Tiyatro Sanat Olduğu Kadar Saygıdır

Pinterest LinkedIn Tumblr +

(Burhan Şeşen’in Birgün’de yayımlanan yazısının bir kısmını okurlarımızla paylaşıyoruz.)

Yıllardır tiyatronun içinde olduğum için oyuncuları çok severim. Onların dayanışmasını, yardımlaşmasını, aylar süren provalarda birbirlerini kollamasını, oyunlarda repliğini unutan olursa ona sufle verilmesini nihayetinde de bir salon dolusu alkışın paylaşılmasını. Dekor taşıyan, kostüm onaran, pano boyayan hepimizin bildiği tanıdığı birçok ünlü oyuncu oldu hayatımda. Hepsinin arasındaki tatlı rekabete şahit oldum ama bu, hiçbir zaman daha iyi olma çabasından başka bir yere taşınmadı. Yıllardır cevabını bulamadığım sorulardan birisi de sinema oyunculuğunun mu tiyatro oyunculuğunun mu daha zor olduğu. Ama şundan adım gibi eminim her sinema oyuncusunun tiyatrodan söz ederken gözleri parlar.

Gerek Hollywood’da gerekse Yeşilçam’da birçok ünlü oyuncu sinema endüstrisinin konforu ve maddi şartlarını göz ardı ederek, küçük salonlara oyunculuklarını taşıdı. Zira tiyatro daha sahici. O geceki sahne performansına göre seyirci sana notunu perde kapanmadan önce verecektir. Son zamanlarda -ne hikmetse- birtakım sponsorların da devreye girmesiyle tiyatro kabuk değiştirmeye başladı. Ömründe belki de hiç tiyatroya gitmemiş insanlar, dizilerden ya da sinemadan tanıdıkları ünlü isimleri daha yakından görmek “ben de oradaydım” demek için , instagram hikâyelerine malzeme yaptı tiyatroyu.

Tiyatro’nun sanat olarak var olabilmesi için güçlü bir metin, iyi bir reji, başarılı oyunculuklar gerekir, bunun dışında da maddi olarak tiyatro için yapılmış bir salon, iyi bir akustik, teknik ve herkesin görebileceği bir sahne.

Özellikle birçok belediyenin çok amaçlı salon diye adlandırdıkları yerde tiyatro olmaz. Öyle salonlarda ne sahnedeki oyuncu ne de seyirci mutlu olur.

Bundan yaklaşık 6-7 sene önce Şener Şen’in başrolünü oynadığı “Zengin Mutfağı”na gittim. Yerim de sahneye oldukça uzaktı. Şener Şen’in sahneye çıktığını seyircinin alkışlarından anladım. Tiyatro demek biraz da mimik, jest demek değil mi? Ben oyuncularda bunları göremedikten sonra nasıl bir oyun olduğunu nasıl anlayacağım? Kimse kusura bakmasın ilk perde sonunda oyunu terk ettim.

Günlerdir Zorlu’da sahnelenen “Satıcının Ölümü“ oyunuyla ilgili özellikle tiyatrocular arasında oldukça yoğun bir gündem oluştu. Mesleği gerçekten de tiyatro olan oyuncular, yazarlar, yönetmenler, tiyatro sahipleri; oyunun sergilendiği salona, bilet fiyatlarına ve sinemada alışık olduğumuz star sisteminin tiyatroya taşınmasına tepki gösterdiler. Burada ben de aynı fikirdeyim. Zira yazımın başında da belirttiğim gibi tiyatro bir kolektif harekettir. Ben yıllarca Levent Kırca ve Ferhan Şensoy gibi iki ustadan bu imece usulünü çok iyi öğrendim. Ayrıca eşimin de tiyatrocu olmasından kaynaklanan o kadar çok genç tiyatrocu arkadaşım var ki. Onlar sadece tiyatroya olan bağlılıkları ve sevgileri nedeniyle bin bir sorunla boğuşurken bir holdingin tiyatroya böyle bodoslama dalıp başrol oyuncusunun ücretini ödemesini de pek doğru bulmuyorum. Hal böyle olunca seyirci olarak da “kısmi görüş bileti” diye bir kategoriyle karşılaşmanız mümkün oluyor.

Ne demek kısmi görüş? Kardeşim sen zaten tiyatro izlemeye değil, ünlü bir oyuncuyu görmeye geldin. Tamam işte onu göreceksin gerisi ayrıntı. Böyle bir kategori olur mu? Tiyatro’da asıl olan sanat olduğu kadar seyirciye ve ustalara saygı da önemli.
Devamı için tıklayın.
Paylaş.

Yanıtla