Mesele İfade Özgürlüğü ve Demokratik Sanat Eğitimi

23 Haziran seçimleri sonrasında acaba ülkemizde ne gibi değişimler gerçekleşecek? “Her şey çok güzel olacak” sloganlarıyla kısmi zafer kazanan muhalefet için bu yeni süreç kültür ve sanat alanında acaba hangi gelişmeleri doğuracak?

Sahne sanatları alanında yaz döneminin başlamasıyla gelişen olgulara bakmak belki de daha gerçekçi olacak. Örneğin Van’da (GezginFest) ve Bingöl’de (Yüzenada Festivali) izin verilmeyen yaz kültür sanat festivalleri, LGBTİ+ Onur Haftası etkinliklerine yönelik baskı ve sansür girişimleri iktidarın baskıcı politikalarından vazgeçmeyeceğine dair önemli veriler. Ancak Bakur belgeseli yönetmenleri Ertuğrul Mavioğlu ve Çayan Demirel’e verilen 4 yıl 6 aylık hapis cezası, sinema tarihine kara bir leke olarak geçti. Sanatçıların bu konudaki basın açıklamasını dergimiz sayfasından okuyabilirsiniz.

Bu süreçte yaşanan olumsuz bir diğer vaka ise, 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi binasının tahliye operasyonuna maruz kalması ve bu süreçte “mesele bina değil eğitim” sloganıyla örgütlenen demokratik öğrenci-akademisyen tepkileriydi. Bu konuda Mesele Güzel Sanatlar Eğitimi adlı yazının okunmasını öneriyoruz.

Yaz dönemindeki bazı olumlu gelişmeleri tarihe not düşmek önem kazanıyor. KHK ile kapatılan Yenikapı Tiyatrosu oyuncularından Nazlı Masatçı 5 aylık tutukluluk süreci sonrasında denetimli serbestlikle cezaevinden çıkarıldı. Ayrıca sosyal medya paylaşımları nedeniyle 11 aydan beri tutuklu olan tiyatrocu Cenk Dost Verdi denetimli serbestlikle cezaevinden çıkarıldı.

Yine bu süreçte Anayasa mahkemesinin KHK’lı barış akademisyenleri lehinde vermiş olduğu hak ihlali kararı önemli bir umut ışığı oluşturdu. Barış akademisyeni Doç. Dr. Tuna Altınel hakkında verilen hapis cezası konusunda da dergimiz yazarlarından Ömer F.Kurhan’ın yazısı, Türkiye’de ifade özgürlüğünün geldiği sürece dair önemli veriler sunmaktadır. Bugün yaşanan bir olumlu gelişme, Tuna Altınel’in tahliye edilmesi oldu.

Yakın zamandaki verilere baktığımızda kültür sanat alanında “Her şey çok güzel olacak” diyebilmek için henüz yolun başında olduğumuzu görebiliyoruz. Ayrıca yeni süreçte CHP’li belediyelerin demokratik ve halkçı bir kültür-sanat politikası konusunda nasıl adımlar atacağı da takip edilmesi gereken önemli bir olgu. Örneğin İzmir Büyükşehir Belediyesi 9 Eylül GSF meselesinde nasıl somut bir dayanışma gösterecek? İBBŞT Şehir Tiyatroları için demokratik bir tiyatro yönetim organizasyonu olacak mı? Belediye konferans salonları amatörlere, STK’lara, okullara ücretsiz olarak açılacak mı?

Yani kısacası mesele ifade özgürlüğü ve demokratik sanat eğitimi.

Yorum


işlemi tamamlayınız: