Cate Blanchett ve Nina Hoss, Londra’daki National Theatre’ın yeni yapımı Electra/Persona ile tiyatro sahnesinde buluştu. Benedict Andrews’un yazıp yönettiği yapım, Sophokles’in yaklaşık 2 bin 500 yıllık Electra tragedyası ile Ingmar Bergman’ın 1966 tarihli Persona filmini bir araya getiriyor. Oyuncuların rollerini dönüşümlü üstlendiği yapım, 10 Ekim’e kadar National Theatre’da sahneleniyor.
Londra tiyatro sezonunun dikkat çeken yapımlarından Electra/Persona, antik Yunan tragedyası ile 20. yüzyıl modernist sinemasının en önemli yapıtlarından birini aynı sahnede buluşturuyor. Benedict Andrews’un yönettiği oyunun başrollerini, daha önce Todd Field’ın Tár filminde birlikte kamera karşısına geçen Cate Blanchett ve Nina Hoss paylaşıyor.
Yapımın çıkış noktasını, Sophokles’in Electra’sı ile Ingmar Bergman’ın Persona’sı arasındaki doğrudan bağlantı oluşturuyor. Bergman’ın filminde ünlü oyuncu Elisabeth Vogler, bir Electra temsili sırasında aniden susar ve konuşmayı reddeder. Elisabeth ile onun bakımını üstlenen hemşire Alma arasındaki ilişki ilerledikçe iki kadının kimlikleri arasındaki sınırlar da giderek belirsizleşir.
Andrews, Bergman’ın filmindeki bu ayrıntıyı iki yapıtı bir araya getiren dramaturjik bir başlangıç noktası olarak kullanıyor. Sophokles’in tragedyasında babası Agamemnon’un öldürülmesinin yasını tutan ve annesi Klytaimnestra’dan intikam almak isteyen Electra’nın hikâyesi; Persona’nın kimlik, suskunluk ve oyunculuk üzerine kurduğu sorgulamayla yan yana geliyor.

Yapımın en dikkat çekici tercihlerinden biri Blanchett ve Hoss’un sabit rollerde oynamaması. İki oyuncu Electra ve Klytaimnestra ile Elisabeth ve Alma rollerini farklı temsillerde dönüşümlü olarak üstleniyor. Bazı gösterimlerde rol dağılımının yazı-tura ile belirlenmesi de oyunun kimlik ve oyunculuk üzerine kurduğu yapının bir parçası haline geliyor.
Böylece aynı yapımı farklı gecelerde izleyen seyirciler, Blanchett ve Hoss’u farklı karakterlerde görebiliyor. Electra bölümünde anne ile kız arasındaki çatışmanın iki tarafında yer alan oyuncular, Persona bölümünde de Elisabeth ile Alma arasındaki giderek karmaşıklaşan ilişkinin taraflarını değiştiriyor.
Andrews, iki eseri buluştururken tiyatro ile sinema arasındaki biçimsel farklılıkları da sahnelemenin konusu haline getiriyor. Özellikle Persona bölümünde kullanılan canlı kamera ve video projeksiyonlarıyla oyuncuların yüzleri siyah-beyaz yakın planlarla sahneye taşınıyor. Böylece Bergman sinemasının yüz, sessizlik ve yakın plan üzerinden kurduğu anlatım tiyatro araçlarıyla yeniden yorumlanıyor.

Oyuncu kadrosunda Blanchett ve Hoss’un yanı sıra Ella Lily Hyland ve Patrick Robinson da yer alıyor. Sahne tasarımını Magda Willi, kostümleri Merle Hensel, ışık tasarımını Jon Clark, video tasarımını Ash J Woodward üstleniyor. Yapımın müzikleri ise Joker ve Women Talking filmlerindeki çalışmalarıyla tanınan Oscar ödüllü İzlandalı besteci Hildur Guðnadóttir’e ait.
Londra basınında yapım üzerine yayımlanan ilk eleştirilerde özellikle Blanchett ve Hoss’un değişen roller üzerinden kurdukları oyunculuk ilişkisi öne çıkıyor. Buna karşılık Sophokles’in tragedyası ile Bergman’ın son derece sinemasal Persona’sının tek bir teatral yapı içinde ne ölçüde bütünleşebildiği eleştirmenler arasında tartışma konusu.
Electra/Persona, antik tragedyanın aile, yas ve intikam dünyasıyla Persona’nın parçalanmış benlik ve kimlik sorularını karşı karşıya getirirken, merkezine oldukça güncel bir soru yerleştiriyor: İnsanın kendisiyle oynadığı roller arasındaki sınır nerede başlıyor, nerede sona eriyor?
Electra/Persona, 10 Ekim 2026’ya kadar National Theatre’ın Lyttelton Theatre sahnesinde izlenebilecek.
