Sasha Waltz’in “Orfeo”su

Mehmet K. Özel

bilindiği gibi monteverdi’nin “orfeo”su müzik tarihinin ilk operası kabul edilir. barok dönem operalarında aryalar kadar arya aralarındaki dans müziklerinin önemli bir rol oynadığı da bilinir. bildiğimiz başka bir şey ise orfeus’un, sevdiği euridike ile olan hikayesinin yanı sıra en önemli özelliğinin yunan mitolojisinde ozanların ve müzisyenlerin piri olmasıdır.

şu kısacık paragraf bize gösteriyor ki, monteverdi’nin “orfeo”su gerek türü, gerek içeriği, gerekse de biçimiyle üç sahne sanatını birleştirir: operayı, dansı ve müziği.

  1. yüzyılın son çeyreğinden itibaren koreografların opera sahnelemeye başlamasıyla birlikte, özellikle barok opera sahnelemelerinde şancıların sahnede daha aktif rol üstlenmeye başladığı görülür. bu konudaki öncü isimlerden biri pina bausch’tur. bausch’un 1974’te sahnelediği gluck’un “orpheus ve eurydice” yorumunun açtığı yoldan son 40 yılda birçok koreograf geçti; zamanla, şancıların orkestra ile birlikte sahne dışında tutulması yerine sahnedeki koreografinin bir parçası haline getirilmesi olağan oldu.

dans alanındaki başka bir gelişme ise dansçıların sahne üzerinde hareket ederken bizzat şarkı söylemeleriydi. çok emin olmamakla birlikte bu konuda belçikalı koreograf alain platel’in öncü olduğunu zannediyorum. onunla çalışmış olan sidi larbi cherkaoui ise şarkı da söyleyen dansçı çıtasını iyice yükseltti.

bir opera mizanseninde geriye bir tek orkestranın, yani müzisyenlerin sahne trafiğine dahil edilmesi kalmıştı. sasha waltz 2014 ekim’inde amsterdam’da prömiyerini gerçekleştirdiği monteverdi’nin “orfeo” yorumuyla bunu da gerçekleştirmiş oldu.

waltz’in bu altıncı opera sahnelemesi ve baştan beridir sahnelemelerine verdiği bir isim var: “koreografik opera”. waltz’in ilk opera denemesi “dido ve aenas”ı ve geçen yıl berlin staatsoper’da sahnelediği wagner operası “tannhaeuser”i kayıttan, ondan bir önceki denemesi “matsukaze”yi “orfeo”dan bir hafta sonra yine berlin schiller tiyatrosu’nda canlı olarak seyretmiş biri olarak, waltz’in koregrafik opera tanımının hakkını “orfeo” ile verdiğini söyleyebilirim.

öncelikle fiziki konum olarak freiburger barockconsert orkestra ikiye bölünmüş ve sahnenin üstünde iki yanda ön tarafa yerleştirilmiş; şef seyirci koltuklarının ilk sırasında ortada oturarak herkesi yönetiyor. dolayısıyla orkestra çukuru-sahne ayrımı kalkmış; müzisyen, şancı, dansçı herkes sahnenin üstünde. müzisyenler oturdukları konumlardan mizansenin bir parçasına dönüştürülmüşler; solist ve koroyla birlikte davrandıkları, sahnede olan olaya dahil oldukları, el kol hareketleri ile solistlere laf attıkları sahneler dışında bizzat çalgılarıyla ayağa kalkıp sahnede hareket edip koroya karışarak bütünün bir parçası da oluyorlar.

dansçılar hareket etmek dışında koro olarak şarkı söylüyorlar; kim vocalconsert berlin’in şancısı kim sasha waltz & guests topluluğunun üyesi ayırt etmek imkansız çünkü koro da dansçılarla birlikte hareket ediyor.

başrolleri oynayan beş solist şancının her biri ayrı ayrı göz kamaştırıyor, kulak okşuyor, duyuları esir alıyor; onları seyrederken insan yaşama sevinci ile doluyor, hatta çoşuyor. orfeo’yu canlandıran bariton georg nigl ise müthiş sesi, yorumu, oyunculuk kabiliyetinin yanı sıra sanki eğitimli bir dansçı gibi kıvrak, atik, nüanslı ve akrobatik dans edişiyle de akşamın yıldızı.

yapıtın sonunda orfeus’un eurydike ile yeniden buluşmasının kutlandığı son sahnede şancı, dansçı, müzisyen, hatta şef torsten johann dahil olmak üzere herkes sahnede hareket halinde, dans ediyor; müthiş coşkulu ve etkileyici bir final!

sasha waltz’in “orfeo”su üç sanat dalını hareketle birleştirme fikriyle ve bunu başarıyla gerçekleştirmesiyle öne çıkıyor. yoksa waltz koreografik olarak maalesef önceki işlerinin çok altında bir iş çıkarmış.

hareketli insanlardan oluşan müthiş estetik tablolar seyrediyoruz; bazılarının referansları çok açık (örneğin meyva ve sebzelerle yaratılan görüntülerin archimboldo’ya selam çakması gibi), bazıları fazlaca ilüstratif (çiçek saplarıyla yaratılan çayır); ancak yüzeydeki bu estetiğin ötesine geçen, bu estetiği taşıyan, “orfeo”nun ruhuna dokunan, derinliği olan (hemen akla ister istemez pina bausch’un “orpheus und eurydike”sinin soloları, duoları, topluluk dansları geliyor) bir koreografik tasarım yok maalesef.

“orfeo” amsterdam, bergen, baden-baden’den sonra 2015’te en son temmuz başında berlin gösterimlerini yaptı. 2016’da gözüken ilk tarih mayıs’ta opera de lille’de..

Danzon



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: