“Dünyanın Yemeği”: Çocuk Oyunu Deyip Geçmeyin, Pişman Olursunuz!

Mehmet K. Özel

dünyanın merkezinden, roket üzerinde aya; denizler altından, balonla ormanlar üzerinde; balinanın karnından, bulutların arasına macera dolu bir seyahate hazır mısınız! üç temel coğrafyada; karada havada ve suda son sürat nefes kesen bir macera var mısınız! jules verne’den georges melies’ye, pinokyo’dan yunus peygambere kadim ve modern bütün hikayelere göz kırpan bir hikaye seyretmeye ne dersiniz! afiş ve tanıtımlarda “+7 yaş çocuk oyunu” yazdığına bakmayın, tiyatrotem’in “dünyanın yemeği” bu sezonun en dinamik, yaratıcı ve eğlenceli yapımlarından biri.

tiyatrotem’in kurucuları ayşe selen ile şehsuvar aktaş bir çırpıda geçen 45 dakikada, müthiş bir hareket koreografisiyle, hayır yapım bir fiziksel tiyatro veya dans tiyatrosu örneği değil, cezbedici ve çetrefil kelime oyunları ve hikaye anlatma becerisiyle 7’den 70’e her yaştan seyircinin gözleri önünde eğlenceli bir hikayeyi görselleştiriyorlar.

tiyatrotem, anlattıkları hikayeler kadar hikayeleri anlatma şekilleriyle türkiye’nin özgün ve yaratıcı tiyatro topluluklarından biri; gerek anlattığı hikayelerin içerik kurgusu (örneğin tekrarlar, içiçe geçmeler) gerekse de anlatma şekilleri (meddah, ortaoyunu, karagöz..) bu coğrafyanın geleneğinden besleniyor, güçlü esinler taşıyor ama kopya değil, tozlu hiç değil; her yeni yapımlarında taptaze fikirler var, ve “günümüzün en son teknolojilerini” kullanıyorlar..

“dünyanın yemeği” bir gölge oyunu örneği. bir üst anlatı ile birbirine bağlanan küçük hikayelerden oluşuyor. bir aşçının hükümdarına, içine koyacağı malzemeleri canla başla bulmaya çalışarak “hörşey” adlı yemeği hazırlama hikayesini konu ediniyor.

üst anlatı tek bir mekanda; sarayın mutfağında geçiyor. küçük hikayeler ise karada, havada ve suda hızlı bir dünya seyahati yapmamızı sağlıyorlar.

üst anlatı ile alt hikayeler gölge oyunu tekniği olarak birbirinden farklılaştırılmışlar. bu aynı zamanda ikisinin estetikleri arasında da farklılık oluşturulmasını sağlamış.

üst anlatı sıcak ışıkla, renkli ve klasik anlamda eklemli (yani hareket ettirilebilir) ve sopalı gölge oyunu figürleriyle; küçük hikayeler ise soğuk ışıkla, tek renkli (beyaz) ve silüet tekniği (yani hikayedeki olayları betimleyen hareketsiz panolar) kullanılarak görselleştiriliyor.

özellikle küçük hikayelerin anlatılış şekli, silüet tekniğinin kullanılmasında bir yenilik içeriyor sanırım.

ne mi yapıyor anlatıcılar? hikayelerin olaylarını betimleyen pano parçalarını gölge perdesinin arkasına yerleştirme eyleminin altını kapkalın bir şekilde çiziyorlar. evet silüet tekniğinde kullanılan panolardaki betimlemeler hareketsiz; ancak 1- sözlü anlatımın iki anlatıcı arasında atışma ve hatta yarış yaratacak şekilde paylaştırılmış olması 2- çok sayıda panonun perdeye sözlü anlatıma koşut olarak arka arkaya hızlıca yerleştirilip çıkarılması ve 3- yerleştirip-çıkarma eyleminin “gösterile gösterile” yapılması, o hareketsiz panolarla yapılan anlatıma hareket katıyor, hikayeleri “hareketlendiriyor”.

tipik palyaço ve aşçı kıyafetlerinden esinlenilmiş ve bana bir çift tuzluk-biberliği anımsatan anlatıcı kostümleri; gölge perdesinin iki yanına yerleştirilmiş ve üzerinde her biri bir alt hikayenin gerektirdiği pano yığınlarını içeren dört paketin durduğu birer masadan oluşan mekan da yine, türkiye sahnelerinde ender olarak rastladığım en sade, işlevsel, özenli, incelikli ve aynı zamanda estetik tasarımlardan biri.

“dünyanın yemeği” küçük seyirciler düşünülerek hazırlanmış büyük bir yapım. büyüklüğü hiç bir anlamda niceliğinde değil, her anlamda niteliğinde. kaçırmayın..

Danzon



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: