüme kattığım, sizlere sunmadan önce yüzlerce kez gözden geçirdiğim eserlerimin internet ortamında kötü veya yanlış icralarının paylaşıldığını gördükçe üzülüyorum. Şarkılarımızın 7 den 70’e herkes tarafından bilinmesi, beğenilmesi ve söylenmesi tabi ki en büyük arzumuz. Ancak bunun bir yolu yordamı, yasalar ile hak sahibine tanınmış kuralları var. Eserlerimin Facebook ve Instagram haricindeki platformlarda ‘izinsiz’ okunması, enstrümantal olarak çalınması durumunda ve tespitinde şahsım ve bağlı olduğum edisyon şirketi tarafından yasal yollara başvurulacağını üzülerek bildiririm.”
  • Sosyal medya hesabından AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği iddiasıyla, Gence Erkal hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, Erkal’ın 1 yıl 2 aydan 4 yıl 8 aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi. Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB) “Genco Erkal’ın Yolu Açıktır ve Bu yolda Yalnız Değildir” başlıklı bir bildiri yayınlsdı: “Yüreği insan sevgisi, yaşama saygı ve tiyatro aşkı ile dolu, sanatını akıl ve bilginin ışığında zarafetle icra eden Türk tiyatrosunun sayılı mihenk taşlarından biri olan Genco Erkal’a atfedilen suçlama şaşkınlık vericidir. Hakaret bir iletişim yolu değildir, bir çaresizlik ifadesidir. Oysa Genco Erkal, tiyatronun sunduğu düşünsel diyalogun ustasıdır, hakaret etmeye gerek duymadan sözünü söylemenin erbabıdır. Ömrünün 60 yılını tutkuyla tiyatroya adayan değerli sanatçımız demokrasi, özgür düşünce, insanca yaşama hakkı ve adalet ekseninde sorgulayarak oluşturduğu yapıtlarıyla ülkemizin politik geçmişinin alternatif tarihini yazan belleklerden biridir. Yolculuğu zorlu olmuştur ancak geçmişte olduğu gibi, bugün de yalnız değildir.” Ayrıca Kadıköy Tiyatrolar Platforumu ve Tiyatromuz Yaşasın İnsiyatifi de konuya ilişkin protesto bildirileri yayınladılar.
  • Eğitim Sen Sakarya Şubesinin sahnelemek istediği kadınları konu alan tiyatro oyununa belediye tarafından sahne verilmedi. Şubenin Kadın Sekreteri Yasemin Hacıeyüpoğlu, belediye ile yapılan ilk görüşmenin olumlu olduğunu ancak daha sonra Park ve Bahçeler Genel Müdürlüğüne, buradan da Kültür Daire Başkanlığına yönlendirildiklerini, buralarda yapılan görüşmede ise olumsuz sonuç aldıklarını aktardı… Ve bu kararın İstanbul Sözleşmesi’nin feshi ve siyasal iktidarın kadın mücadelesine bakışından ayrı düşünülemeyeceğini söyledi.
  • Tiyatro sanatçıları Genco Erkal ve Şevket Çoruh ‘un Bozcaada Kalesi’nde sahne alacakları tiyatro oyunları, festivale iki gün kala “Bozcaada Kalesi’nin yoğun katılımlı etkinliklere kalenin fiziki şartları müsait değil” diyerek engellendi. Bozcaada Kalesi, Cumhuriyet tarihi öncesinden bu yana her yıl adadaki festivallere, konserlere, tiyatro oyunlarına ev sahipliği yaptı. Genco Erkal ve Şevket Çoruh’un sahne alacağı oyuna 2 gün kala izin verilmemesi ada halkından tepki gördü. Festival ekibine gerekçe olarak, Bursa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nün “Bozcaada Kalesi’nde yoğun katılımlı etkinliklerin kalenin fiziki şartları müsait değil” şeklinde aldığı bir karar gösterildi. Genco Erkal “Her yerde her fırsatta karşımıza çıkıyorlar”
  • BirGün gazetesi yazarı ve Opera sanatçısı Güvenç Dağüstün, konser çıkışında kimliği belirsiz kişiler tarafından saldırıya uğradı. Dağüstün yayınladığı mesajda; Darp raporu aldım, karakolda ifade veriyorum. Avukatım, arkadaşlarım yanımda. Belediye yetkilileri yanımda. Merak etmeyin. Şu işler bitsin, detaylı yazarım… Ama saldırganlar kimdi, neydi şimdilik bilmiyorum” bilgilerini paylaştı.

Sanat alanı salgın hastalık yasaklarından kısmi olarak kurtulmasına karşın maddi baskılardan yakasını kurtaramadı. Sahne sanatçıları yaz boyu değişik etkinliklerde kan-ter içinde emek harcadılar. Ancak ellerine geçen her kuruşu salgın hastalık günlerinin borçları yuttu. Okulların yeniden açılacağı Eylül ayında çocukların okul giysisi, ayakkabısından servis ücretine kadar bir dağ yığını, sanat emekçisinin önünde duruyor. İktidarın ise aldatma yalanları tükendi. Salon vermeme ve engellemelerle sanat insanlarına oyunları sürüyor. Düşünceler ve yazılar için açılan davalar da işin cabası. Yeni sanat sezonunda sanatı susturmanın türlü çeşitli yöntemleri önümüzde dikilmiş bizleri bekliyor.

Paylaş.

Yanıtla