Nesneleştirilmeye Haklı Bir İsyan: Heykele Fısıldayan Kadın

Pinterest LinkedIn Tumblr +

Fuldem Özkan

Oyun, âşık bir kadının hüzünlü bir vazgeçiş sonatı niteliğinde.

Bülent Aydoslu’nun yazıp yönettiği ve Auguste Rodin’i canlandırdığı Heykele Fısıldayan Kadın’da Buse Sevindik, Onur Çimen, Kemal Alkan, Damra Dinçer ve Nazan Akın
rol alıyor.

Oyun, âşık bir kadının hüzünlü bir vazgeçiş sonatı niteliğinde.

Heykele Fısıldayan Kadın, son derece yetenekli ve heykeltraşlığa istekli olan Camille Claudel’in döneminin ünlü heykeltraş sanatçısı Rodin ile tanışmasının ardından gelişen olayları merkeze alıyor. Toplumun kadına atfettiği rollerin ötesinde, sanatta inat eden Camille, Rodin tarafından yetenekli bulunup atölyesine kabul edildiğinde toplumsal normlarla yüzleşmeye hazır olarak aslında geri dönülmez bir dönemeci de aşmış oluyor. Camille ve Rodin arasındaki meşhur aşk ilişkisini kadın emeğinin sömürülmesi, hegemonik erkeklik bağlamına yerleştiren Bülent Aydoslu, meseleyi kırılgan bir aşk hikâyesi olmaktan çıkarıp her koşulda toplum tarafından ahlak kisvesiyle ceza biçilen kadının acılarına, hayal kırıklıklarına da odaklamış oluyor. İyilik kisvesiyle maskelenip kadına yönelik uygulanan doğrudan ve dolaylı zorbalığın her türü eleştirilirken, sevginin ne olduğu, kadın bedeninin metalaştırılması gibi temel ve öncelikli konular da masaya yatırılıyor. Bu da durumu çok katmanlı bir bakışla irdeleme imkânı sağlıyor. Heykele Fısıldayan Kadın, seyirciye düşünsel bir alanı açması ve cinsiyet konusunda uygulanan çifte standart ile yüzleşme sağlayabilmesi nedeniyle dikkat çekiyor.

Kadının bir erkek kahraman tarafından kurtarılmayı bekleyen, ancak erkeğin gölgesinde güvenle var olabileceğini savunan sakil görüşü haklı olarak karşısına alan oyun, aile içinde de annesi ve erkek kardeşi tarafından nesneleştirilerek sömürülmek istenen Camille’in hem içeride hem de dışarıda verdiği kimlik mücadelesini işliyor. Buse Sevindik; Camille’in masumiyetini, Rodin’e duyduğu aşkın kırgınlığını, emeği ile bedeninin sömürülmesine karşı duruşunu ve öfkesini seyirciye sadece izletmekle kalmıyor; bunları yaşatarak duyguyu sağaltan güçlü bir performans sergiliyor. Sevindik, yine Boyoz Akademi’deki Cani ve Amy Hustoy’daki başarılı performansıyla da ne kadar geniş yelpazeye sahip bir oyuncu olduğunu çoktan ispatladı. Bu istikrar, oyuncunun tek bir role sıkışıp kalmadığını, trajediden komediye farklı türlerde ve farklı psikolojik derinliklere sahip rollerde gösterdiği başarının doğal bir sonucu.

Boyoz Akademi, Heykele Fısıldayan Kadın ile sezona devam ederken aslında net bir repertuar çizgisi belirlediğini, kadına şiddetin artarak çoğaldığı günümüz Türkiye’sinde bu önemli toplumsal sorunu sanatçı kimliğiyle dert edindiğini açıkça ifade etmiş oluyor. Bu yaklaşım, meselenin tarihsel boyutuna, çağlar boyu değişmeden süregelen ‘kadının kendisine dikte edilen rolleri kabullenmesi ve yazgı bilmesi’ beklentisine anlamlı bir isyan niteliği taşıyor. Yazarın – yönetmenin, erkek tahakkümünü kendi cinsiyet normlarının dışına çıkarak ve konfor alanını terk ederek kaleme aldığı, yönettiği ve Rodin kimliğiyle sahnede yer aldığı bu oyun; yazarın kendi cinsiyetinin sığ bakışıyla sahnede hesaplaşması açısından da son derece kıymetli. Boyoz Akademi, kendisini sanatsal ve ideolojik açıdan doğru konumlandırmış bir topluluk olarak üretim gücünü sergilerken, toplumu zihinsel bir özgürleşmeye davet ediyor. Özellikle kadını akıl hastanesinde tutarak kurulan ironi oldukça manidar. Seyircinin uzun süren bir karanlıkta ya da cılız bir kırmızı ışık altında kendi varlığıyla baş başa bırakılması; izleyiciyi pasif bir gözlemci olmaktan çıkarıp yaratım sürecine dahil eden, o grotesk atmosferi sahici kılan isabetli bir reji tercihi olmuş.

Heykele Fısıldayan Kadın, “Bir kadının dehâsı, erkek egemen bir dünyanın gölgesinde ne kadar süre nefes alabilir?” sorusunu soran, seyirciyi kendi içindeki sessiz suç ortaklığıyla yüzleştiren kaçırılmaması gereken bir oyun. Boyoz Akademi, sahnede sadece bir kadının trajedisini değil, bir zihniyetin iflasını sergiliyor.

Paylaş.

Yazarın bütün yazıları için: Fuldem Özkan

Yanıtla