Özel Tiyatrolar İçin Sezon Bitmiyor

Pinterest LinkedIn Tumblr +

(Mehmet S. Aman’ın Cumhuriyet’te yayımlanan haberini okurlarımızla paylaşıyoruz.)

Devlet Tiyatroları (DT) Genel Müdürü Tamer Karadağlı olduktan sonra tartışmaların ardı arkası kesilmedi. Mobbing iddiaları, bir oyunda kendine başrol vermesi, DT oyuncuları için söylediği “Lale Devri bitti” sözleri derken DT’ye yıl başında ayrılan 55,5 milyon liralık seyahat ve yolluk ödeneğinin yetersiz kalmasıyla 177 milyon lirayı aşması ve ek ödenek istenmesi de, bugünlerin tartışma konusu.

Bir yanda mekân sorunları, insan kaynağı, görünürlük sorunlarıyla boğuşan ve ayakta kalmaya çalışan ve hatta can çekişşen bağımsız tiyatrolar; bir yanda sermaye destekli özel tiyatrolar, diğer yanda yalnızca seyahat gideri olarak milyonlarca lira harcayabilen Devlet Tiyatroları…

Tiyatro Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Mert Fırat, Cihangir Atölye Sahnesi (CAS) kurucularından Arzu Gamze Kılınç, Moda Sahnesi Sanat Yönetmeni Kemal Aydoğan ve BO Tiyatro kurucularından Ozan Elaltunterin’e, “Ödenekli tiyatroların yazın çalışmaması, özel tiyatroların çalışması” hakkında ne düşünüyorsunuz sorusunu yönelttik.

‘TİYATRO ALANI ÇOK BOŞ BIRAKILMIŞ BİR ALAN’

Arzu Gamze Kılınç – Cihangir Atölye Sahnesi: Ödenekliler ayakta kalmak için sürekli çalışmak zorunda değiller, Ekim-Mayıs ayları arasında, klasik sezon mantığıyla hareket edebiliyorlar, her türlü ihtiyaçları kamu kaynakları yoluyla karşılanıyor dolayısıyla bilet fiyatları oldukça düşük.

Büyük sermaye destekli özel tiyatrolar da benzer bir lükse sahipler. Onlar da klasik sezon mantığıyla hareket edebiliyorlar. Üstelik pahalılar. Estetik ve sanatsal kaygılardan daha çok maddi getiri odaklılar. Aslında bu açıdan bakıldığında ödenekli olmasalar da desteklidirler.

Bağımsız tiyatroların ise bir gün dahi kapalı kalma lüksü yoktur çünkü ayakta kalabilmek için sürekli çalışmak zorundadır. Kuruluşlarında yapısal ya da mekânsal hiçbir destek alamazlar. Vergi istisnaları yahut muafiyetleri yoktur. Kamu kaynaklarından faydalanamazlar yahut yılda bir sembolik destekler alabilirler. Gelirleri neredeyse tamamen gişedir. Dolayısıyla gelirleri çok kısıtlı giderleri ise çok yüksektir; kira, elektrik, su, doğalgaz, kdv, gelir vergisi, sgk primleri, çalışan ücretleri, telif ücretleri, reklam-tanıtım giderleri, prodüksiyon maliyetleri vs saymakla bitmez. Bu nedenlerle bilet fiyatları ödeneklilerle rekabet edemeyecek şekilde yüksek olmak zorunda kalır. Peki neden bağımsız tiyatrolar bunca çileyi çekerler? Bunun yanıtı çok basit ve temel bir konudur: Sanatsal anlamda özgür olabilmek için.

Bağımsız tiyatroların sanatsal özgürlükleri karşısında diğer yapılar oyun seçimlerinde, yaratıcı ekip oluşturmada, rol dağılımlarında, programlarında vb. özgür değillerdir. Ya hükümet yahut belediyeye ya da seyircinin ortalama beğeni kriterlerine boyun eğmek zorundadırlar.

Bunlar sağlıklı üretilmeyen kültür politikaları nedeniyle kamu kaynaklarının adaletsiz dağılımının sonucudur. Bu yapılar arasında sanatsal üretim süreçleri ve dolaşım bakımından devasa bir eşitsizlik oluşmuştur. Bağımsızlara yeterli ve şeffaf yapısal destek, vergi muafiyetleri ve mekân olanakları gibi destekleyici mekanizmalar hayata geçirilmelidir. Sanatsal özgürlüğün ve çeşitliliğin bedelini yalnızca bağımsız tiyatroların ödemeye devam etmesi, kültür politikalarımızın temel çelişkilerini ortaya koyuyor. Bu durumda bağımsızların varlıklarını sürdürülebilmelerinin de bir garantisi yoktur.

Paylaş.

Yanıtla