Figen Zekier’in sahne projesi “Yaşam Refleksleri”, 23 Ekim akşamı DasDas İstinyePark’ta yeni sezonun ilk gösterimiyle izleyicilerin karşısına çıktı. Doksan dakika boyunca sahnede kalan Zekier, canlandırdığı Leyla karakteri aracılığıyla modern hayatın beklentilerini, insan ilişkilerindeki alışkanlıkları ve günlük koşuşturma içinde farkına varmadan geliştirdiğimiz davranışları mizahi bir anlatımla ele aldı.
Kimi zaman iş yerinde yaşanan bir anlaşmazlık, kimi zaman ilişkilerde tekrarlanan davranışlar, kimi zaman da farklı kuşakların hayata bakışındaki ayrılıklar… “Yaşam Refleksleri”, birbirinden farklı görünen bu deneyimlerin ardındaki ortak noktaya, insanların olaylar karşısında geliştirdiği tepkilere odaklandı.
Leyla’nın hikâyesine şarkılar ve seyirciler eşlik etti
Figen Zekier’in “hepimizin iç sesi” olarak tanımladığı Leyla, gündelik hayatın içinden seçilen durumlarla izleyicileri kendi yaşamlarından izler bulabilecekleri bir yolculuğa çıkardı. Gösterinin interaktif yapısı sayesinde seyirciler de zaman zaman anlatıya dahil olarak sahnedeki hikâyenin bir parçası oldu.
“Yaşam Refleksleri”nde müzik ise yalnızca anlatıya eşlik eden bir unsur değil, sahnede ele alınan konuları ve duyguları tamamlayan önemli bir parçaydı. Figen Zekier’in gösteriye özel hazırladığı şarkıların yanı sıra farklı dönemlerden, anlatılan hikâyelerle örtüşen şarkılar da canlı orkestra eşliğinde seslendirildi. Zekier’in kızı Duru Davutoğlu da içimizdeki çocuğu temsilen sahneye çıkarak şarkılara eşlik etti.
Figen Zekier gösteri hakkında şunları söylüyor: “Yaşam Refleksleri’ni hazırlarken çıkış noktam, hepimizin günlük hayatta farkında olmadan verdiği tepkilere biraz dışarıdan bakabilmekti. İş dünyasında ve eğitimlerimde edindiğim deneyimler bana, aslında birbirinden çok farklı hayatlar yaşasak da benzer durumlar karşısında ortak refleksler geliştirdiğimizi gösterdi. Bu hikâyeyi müzik ve mizahla sahneye taşıyıp izleyicilerle paylaşmak benim için çok değerli. Şimdi aynı deneyimi kurumların kendi dünyalarına da taşıyarak insanların birlikte gülmesine, düşünmesine ve belki de alışkanlıklarını yeniden sorgulamasına alan açmak istiyorum.”
